DAVUTOĞLU'NU TANIYALIM

DAVUTOĞLU'NU TANIYALIM

Gorki de kim, ula!” adlı kitabımda Davutoğlu ile ilgili bir bölüm vardı. Kendisinin psikolojik durumu ile ilgili bir yazıdır. Okuyanlar hatırlayacaktır.


Davutoğlu karakterini tanıyınca, “Erdoğan bu hatayı nasıl yaptı?” diye düşüne bilirsiniz, ama Davutoğlu’nu Başbakan yapan Erdoğan değil, Obama’dır.


Normal şartlarda AKP içinde hiç kimsenin sevmediği, insanlara selam bile vermeyen bu adamın Başbakan olma şansı yoktur.


Davutoğlu, Konya Taşkent’lidir. Taşkentliler bilir; orada “Davutoğlu kibri” deyimi vardır. Bu bir yakıştırmadır ve kibirli olan insanlara, “bunda Davutoğlu kibri var” denir. Elbette bu yakıştırmanın çıkma sebebi, Davutoğlu sülalesinin bizzat kendisidir.


Hatta bir söylentiye göre; Taşkentli iş adamları vakti zamanında bir anonim şirket kurarlar. Şirketin kasası da Davutoğlu ailesinin muhasebecisidir. Şirket iyi de iş yapar. Büyük paralar dönmeye başlar. Fakat sonradan bir bakarlar ki, ortada para filan kalmamış. Paralar buhar olmuş. Muhasebeci ortadan kaybolur. Sonra bulurlar ve öğrenirler ki adamın bir suçu yok. Paralar Davutoğlu’nun babasında. Bir bakıma aile serveti de buradan gelir.


Biz anlatanların yalancısıyız. Bir gün bir araştırmacı konuya eğilir ve gerçekleri ortaya çıkartırsa biz de seviniriz.


Öyle kibirlidir ki, Ankara’ya Bakan olarak geldiğinde, “ben sıradan bir evde oturamam” diyerek, 35 bin TL kirası olan bir eve taşınmıştır.


Yüz analizi ve hareket tahlili yapan insanlar, Davutoğlu’nun basın açıklamalarında, ya da TV konuşmalarındaki ifadelerinin hastalıklı bir ruha ait olduğunu hemen anlayabilirler.


Soruyu soran gazeteciyi küçümser. Muhataplarını hafife alır. Yüzünde sürekli konuşlandırılmış zoraki gülümsemenin altında “sen benim kim olduğumun farkında mısın?” iması vardır.


Davutoğlu’nu, Obama’nın evlatlık almasının sebebi, Davutoğlu’nun yazmış olduğu “Stratejik Derinlik” kitabıdır.


Bahsi geçen “Strateji” öyle derindir ki, çölün dibine batmıştır.


Onu yazanda, kendi sığlığında boğulmaya mahkûmdur.


Kitabı uzun uzun anlatmaya gerek yoktur. Kitaptan birkaç cümle işi özetleyecektir:


“ Türkiye’nin stratejisi, ABD’nin stratejisi olmalıdır. Türkiye, eğer gelecekte bölgede söz sahibi olmak istiyorsa, ABD’nin bölgedeki planlarına uygun hareket etmelidir.”


İşte bu derinlik, Davutoğlu’nun evlat edinilmesini ve Başbakanlığa kadar yükselmesini sağlamıştır.


Yine ABD kayıtlarında, kişilik tespiti notunda “tehlikeli ve deli” olarak tanımlanmıştır.


Peki, ben, Davutoğlu’nun Başbakan olmasına seviniyor muyum? Evet!


Davutoğlu, AKP’nin sonu demektir. Zaten eğer AKP’nin sonu olmazsa, Türkiye’nin sonu demektir.


Davutoğlu, öyle kibirli, öyle egosu yüksek bir adamdır ki, bir süre sonra Erdoğan’a kafa tutacaktır.


Çünkü o da bilmektedir ki, onu bu makama Erdoğan değil, Obama getirmiştir ve ikisinin de patronu odur.


Bir de AKP cenahı var tabii. Biliyoruz ki, şimdiden sular ısınmaya başladı.


Siyasette “yaptım, oldu” sıkıntıya yol açar ve kısa sürede patlar. Tıpkı Kılıçdaroğlu’nun “yaptım oldu” su gibi. Bundan sonra AKP’lilerin ve Gül’ün salvolarını izleyeceğiz.


Zaten bizim muhalefetten bir cacık olmayacağı ortada. Altmış yıllık Türk muhalefeti, büyük bir başarıyla(!) Türkiye’yi işgal ettirdi. Onun için bunlardan kimseye hayır gelmez. Bırakalım şimdi AKP kendini yesin.


Emrah Akgün

22.08.2014 (Emrah AKGÜN)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR