DİKTATÖRLÜKLERDE ATMOSFER  OKSİJENSİZDİR

DİKTATÖRLÜKLERDE ATMOSFER OKSİJENSİZDİR

"Politikacının dili sivri değil kıvrımlı olur." Vigtor Hugo

 

"Diktatörlüklerde rejim değişikliği, genellikle hükmeden güçlü elitin düş kırıklığına uğramış üyelerinin yön değiştirmesiyle başlamaktadır.

Bu tepeden inme inisiyatif bir halk hareketine ilham verebilir...

 

Diktatörlüğe savaş açarken, iktidardaki zayıflatmak, ideolojik açıdan aralarına nifak sokmak ve karşı elitleri desteklemek hedeflenmelidir...

 

İktidar elitinin aksine, diktatörlüklerde elit dışındaki kitlelerin kenetleyici ideolojileri yoktur.

 

Halk kitleleri baskın bir ideoloji tarafından ezilmezler.

Onları ezip bunaltan evlerine bir somun götürmek ve faturaları ödemek için verdikleri geçim kavgasıdır.

 

Kitleler, gerek yaşam koşullarından gerekse rejimin kötü idaresinden muhtemelen fazlasıyla bıkmışlardır.

 

Doğası gereği yolsuzluğa ve verimsizliğe batmış olan kapalı sistemde, bir diktatörlükte yaşamaktadırlar.

 

Elit dışında kalan kitleler bu talihsiz gerçeğin bilincindedirler.

Onların uyandırılmaya değil örgütlenmeye ihtiyacı vardır.

 

Elit dışında kitlelerin zamanı yoktur – faturalarını ödemek için sabahtan akşama kadar çalışmanın yükü binmiştir omuzlarına- ayrıca hoşnutsuzluklarını yönlendirebilecek liderlikten ve etkili örgütlenmeden yoksundurlar." (Diktatörlüğün Psikolojisi Syf: 284)

 

***

Yukarıda okuduğunuz satırlar, İran kökenli ABD vatandaşı Akademisyen Fathalı MOGHADDAM'a aittir.

 

İran'daki Humeyni devrim ve diktatörlüğünü birebir yaşamış ve ülkesini terk etmek zorunda kalmış değerli bir adamıdır...

 

Okuduklarımızdan şunu anlıyoruz ki...

 

Her ülkede diktatörlükler, halka demokrasi ve güzel yaşam vaatleri ile gelmekte...

 

Hiçbir DİKTATÖR, sizi ezeceğim, ananızı ağlatacağım, doğduğunuza pişman edeceğim söylemleriyle gelmez. İlk gelişine doğru ağzından bal damlar...

 

Ancak yönetimi ele geçirince de bunların fazlasını yaparak milletin canına ot tıkar...

 

Hitler ve Humeyni diktatörlüklerini yani facialarını inceleyiniz...

 

***

DİKTATÖRLÜKLERDEN bizar olmuş ve insanca yaşayabilmek konusunda umutlarını yitirmiş halkların; kurtuluşları için olmazsa olmaz denilebilecek iki şansları vardır...

 

Diktatörlüklerin yıkılması için, yukarıdaki satırlarda da belirtildiği üzere birincisi DİKTATÖRLÜK elitlerinin BİRBİRİNE DÜŞMELERİ

 

İkincisi ise; HALKIN sokaklara dökülerek güçlü biçimde yollarda, alanlarda

PROTESTO içerik ve eylemli tepkisi ortaya koymasıdır.

 

***

Özellikle Müslüman ülkelerde ki DİKTATÖRLER yani TEK ADAMLAR dini ve din istismarını varlıkları ve yaşamları için mutlaka en üst seviyede tutarlar!

 

DİKTATÖRLÜKLERDE yapılan seçimlerin hiçbir anlamı ve güvenirliği yoktur.

Çünkü seçimlerin hepsi şaibe ve hile ekseninde yapılmaktadır...

 

Seçim sandıkları dini mekanların, camilerin avlularına ya da önlerine konulur....

 

İmam hoca diye geçinen alçak DİKTATÖR MAŞALARI ise; halkı aldatmak, gerçekleri saptırmak ve yönetime kul köle yapmak adına yüklü misyon yüklenmişlerdir...

 

Baştakiler ise, yaptıkları konuşmalarında; bu dünyadaki rezilliklerini gözlerden kaçınmak için, halka yönelik olarak sürekli öbür cihandan, ahiretten, ölümden söz ederler...

 

Din boyasıyla; saf, temiz, cahil ve fakir fukara halkın beyinlerini her renge boyarlar...

 

Boyana boyana kurutulmuş duruma gelmiş beyinler...

 

DİKTATÖRNÜN yani TEK ADAMIN aradığı ve konumlandırdığı insan tipleri olarak...

Seçim sandıklarına mankurtlaşmış bireyler olarak gider ve diktatörlüğü daha da yeşertirler...

 

SONUÇ OLARAK...

 

Hiçbir DİKTATÖRLÜKTE yani TEK ADAMLIKTA; o ülkenin atmosferinde yeterli OKSİJEN, gönüllere huzur veren kaliteli ve ÖZGÜR YAŞAMIN ZERRESİ yoktur...

 

İnsanlar sürekli korkutularak ve de din boyasıyla boyanıp, adeta mahzenlerde, dehlizlerde karanlık bir dünyanın insanları olarak yaşarlar...

 

Böyle ülkelerde, diktatörlüğün yıkılması için...

Olmazsa olmaz şartlardan biri ve en önemlisi olan HALKIN yollara, sokaklara çıkarak, KARANLIK YÖNETİMİ sarsacak ölçüde sonuna değin şiddetli PROTESTOLARINI SÜRDÜRMELERİ kaçınılmazdır...

 

NOT: ULU ÖNDER ATATÜRK'e ve şerefli mazisine ve ailesine yönelik alçakça sözlerde bulunan, şerefsizleri burada şiddetle ve hiddetle kınıyoruz!!!

11.05.2017 (Burhan Özbey)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR