Emile Zola oluyor bu ülkede  Emine Solan. İyi ki Varsın Şebnem Hocam

Atilla Karaduman

Emile Zola oluyor bu ülkede Emine Solan. İyi ki Varsın Şebnem Hocam

Fransa’da yaşanan Dreyfus davası, hiç kuşkusuz bu tür olayların en ünlülerinden birisidir. Bizde de Şebnem Hoca'nın davası bir benzerlik gösteriyor...

19’uncu Yüzyılın sonlarında, Fransa’da Albert Dreyfus adlı Yahudi kökenli bir subayın haksız yere casuslukla suçlanarak yüzeysel bir yargılama sonucunda zindana gönderilmesi olayı, Dreyfus Davası olarak adlandırılır.

Dreyfus Davası yalnızca bir hukuk ve ayrımcılık olayı değildir.
Bu dava çerçevesinde; Fransa toplumunda güç dağılımı keskinleşmiş, kilise ve devlet işlerinin ayrılması gibi sarsıcı önlemler alınmış, sağdaki milliyetçiler ile soldaki anti-militaristler arasında uzun sürecek bir kutuplaşma doğmuştur.

Yargılama süreci sonrası Dreyfus suçlu bulunmuş ve ömür boyu hapse mahkûm edilmiştir. Temyiz başvurusu da sonuç vermemiş, Dreyfus cezasını çekmek üzere Şeytan Adası’na, yani Henri Charriere'nin “Kelebek” adlı romanındaki meşhur cehenneme gönderilmiştir.
Fransız Gazeteci Emile Zola, 13 Ocak 1898’de, L’Aurore gazetesinin baş sayfasında “Suçluyorum” başlıklı bir mektup yayımlayarak Dreyfus’un mahkûm olmasına neden olan ırkçı tavrı ve Fransız kurumlarını eleştirmiştir.

Emile Zola, o zamanki Fransa Cumhurbaşkanına hitaben yazdığı yazısını şöyle bitirmiştir:

“ …Gerçek su yüzüne çıkıyor ve hiçbir şey onu durduramayacak. Olay ancak bugün başlıyor, çünkü konular ancak bugün açık olarak ortaya çıktı. Bir yanda ışığın parlamasını istemeyen suçlular, öbür yanda ışığın parlaması için canlarını verecek doğrucular.

Gerçek toprağın altına kapatıldığı zaman, orada öyle bir toplanır, öyle bir patlama gücü kazanır ki, patladığı gün her şeyi kendisiyle birlikte havaya uçurur. İleri de yıkımların en gümbürtülüsünün hazırlanıp hazırlanmadığını göreceğiz…”

Dreyfus kendisine “Yaşasın Dreyfus!” diye bağıranlara tarihi bir cevap vermiştir:

“Hayır, yaşasın hakikat!”

Gelelim ülkemize...

Şebnem Korur Fincancı hapse girecek...

Dünya ödülü almış birisi..

Ve bakın ne diyor:

" Cizre Raporu'nun devletin canını çok acıttığını biliyoruz zaten. Daha rapor çıkar çıkmaz, üç ay içinde beni derdest edip 10 gün de olsa cezaevine gönderdi devlet."

“Madalya takmaya devam ediyorlar”

Dolayısıyla onların canı yandı. Ne iyi ki, hissediyorlar bir şeyler. Hala aslında suçluluk duygusuyla boğuşuyorlar. Farkındalar, orada yüzlerce sivilin öldürüldüğünü ve bunun açıkladıkları gibi olmadığını... Bu ceza da aslında onun cezası.

“Bir yerden ceza vereceklerdi. O yüzden hepimizden birer birer nasıl intikam alacaklarını hesaplayarak, aslında ortak bir eylemin, suça ortak olmama iradesinin ayrıştırılmış bir yargılama süreciyle karşı karşıyayız.

“Ama bu bir onur diye düşünüyorum ben. Bize madalya takmaya devam ediyorlar."

Ve  bu ülkede Emile Zola,oluyor Emine Solan...

YAŞASIN ADALET DİYELİM

  Retweetledi

Sezgin Tanrıkulu Retweetledi:

Emile Zola’nın mahkemece “Emine Solan” diye anlaşıldığını ve zabıt altına bu şekilde alınmaya çalışıldığını unutmayalım. 

19.12.2018 (Atilla Karaduman)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR