EY TAYYİP ERDOĞAN VE EY AVRUPA!

EY TAYYİP ERDOĞAN VE EY AVRUPA!

Tayyip Erdoğan geçenlerde Erzurum' da yine kükreyerek, "Ey Avrupa!" dedi. "Kapıları açıp Suriyelileri gönderseydik, kaçacak delik arardınız. Bize yalvardınız, 'Kapıları açmayın!' diye."

                Türkiye' ye silah satmak için birbirleriyle yarışan Avrupa devletleri, düzenleri altüst olur diye Suriyeli göçmenleri istemiyorlar.

                Tayyip Erdoğan, "Sınır kapılarını açarım," diye tehdit edince, dizlerinin bağı çözülüyor, "sus payı" olarak milyar dolarlar akıtıyorlar.

                Ama şantajın sonu yine de gelmiyor.

Tayyip Erdoğan hedef tahtasına koyduklarına, "Ey..." diye başlayan tehditlerle meydan okuyor ya...

                Ben de Tayyip Erdoğan ve Avrupa' ya "Ey," diye seslenmek istiyorum.

                Ey Tayyip Erdoğan, Ey Avrupa!

                Sizin uykularınızı kaçırmak ve halkın alın teri ile beslenen düzeninizin tekerine çomak sokmak bizim boynumuzun borcudur.

                Rahatınızı nasıl mı kaçırırız?

                Gün gelecek...

Yaptığınız zulme, hak gasplarına ve halkın canını yakan sömürü ve yoksulluğa karşı yüzbinler, milyonlar halinde sınır kapılarına yürüyüp başkentlerinizi insan seline boğacağız.

                O zaman şimdiki düzeniniz felç olacak.

                Bizim, Hindistanlı çiftçilerden bir eksiğimiz yok.

Hindistan' da on binlerce çiftçi birkaç hafta önce mahsullerine yüksek fiyat verilmesi, hükümetin çiftçilere verdiği kredilerden vaz geçmesi ve topraksız çiftçilere işlettikleri toprakların verilmesi isteğiyle uzun bir yürüyüş başlattılar.

Yürüyüşçü çiftçiler 170 kilometre yol kat ettikten sonra Azat Meydanı' na ulaşınca, Hükümet, taleplerini kabul etmek zorunda kaldı.

                Biz taşmış sabrımızla...

O uzun yürüyüşü başlattığımızda en ön safta yer alacağız.   

                Yolumuza barikat mı kuracaksınız?

Zafere kilitlenmiş o insan deryası önünde hiçbir barikat ayakta kalamaz.

Askerlere ve polislere ateş mi açtıracaksınız?

Biz öndekiler, 'Hiç durmayın, hemen ateş edin!' diye haykırarak, göğsümüzü kurşunlarınıza siper ederiz.

Hiç şüpheniz olmasın ki, en önde seve seve ölümü kucaklarız.

Bunu torunlarımız ve mazlum halkımız için yaparız.

Çünkü tarihten ve hayatın içinden biliyoruz ki, ağır bedeller göze alınmadan hak ve özgürlükler kazanılamaz.

Evet, dünyayı size dar ederiz ve siz "Kaçacak delik," ararsınız.

Ne şanslısınız ki, karşınızda miting yapmaktan başka bir şey bilmeyen aciz ve kötürüm bir muhalefet var.

Bu muhalefet, sırtına yediği her kamçıda acıyla çığlık atıyor ve yediği her tokatta öteki yanağını uzatıyor.

Kulakları sağır eden bu acıklı çığlıkların sonu bir türlü gelmiyor.

Ey Tayyip Erdoğan, ey Avrupa!

Şunu hiç aklınızdan çıkarmayın:

Bir gün...

Saltanatınızı yere çalacak insanlar mutlaka sahneye çıkacak...

Ve o kamçıyı elinizden çekip alacaklar.  

O kamçı mutlaka elinizden alınacak!

İşte o zaman kaçacak delik bulamayacaksınız. alinakavdo@gmail.com

25.03.2018 (Mahmut Alınak)

Yorumlar (1)

Yorum Yaz
Keşke biz biz derken soru işaretleri yerine sizin kim olduğunuzu da yazsaydın. Evet soruyorum siz kimsiniz?.......
Asil Türk27 Mar 2018 15:11:08

DİĞER YAZILAR