EH, BAZEN DE...

EH, BAZEN DE...


Kötü bir günümdeyim dostum… Ben de kötü hissedebilirim, hatta arada bir de olsa bunu dile de getirebilirim, değil mi?Ben de kendimi “Birilerini eğlendirdiğim, oyalayabildiğim, o sırada kafalarını dağıtmak istiyorlarsa bunu sağlayabildiğim, gönül gezintilerinin haritası üzerinde bir uğrak yeri olabildiğim sürece var olan,” gibi hissedebilirim… Yanlış bile olsa…Ya da birileri için, kendilerine karşı varoluşumdan kaynaklanan ve doğal buldukları görevlerimi yerine getirebildiğim kadar var sayıldığımı… Haksız bile olsam, bu şekilde hissedebilirim ben de…


Bazen de insan, ne kadar zevkle, keyifle de yapsa, “yapmak zorunda” olduklarının ya da öyle olduğunu sandıklarının altında ezildiği duygusuna kapılabiliyor. Böyle zamanlarda da karamsarlık baskın çıkıyor… Ve tam da böyle zamanlarda tek başınalığı, karşısında daha bir devleşiyor. Çünkü paylaşmak istiyorsun...Yorgunluktan olsa gerek…  


Yaşam sürerken, yanında olmaktan da, yanımızda olmasından da mutluluk ve gurur duyacağımız, içimizi serinleten, zenginleştiren insanlar gelip giriyor hayatımıza. En çok da güzel, keyifli, sevinçli hallerimizi paylaşmak istediğimiz kimseler… Sevincimizi bulaştırmak, böylece birlikte çoğalmak, çoğaltmak istediklerimiz… Bizi sağaltabileceğine, onu sağaltabileceğimize inandıklarımız...“Yoldaş” olacak sandıklarımız… Yoldaşı olmayı umduklarımız… Ve yine böyle zamanlarda artan “Keşke…” lerimiz, “Ne olurdu, …”larımız.


Birden yüz yüze kalıyoruz ki, o “Hayatımıza gelip girenler,” aslında “Geçerken uğramış.” Bir kısa mola yeri olmaktan öte anlamının olmadığı gibi bir duygu ki, en ağırı bu.Sonra yine birden, hatırlıyorsun: “Yahu pek zayıfım, pek kötüyüm, iki dakika için elimi tut,” dediklerinin, “Vah vah, ama bence şimdi zamanı değil, ……” falan deyip arkasını dönmesi geliyor aklına… Bir sıcak dokunuşun çok şeyi halledebileceği anlarda... Üstelik, onun da böyle anları olduğunu bildiğin birileri... = Evet, sadece bir mola yeri’sin! Bir "." (nokta) kadar değerin yok aslında.


Ya, belki de hepsi yorgunluktandır, ne bileyim.Yorgunluktandır bu saçma-sapan düşünceler… Birilerine haksızlık ediyorumdur… belki… yorgunluktan…Ama tersi kanıtlanmadıkça-yaşatılmadıkça bilemiyorsun ki…


Neyse, pek bunalmışım anlaşılan, saçmalarım işte, bari bu hakkım olsun…Geçer... Bunun da üstesinden gelinecek elbet… Hep olduğu gibi…


Yine de seviyorum seni dostum. Haydi, siyasete falan bakalım, hayata, ya da “Lay lay lom!”

(Söz, bundan sonra “Eğlenceli” bir şeyler yazarım!)

16.06.2014 (Lale Dilligil)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR