DEVRİMCİYE DE AMERİKAN HASTANESİ’NDE ÖLMEK YAKIŞIR (!)

Nazlı Bildirici

DEVRİMCİYE DE AMERİKAN HASTANESİ’NDE ÖLMEK YAKIŞIR (!)

Tarık Akan’ın kaybı üzerine ortaya saçılan lağım çukuru mâlûmunuz, ancak en bayağı ve yersiz olan söylemlerden biri şüphesiz ki yıllarca işitmekten bıktığımız ‘solcu hiç Amerikan Hastanesi’nde tedâvi olur mu’ söylemi…

Öylesine kinle dolusunuz ki, toprağa 5 dakika çıplak ayakla bassanız; içinizdeki kinle toprak kuruyacak be. Ağzınızda çiğneyip çiğneyip tükürdüğünüz eskimiş 'elitist laikçiler' sakızını ucundan tutup sündüren liberallerle birlikte çerçeveletip duvarınıza asın mağduriyetinizi(!)

Fakirliği paylaşmakla zenginliği paylaşmak çok farklı şeylerdir; solculuk ahlâkî bir pozisyon ya da fukarâlık edebiyatı değildir canım kardeşim. Solcular fakirliği paylaşmak için değil, zenginliği paylaşmak için mücadele ederler. Zenginler de 1 liralık döner-ayran yesin değil, fakirler neden 120 liralık lahmacun-ayran yiyemiyordur asıl mesele. Ve dahası, asgari ücretin durumu mâlûm iken lahmacun neden 120 liradır? Solcuların gündemi budur. Dolayısıyla herkes 1 liralık döner-ayran yesin, dizanteri olsun, sürüm sürüm sürünelim, ne kadar perişan olursak o kadar sosyalist oluruz değildir mevzu.

Amerikan Hastanesi üzerinden algı manipülasyonu yapmaya çalışmak da en hafif tâbiriyle aymazlıktır, ahlâksızlıktır. Amerikan Hastanesi'ni kuran irâdeyle, sağlık hizmetini paralı hâle getirenlerle, ülkenin sağlık sistemini kuşa çevirenlerle mücadele edilmeli; yoksa gariban Mehmed'im doktora gidemediği için ölmüş, imkânım varken ben de gitmeyeyim mâdem, onda yoksa bende de olmasın söylemi çözüm değildir. O'nda neden yok, neden??? Ben o imkânlara ulaşabilirken, o neden ulaşamıyor bütün mesele!!

Ne yapsın yâhu insanlar?! Benim dayım eşek sırtında doktora ulaştırılmaya çalışılırken öldü. Elektriği, suyu, yolu olmayan yoksul bir köyde yaşıyordu. Ne yapalım yâni, biz de mi ölelim? Ben memur çocuğu olduğum ve ailemin benden önceki iki çocuğu da ülkenin sağlık sistemi yüzünden doğumda öldüğü için Amerikan Hastanesi'nde doğdum. Şimdi, hayatta kaldığımız için sizden özür mü dilemeliyiz? Memur bir aile olarak yıllarca yaşamak zorunda bırakıldığımız ev sobalı, kapısı-camı olmadığı için kapısına ve camına naylon gerilmiş, boyasız, tavanı akan, sâdece kaba sıvası yapılmış, böceklerle dolu bir gecekonduydu. Evet büyüdük, avukat olduk ve sağlık güvencemiz bile yok, Bağ-Kur primlerimizi yatıramıyoruz; başımıza bir kaza gelir de makineye bağlı kalırsak fişimizi çekin diyoruz, sülâlemizi satsak hastane masrafını ödeyemeyiz çünkü. Ama imkânımız olsa en güzel hastanede tedavi oluruz ve solcuyuz. Bağ-Kur primlerimizi yatırmaktansa, elimize geçen parayla saçımızı boyamayı ve kıyafet almayı tercih ediyoruz, daha doğrusu tercih etmek zorunda kalıyoruz. Çünkü adliyenizde avukatlık stajı yaparken, başka pantolonumuz olmadığından 'kot' pantolon giyiyoruz diye hâkimleriniz tarafından azarlanıyoruz. Ama kıyafetimize ilişkin yaşadığımız sorun 'baş örtülü' bacılarımız kadar ses getirmiyor tabiî. Adliyede işimizi görürken kâtip zannedilip zorluk yaşamamak, ciğeri beş kuruş etmeyen insanlar tarafından azarlanmamak, öğrencilik yıllarında olduğu gibi hep aynı kıyafetleri giyiyoruz diye dalga geçilmemek için, Bağ-Kur primlerimizi yatırmak yerine imkânlarımız ölçüsünde bakımlı ve şık görünmeye özen gösteriyoruz. Düzeniniz bunu dayatıyor çünkü, bu bizim ayıbımız mı şimdi? Toplumun çoğunluğunun imrendiği bir mesleği yapan insanlar bile bu durumda işte, kimin ayıbı bu? Peki, bizim gibiler neden güvencesiz çalışıyor, devlet memuru olamıyor biliyor musun? 'Solcu' olduğu için. Yoksa, kot pantolon giydiğimiz için bizi azarlayan hâkimden daha aptal olduğumuz için mi onun yerinde değiliz sanıyorsun? Velhâsıl-ı kelâm; çöplüklerde mi yaşayalım lan, hiç mi insanca bir yaşam yüzü görmeyelim?? Yoo dostum yoo, sen solculuğu çok yanlış anlamışsın. Tarık Akan'ın koşullarında yaşayamadığımız için de ona en ufak bir gârezimiz yok, helâl olsun diyoruz. Zîra, hayatını mücadeleye adamıştır, ekonomik durumu görece iyileştikten sonra kendisi gibi olmayanların sorunlarına sırtını çevirmek yerine, onların da insanca yaşama koşullarına erişmesi için var gücüyle çaba göstermiştir. Küba kansere karşı yeni tıbbî buluşlar yapsın, biz Türkiye'deki solcular da ülkedeki sağlık sistemini protesto edeceğiz diye ölelim; ülkeyi yabancı sermayeye peşkeş çeken, sağlık hizmetini özelleştiren, ülkenin sağlık sistemini mahvedenler bize seçenek bırakmadığı için özel hastaneye gittik diye utanalım, oldu canım. Düzen başka seçenek mi bırakıyor sana? Düzeni değiştirmeden bu seçeneklerin dışına çıkamayız.

Az buçuk temiz-pak giyinen, eğitimli insanları elit diye aşağılayan yobaz taşra burjuvalarının hâkim ideolojisi altında eziliyoruz, aslolan bu!

17.09.2016 (Nazlı Bildirici)

Yorumlar (1)

Yorum Yaz
Gazetemize hoş ve akıllı bir kalem daha gelmiş. Hoş geldiniz! Sevgiler...
Vildan Sevil26 Ara 2016 01:12:30

DİĞER YAZILAR