EŞEKLİ KÜTÜPHANECİ (2)

Fevzi Günenç

EŞEKLİ KÜTÜPHANECİ (2)

Mustafa Güzelgöz, kalkınmanın yolunun köylünün cehaletten kurtulmasıyla gerçekleşebileceğine yürekten inanmıştır bir kere. Bunun için ne pahasına olursa olsun köylere kitap götürmek ister.

Kütüphanede dizili kitapları seyrederken kendi kendine "bizim görevimiz kitaplara bekçilik yapmak olmamalı" diye düşünür. Kendince bir çözüm bulmuştur aslında:

Yüz kitap alan sandıklar yaptıracak, bunları eşeklerin sırtına yükleyip köylere taşıyacak ve dağıtacak.

Onbeş gün sonra aynı köye tekrar gidip okunan kitapları yenileri ile değiştirecek. Ancak, bunun için maaşlı bir memur ve 4-5 tane de eşek bulması gereklidir. 

Bunun üzerine 1957 yılında Ankara'nın yolu tutar. Dönemin Kütüphaneler Genel Müdürü Aziz Berker'in önünde istediği memur kadrosunu alabilmek için adeta yalvarır.

Ama ne fayda, odadan kovulur ve bu durumu içine sindiremediğinden kapının önünde ağlamaya başlar.

Sonunda haline acıyıp istediği kadroyu verirler. Büyük bir sevinçle memleketine döner. Göreve alacağı memura en az ilkokul mezunu ve eşek sahibi olması şartını koyar. Başvuruda bulunan dokuz aday arasından Bekir Koca'yı seçer ve birlikte çalışmaya başlarlar.

Mustafa Güzelgöz kütüphane kuramadığı köylere eşeklerle ulaşır. Karlık, Yeşilöz, Ağaçören başta olmak üzere sırayla bütün köyleri dolaşmaya başlar. Artık halk onu "eşekli kütüphaneci" olarak adlandırmaktadır. Kısa zaman içinde bütün köylerde tanınır ve yolu beklenir hale gelir.

Bir yandan kütüphanenin kitap sayısını artırmaya çalışırken diğer yandan da bir eşekle başlattığı dağıtımı 5 eşek, 2 katır ve 3 at olmak üzere toplam 10 hayvana çıkartır. Kısa zaman içinde 36 köyden oluşan büyük bir dağıtım ağı oluşturur şekli kütüphaneci.

Mustafa Güzelgöz'ün çalışmaları ve eşekli kütüphanecilik sistemi 1957 yılında Hayat Mecmuası'nda "Köylere giden kitaplık" adlı bir makale ile tanıtılır. Böylece adı ülke çapında da duyulur. Bu yazı Bakanlığın konuya ilgi göstermesine ve çalışmalara destek olmasına yol açar. 

Çalışmalarını misyonerlere özgü bir kararlılıkla sürdürmeye devam eder. En ufak bir ün peşinde değildir ama çalıştıkça ünlenir. Onu tanımak için araştırmacılar, yurt içi ve yurt dışından gazeteciler Ürgüp'e gelirler.

Amerika'dan, İngiltere'den gelen kütüphaneciler onun çalışmalarını inceleyip gördükleri karşısında hayrete düşerler.

Yürüttüğü çalışmanın boyutunu anlayabilmek açısından, 1990 yılında tüm Türkiye'de ödünç verilen kitap miktarının üçte biri kadar kitabı, Mustafa Güzelgöz'ün 1961 yılında sadece Ürgüp'ün köylerine dağıttığını söylemek sanırız yeterli olur.

Mustafa Güzelgöz 1960 yılında yapılan askeri darbe sonrası, dönemin valisi Rafet Yıldırım tarafından geçici olarak Ürgüp Belediye Başkanlığı'na getirilir.

Bir yıl süre ile bu görevi yürütür. Sonrasında çalışmaları daha çok sosyal hizmetler alanında ivme kazanır ve hepsi kendi alanında bir ilk olan çeşitli hizmetlere imza atar. 

Kadınların kütüphaneye gelip kitap okumaları için özel kadın günleri düzenler. Kütüphanelere dikiş makineleri koyar, halı tezgahları kurar. Bununla yetinmez, köy gençlerinden futbol takımları oluşturur.

***

Adı unutulmayacak, unutulmaması gereken bir kütüphanecidi Mustafa Güzelgöz. Bunca büyük işlere imza atan bir insanı Türkiye'nin nasıl ödüllendirdiğini(!) de yarın okuyup, birlikte ağlayalım.

 

 

13.10.2019 (Fevzi Günenç)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR