DİKTATÖRE BAK DİKTATÖRE (3)

DİKTATÖRE BAK DİKTATÖRE (3)

Dünyanın gidişatına bakıldığında, demokratik her ülke için diktatörlük tehlikesinin yaşanabileceğini, "DİKTATÖRLÜĞÜN PSİKOLOJİSİ" adlı kitabında uyarıcı anlamda ısrarla belirten İran asıllı ABD vatandaşı akademisyen Fathallı MOGHADDAM'ın; Diktatörlük hakkında ki tespitlerini, yaşadıklarını ve görüşlerini; başucu kitabımız "DİKTATÖRLÜĞÜN PSİKOLOJİSİ" nden, üçüncü yazımızda da sizlerle paylaşmayı sürdürüyoruz.

 

***

"Halkın oylarıyla iktidara geldikleri halde, demokratik kuralları yıkmaya ve kendi kurallarını koymaya meyilli bazı liderlerde açık açık görülür...

 

İktidara ilk kez 1998 seçimleriyle gelen eskiden bir subay olan Venezuela

Devlet Başkanı Hugo CHAVEZ bu duruma iyi örnektir. İktidara geldikten sonra CHAVEZ, ebedi başkanlığını tesis edecek şekilde anayasanın değiştirilmesi sağladı.

 

2012 Şubat'ında Senegal Devlet Başkanı Abdoulaye Wade de üçüncü kez başkan seçilmesi için gereken süreci başlatarak ebedi başkanlığının zeminin hazırlamaya başladı ki Senegal anayasasına göre en fazla iki dönem yapabilir.

 

Tabi Senegal'de bu şekilde uzatılmış başkanlıkların artık bir gelenek haline geldiğini söylemeye gerek yok: 1960'da Fransa'dan bağımsızlığını kazandığından beri Senegal, 40 yıl boyunca sadece iki başkanı tarafından idare edildi...

 

Rusya'nın kadim çarlarından ve onların ardılı olan komünist diktatörlerden gelen geleneğin bir varisi Vladimir Putin'le kıyaslandığında sönük kalmaktadır.

Elbette Putin Rusya'da ki halk seçimlerini kazanarak iktidara geldiğini söyleyebilirsiniz...

 

Fakat seçimlerin hür ve adil seçimleri olmaması bir yana MUHALİF ADAYLARIN KAMPANYA YÜRÜTMELERİNE DAHİ İZİN VERİLMEMİŞTİR: (Syf:70)

 

*** 

"İran devriminin şahlanışı sırasında, farklı politik görüşlerden milyonlarca İranlı haklarını aramak için Tahran'ın, Siraz'ın, Meşhed'in İsfahan'ın ve ülkenin diğer büyük kentlerinin caddelerini doldurdular.

 

Humeyni ve diğer liderler, Şahlık diktatörlüğünü devirmek için konuşmalarında hep haklardan dem vurdular.

 

Fakat devrimden sonra, Humeyni tüm güç odaklarının kontrölünü eline geçirir geçirmez konuşmalarının içeriğinde görevler ön plana çıktı.Artık halkın görevi, İslami esaslara göre kurulan hükümete itaat etmekti. İtaat etmeyenler önceki diktatöre şapka çıkartacak kadar sert muameleye karşılaşmışlardı.

(Syf: 85)

 

***

"Devrimden önce beklentileri yükselten Humeyni, İranlıların nasıl yoksulluk içinde süründüklerini ve Şah rejiminin İran halkına hak ettiği hizmetleri sağlamada başarısız olduğunu bilhassa vurgulamıştı.

 

İran'a kaçak yollardan sokulan ve halk arasında dağıtılan, kasetten alınmış konuşmalarda, Humeyni bol keseden atarken, devrimden sonra İranlıların yaşam koşullarının nasıl iyileştirileceğini, bir çok hizmeti devletten ücretsiz nasıl alacaklarını ve yüksek standartlarda bir yaşamın tadını çıkaracaklarını vaat ediyordu.

 

Devrim öncesi konuşmaların tümü, İran'da devrim sonrası konuşma kayıtlarından iz bırakmamacasına çıkarılmıştır...

 

Devrimden sonra iktidarını sağlamlaştırır sağlamlaştırmaz Humeyni mesajlarını kökünden değiştirdi.

 

Bu dünyanın hiçbir değeri yoktur. Maddiyat kıymetsizdir. Allah'ın inayetine erişmek için çabalamalı ve sadece ahiretteki kaderimizi düşünmeliyiz. Maddi yaşama değer vermeyin; kendinizi ruhani yaşama adayınız!

 

Bu maddi dünyada yaşam koşulları ve maddi koşullar hakkında hakkında ki beklentileri  sarsıcı bir şekilde düşüren Humeyni söylemini değiştirmiş  ve İranlıların beklentilerini dibe vurdurmuştu." (Syf: 97)

 

***

 

Değerli okurlar.

 

Dünyada ki diktatörlerin (TEK ADAMLARIN) durumu, serüveni ne yazık ki hep böyle..

 

Din çoğu zaman, masum halkları ve ülkeleri ele geçirmede en büyük istismar konusu olmakta.

 

Cahil, kültürsüz, yoksul insanları din yoluyla sömürmek, onları vatandaş olmaktan öte kul (diktatörün kulu) yapmak hiçbir devirde zor olmamıştır...

 

Örneklerini ibretle görüyoruz, görmeye de devam edeceğiz.

 

Diktatörlerin...

Seçimle de gelseler, diktatörlük hayaline ve ihtirasına kapıldıklarında; hedeflerine ulaşmak, halkı aldatmak (uyutmak) ve kaleyi fethetmek için yaptıklarının başında...

 

Din sömürüsüyle birlikte, halka bol bol vaatlerde bulunmak...

 

Her bakımdan çok güzel ve huzurlu yaşamlarla milleti buluşturacaklarını cilalı ve parlatılmış sözlerle durmadan halka sunmak...

 

İnsanlara  adeta dünya cenneti yaşatacaklarını sürekli pompalamak; hiçbir zaman vazgeçmedikleri taktikleri, YALANLARI ve RİYAKÂRLIKLARIDIR!...

 

(Devam edecek)

27.03.2017 (Burhan Özbey)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR