EŞEKLİ KÜTÜPHANECİ (1)

Fevzi Günenç

EŞEKLİ KÜTÜPHANECİ (1)

Adı Eşekli Kütüphaneci olarak tarihe geçen emekli öğretmen Mustafa Güzelgöz'ün özelliği şudur: Bakar ki kimse kitap okumak için kütüphaneye gelmiyor, o zaman kendisi de:

"Dağ bana gelmezse ben dağa giderim" anlayışıyla eşeklere yüklediği kitapları köy köy dolaştırarak, buların okunmasını sağlar. Sıra ayrıntılarda...

Baktım Yavuz İşcen kardeşimiz ayrıntıları benden de iyi anlatmış. O zaman ben de sözü de ona bırakmaktan iyisi olamaz dedim:

Okuyalım:

"İnsanların ürettikleriyle değil tükettikleriyle değerlendirildiği bir çağda anlatmak zor olacaktır Mustafa Güzelgöz'ü.

Yine de dilimiz döndüğünce anlatmak istiyoruz sizlere. Çünkü bazen bir tek kişinin bile kararlı ve istekli çalışmasının çok şeyleri değiştirebileceğine olan inancımızı korumak istiyoruz.

Anlatmak istiyoruz, çünkü bazen hayal gibi görünen idealler uğruna yola çıkanların, hayallerinin çok ötesinde şeyleri başarabildiklerini hatırlamak istiyoruz.

Mustafa Güzelgöz çağdaş bir Don Kişot versiyonu belki. Belki de, insanlığı aydınlatmak için tanrıların ateşini çalan modern bir Prometheus.

1921 Ürgüp doğumlu ve ortaokul mezunu Mustafa Güzelgöz'ün hikayesi, Anadolu'nun kıtlık ve yoksullukla boğuştuğu 1944 yılında, Tahsinağa Kütüphanesi'ne memur olarak atanmasıyla başlar.

Ekmeğin karne ile dağıtıldığı, II. Dünya Savaşı'nın yoklukla dolu yıllarında, Ürgüp'te kütüphane olması bile bir tesadüftür aslında. 

Tahsinağa Kütüphanesi, Ürgüp'te 1855 yılında 817 cilt kitapla kurulmuş. Kütüphanenin ilk yeri bugün Temenni Tepesi'nde bulunan tek odalı, kubbeli binaydı. Mustafa Güzelgöz'ün buraya memur olarak atandığı tarihte kütüphanenin 2300 kayıtlı kitabı bulunduğu biliniyor.

Biliniyor bilinmesine ama kitapların çoğu eski yazı (Arap alfabesi) olduğundan depoya atılmış durumdadır. 

Daha sonraki yıllarda Mustafa Güzelgöz, kütüphanenin kitap sayısını artırabilmek için olağanüstü bir çabaya girişir. Ülke genelindeki tüm Ürgüplülerin adreslerini toplayıp  hepsine tek tek mektuplar yazar ve kütüphaneye kitap göndermelerini ister.

Çabalarının kısmen olumlu sonuçlar vermeye başlamasıyla işine sevgiyle sarılır. 

Bu arada Demokrat Parti 1950 yılında iktidara gelmiş ve 1951 yılında Halkevlerini ve Halkevlerine bağlı olarak köylerde çalışan Halk Odalarının tamamını kapatmıştır.

Buralarda bulunan kitaplar ise dağılmış, yok edilmiş ve bir kısmı da depolarda çürümeye terk edilmiştir.

Mustafa Güzelgöz bu kitaplara sahip çıkarak yok olmalarını engellemek için, hepsini ortaokulun alt katındaki bir depoda toplamaya başlar. Hatta ilginçtir, Ürgüp Halkevinin kitaplarını fırında yanmaktan son anda kurtarır. 

Bir yandan da Ürgüp'e daha büyük bir kütüphane yapabilmek için kolları sıvar. 1952 yılında Tahsinağa Kütüphanesi'nin yeni binası yapıldığında kitaplar buraya bir öküz arabası ile taşınır.

1952 yılından itibaren Mustafa Güzelgöz, köylere kütüphane kurabilmek için çalışmalara başlar. Kapatılan Halk Odalarını kütüphane yapabilmek için  köy muhtarları ile görüşerek "Kütüphane Koruma ve Geliştirme Derneği" adıyla bir dernek kurar.

Derneğin çalışmaları sonucu ilk köy kütüphanesi Karain Köyü'nde açılır. Kısa zamanda kütüphaneli köy sayısı 12'ye çıkar. Yolu, suyu, elektriği olmayan köylerin kütüphanesinin olması köylüye garip gelir.

Köylü, "kütüphaneden önce yol, su, elektrik, köprü isteriz" dedikçe, Mustafa Güzelgöz, "istediğiniz şeylere sahip olabilmenin yolu okumaktan geçer, bunun için kütüphane gerekli" diye cevap verir."

***

Kütüphanecilerin yaşamı bir yazarın köşesine sığabilecek kadar kısa değildir. O nedenle bağışlayın, yarına bırakalım bu güzel serüvenin sonunu.

 

10.10.2019 (Fevzi Günenç)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR