DÖNEK'lik

DÖNEK'lik

 

 

İnsanlar yaşadıkça, okudukça, görüp-izledikçe hayata bakışları-algılayışları da gelişir, bildiklerine ve deneyimlerine yenileri eklendikçe düşünceleri ve görüşleri de evrilebilir, değişebilir.

Nereden hangi yöne doğru olduğu fark etmez, sorgulanamaz da… Yaşam algısı ve bakışı öznel bir şey, herkesin kendine ait olanı istediği gibi gerçekleştirme ve buna göre yaşama hakkı var ve tartışılamaz… 

Ne zaman ki bu değişim siyasal/ekonomik/sosyal vb. bir çıkara dayanır, işte o zaman bir durup bakmalı. 

Ne zaman ki –son zamanlarda giderek örneklerine daha sık rastlar olduğumuz gibi- ülkede esen genel havaya, toplanacak parsadan kapılacak payın büyüklüğüne, vaat edilen mevkiin cazibesine göre değişebilir durduğun yer; ne zaman ki akşam ak deyip yattığına sabah kalkınca kara dersin, işte o zaman adın bal gibi“dönek” olur. 

Dün içinde yer alıp aslanlar gibi savunduğu görüşü bugün yerden yere vuran, dün omuz omuza olduklarına bugün olmadık hakareti yağdıranın adı, basbayağı “dönek”tir. Hatta yerine göre “hain”

“Dönek”ler, ister gazeteci-yazar, ister başka meslekten, kim olursa olsunlar, artık öncelikli sıfatları kaçınılmaz olarak “dönek”tir. 

Çok tanık olduk böylelerine kuşkusuz. 

Dönen, yeni konumuna “layık” olabilmek için –ola ki biraz da vicdanı gıdıkladığından bunu yenmek çabasıyla-, geride bıraktıklarına yüklenir kıyasıya… Sanki iki gün önce orada olan kendisi değilmiş gibi… 

Terk edilen taraf ise, o terk edilmişliğin verdiği hırsla yalnızca o döneği değil, onun gittiği yeri de hedef alır… 

Yeni konumun bir sorunu yoktur, kendini kazançlı sayar, ta ki… 

Bu manzarada bana oldum olası komik gelen, bu tartışmanın sürüp gitmesi, koca koca adamların bir “dönek” üzerinden birbiriyle hesap görmeye çalışmasıdır. Eksene onu yerleştirerek, onu muhatap alarak... 

Traji-komik bir durum bu, zira bir dönek bir kere döndü mü, her an yine dönebilme potansiyelini de yüklenir. Yani o, artık iki taraf için de “beş para etmez”dir aslında, kimin işine ne kadar süreyle ve ne ölçüde yaradığına bağlıdır varlığı… 

Güvenilmez bir “mal”dır, bir dönek artık. İşlevi tükendiğinde bir kenara atılacak bir çöp. 

Yine de “dönek”lerin herkese verdiği en büyük zarar, eski konumunu da yenisini de kirletmesi, töhmet altında bırakması, ikisini de değersizleştirmek üzere kullanılabilmesi. 

Son dönemde iki örneğini gördük bunun: 

Biri, bir tarafa kendini “can simidi” olarak pazarladı ve sattı da… 

Diğeri, altındaki zeminin kaymakta olduğu hissine kapılınca, kendini bu ülkede her dönemim güvenli(!) sayılan bölgesine savurdu. 

Şimdi ikisi de kendilerini düşürdükleri durumun gereğini yapıyorlar… Gittikçe batıyorlar, toz-duman yatıştığında orta yerde kalakalacaklar. 

Kızmayın, uğraşmayın, acıyın onlara… 



Lâle DİLLİGİL 

24.07.2013



24.07.2013 (Lale Dilligil)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR