ÇOCUKLARININ ETİYLE BESLENEN ÜLKE[*]

ÇOCUKLARININ ETİYLE BESLENEN ÜLKE[*]

“Dağıtalım diyorum,

çocuklar.

Bu kara dumanı

gül alıp satmanın

tamdır zamanı.”[1]

 

Bir ülke düşünün… “Dünyada çocuklara ilk resmi bayramı armağan etmek”le övünür… Bu bayramlarda devlet ricali makamlarını günübirlik çocuklara devreder, kameralara sırıtan beşuş çehreleriyle… Cami önlerinde satılan ilmihâllerde, devletin resmi kanallarından yapılan dinî yayınlarda nüfusun çoğunluğunun mensubu olduğu dinin peygamberinin çocukları ne kadar sevdiğine dair hadislerden dem vurulur durmaksızın… Artık mülga durumundaki “Millî And”ında, “Yasam küçüklerimi korumak” diye yemin ettirilegelmiştir kuşaklar boyu yurttaşlarına…

Bitmedi… çocuk hakları, çocukların korunması vb. ile ilgili ne kadar uluslararası sözleşme, bildirge, protokol, vb. varsa imzalamıştır…[2]

Ama aynı ülke:

- Eurostat (Avrupa İstatistik Ofisi) ve Türkiye İstatistik Kurumu 2014 Gelir ve Yaşam Koşulları Anketi verilerine göre, 0-15 yaş arası çocuklarda şiddetli maddi yoksunluk araştırmasında Avrupa ülkeleri arasında yüzde 36.2 ile birinci sıradadır. Bir başka deyişle, ülkede yaşayan 0-15 yaş arasındaki 20 milyonu aşkın çocuğun 7 milyona yakını, yani her üç çocuktan biri şiddetli maddi yoksunluk içerisinde sürdürmektedir yaşamını.

- Ve TÜİK verilerine göre, ısınma ihtiyacı karşılanamayan çocukların oranı yüzde 19.1, beklenmeyen harcamaları karşılanamayan çocukların oranı yüzde 33.3, beslenme ihtiyacı karşılanamayanlar yüzde 39.2, tatile gidemeyen çocukların oranı yüzde 74.6, kira ve faturaları ödenemeyen hanelerde yaşayan çocukların oranı yüzde 51.3, bir otomobile sahip olmayan hanelerde yaşayan çocukların oranı yüzde 53’dür.[3]

- TÜİK’in ‘İstatistiklerle Çocuk 2014 Bülteni’ne göre, nüfusunun yüzde 29.4’ü çocukken, 2012’de çocuk işçi sayısı 893 bin, çocuk işçilerin toplam çocuk nüfus içerisindeki oranı ise yüzde 5.9’u bulmaktadır. Üstelik bu oran 2006 yılından bu yana hiç değişmemiş, hatta 2006 yılında 830 bin olan çocuk işçi sayısı, 2012 yılında 893 bine yükselmiştir.[4]

- O ülkede, çocuklar, sinekler gibi kırılmaktadır… İş cinayetlerinde, aile içi şiddet sonucu, devlet katliamlarında, düğün derneklerde serseri kurşunlara hedef olarak, kapakları açık kanalizasyon çukurlarına düşerek, okulda üstlerine düşen lavaboların altında kalarak, tecavüze uğrayıp katledilerek… Gündem Çocuk Derneği raporuna göre yalnızca 2015 yılında devletin gerçekleştirdiği yaşam hakkı ihlâllerinde en az 103, önlem almayarak neden olduğu yaşam hakkı ihlâlleri sonucu ise 772 çocuk yaşamını yitirmiştir[5]

- O ülkede uyuşturucu bağımlılığı 14 yılda yüzde 678 oranında artış göstermiş, bağımlılık yaşı 10’a inmiştir[6]

- O ülkede çocuk hükümlü sayısı beş yılda 5 kat artmıştır,[7] her yıl 100 000 çocuk karakol, polis ve ceza sistemiyle tanışmaktadır.[8]

- Ve o ülkede, kız ve erkek çocuklar, cinsel saldırıların, tecavüzün, çocuk pornografisinin hedefi olmakta, ebeveynleri ya da yakınları, bizzat korunma altına alındıkları kurumlardaki görevliler, öğretmenleri, çocuk tacirleri tarafından suiistimal edilmekte ve/ veya pazarlanmaktadır. Kız çocukları 14-15 yaşlarında evlendirilmektedir. Ve o ülkenin Meclisinde oluşturulan komisyon, tecavüze uğrayan kız çocuklarının tecavüzcüleriyle evlendirilmelerini tavsiye etmektedir!

Burada biraz duralım.

Karaman’da Ensar Vakfı ve Anadolu İmam Hatip ve İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği’ne (KAİMDER) yakın kişilerin kiraladığı evlerde kalan 9-10 yaşlarındaki erkek öğrencilere yıllar boyu bir öğretmen tarafından tecavüz edildiği haberi, bu ülkede “herkesin bildiği sır”rın artık “sır” olarak kalamayacak, patlayıp içindeki cerahati ortalığa saçacak kertede kangrenleştiğini gösteriyordu…

Şu haberlere ne olur bir göz atın:

- Kocaeli Çayırova’da annesinin merdivenden düştüğünü ileri sürerek hastaneye getirdiği 3 yaşındaki erkek çocuğun vücudundaki morluklar ve tecavüz şüphesi üzerine polise haber verildi. Çocuk yoğun bakımda tedaviye alınırken, gözaltına alınan anne G.K. ile ve nikâhsız yaşadığı M.Ç. adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.[9]

- Urfa’da öz babası tarafından 30 bin lira borcuna karşılık evli bir adama satıldığı öne sürülen 13 yaşındaki kız çocuğu Ş.Ç. jandarmanın operasyonuyla kurtarıldı![10]

- İstanbul’daki lüks bir semtteki spor kulübünde, yaşları 15’ten küçük 11 erkek sporcunun kulüp binasında kadınlarla birlikte olmalarının sağlandığı, tecavüze uğradığı, birbirleriyle ilişkiye zorlanan çocukların görüntülerinin çekilerek şantaj amacıyla kullanıldığı olayda spor kulübünün 65 yaşındaki antrenörü 134 yıl hapse çarptırıldı.[11]

- Adana’da 30 kişinin cinsel istismarda bulunduğu 14 yaşındaki kıza ilk kez 5 yıl önce şeker verilerek bir siyasi partinin ilçe başkanı tarafından tecavüz edildiği ortaya çıktı.[12]

- Çorum Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 6 Ocak 2016’da hazırladığı iddianameye göre 14 yaşındaki A.Ş., babası, ağabeyi ve amcasının 7 yıl boyunca cinsel istismarına maruz kaldı. 1 aylık hamile olmasına rağmen raporda çocuğun “anatomikman bakire” olduğu belirtilince baba serbest kaldı.[13]

- Antalya’da kızı H.E.’ye 6 yıl boyunca tecavüz ettiği iddiasıyla tutuklu Ekrem E. ile tutuksuz yargılanan eşi Cemile E. hakkında, kızından doğan iki bebeği öldürmek suçundan ‘ağırlaştırılmış ömür boyu hapis’ istemiyle açılan davanın görülmesine başlandı. Mağdure H.E.’nin avukatı Serap Ertuğrul, doğan bebeklerin köpeklerin yoğun olduğu bir araziye bırakıldığını belirterek, hayvanlar tarafından yenildiğini iddia etti.[14]

- Aydın’da zihinsel engelli 10 yaşındaki kızı S.S.’ye, kendisinin yanında, 70 yaşındaki Ali Y.’nin tecavüz etmesine göz yummakla suçlanan anne Nurcan S. hakkında mahkeme tutuklama ve yakalama kararı çıkarttı. [15]

Bes! Daha fazla iç bulandırmayayım…

Veriler, gerçekten tüyler ürpertici. Türkiye’de çocuklara karşı cinsel saldırı, taciz, tecavüz davalarında 2008’den 2013’e kadar yaklaşık yüzde 400 artış olduğu belirtiliyor.[16] Prof. Dr. Uğur Polat’ın ülkede çocuk istismarı konusunu araştırmak üzere TBMM’de oluşturulan komisyona sunduğu raporda, 2014 verilerine göre her ay Adli Tıp Kurumu’na 650 çocuk istismarı vak’ası gönderildiği bildiriliyor. Günde 21’in üzerinde vak’a! Rapora göre adliyedeki dört tecavüz davasından birinin mağduru, çocuklar. Adalet Bakanlığı verilerine göre, 2014 yılı itibariyle, Türkiye’de çocuklara yönelik cinsel istismar konulu dava sayısı, 40 bin 266’yı bulmuş.

Aynı raporda İstanbul’da lise öğrencileri arasında yapılan bir araştırmada, öğrencilerin yüzde 2’sinin enseste maruz kaldığı ve bu olaylarının ancak binde birinin ortaya çıkabildiği vurgulanıyor.[17]

Haberdar olmuşsunuzdur belki, çocukların cinsel sömürüsüne karşı küresel ölçekte örgütlü en önemli kuruluşlardan ECPAT (Çocuk Seks İşçiliği, Çocuk Pornografisi ve Seks Amacıyla Çocuk ticaretine Son Ağı) yakın zaman önce Türkiye ile ilgili bir rapor yayınladı.[18] Raporda yer alan kimi saptamalar, şöyle:

- Çocuklar, Türkiye’de cinsel şiddete en fazla maruz kalan grup. Türkiye’deki cinsel suçların yüzde 46’sı çocuklara karşı işleniyor.

- Aile içi istismarın yaygın olması nedeniyle çocuklar bu ortamdan kurtulmak için evden kaçma veya erken yaşta evlenmeyi tercih edebiliyorlar.

- Kızların rızaları dışında başlık parası için evlendirilmesi dolaylı olarak kızları çocuk seks işçiliğine itiyor. Çünkü bu evlilikleri sonlandırmak için tek yolu evden kaçmak olan kızlar, bu kaçışlarının ardından çocuk istismarcılarının eline düşebiliyor. Aynı tehlike, aile içi istismardan kuruluşun tek çaresi olarak kaçmayı gören çocuklar için de mevcut.

- Türkiye, Küresel Kölelik Endeksi’nde modern köle sayısında Avrupa birincisi olarak yer alıyor. Bunun nedeni olarak cinsel istismar amacıyla insan ticareti ve çocuk evlilikleri gösteriliyor.

- 2013 verilerine göre Türkiye’deki resmi evliliklerin beşte birinde 18 yaşın altındaki kızlar evlendiriliyor. Türkiye’deki çocuk evlilik sorunu diğer ülkelere göre daha fazla.

- Yoksulluk da çocukların şiddete maruz kalma ihtimalini arttırıyor. Türkiye’de aşırı yoksulluk oranı yüzde 1’in altında olsa da her üç çocuktan ikisi ciddi maddi sıkıntılar içinde büyüyor.

- ECPAT, Türkiye’nin çocuk seks işçiliğine dair katı ve net yasaları olmasına rağmen bunların uygulanmasında sıkıntılar olduğunu söylüyor. Çocukların seks işçiliğine zorlanması nedenleri arasında doğrudan aileleri tarafından seks işçiliğine zorlanmaları, seks tüccarlarına satılmaları ve sahte vaatlerle seks işçiliği yapmaları için kandırılmaları yer alıyor.

Raporda, bunun yanısıra, Türkiyeli çocukların cinsel amaçlarla kullanılmak üzere yurtdışına satıldığını ve “ithalatçı” ülkeler arasında ön sırada Almanya’nın bulunduğu belirtiliyor. Rapora göre Türkiye vatandaşları, Almanya’da çocuk ticareti nedeniyle en fazla ceza alan dördüncü ulusal grup olma özelliğini taşıyor.

- Ele alınan bir başka konu ise, çocuk pornografisi. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nun bugüne kadar çocuk pornolarında tespit ettiği Türkiyeli çocuk sayısı 36 binin üzerinde. Kurum’un verilerine göre bu çocukların yüzde 42’si 7 yaşın, yüzde 77’si ise 9 yaşın altında çocuklar.

- Ve tüyler ürperten bir başka başlık: “Çocuk seksi turizmi”… Raporda Rusya ve Ukrayna’dan getirilen çocukların Karadeniz bölgesinde ve İzmir, Antalya, Fethiye gibi turistik bölgelerde turistlere pazarlandığına dikkat çekiliyor. Ve de Türkiye vatandaşlarının çocuk seksi turizmi için başka ülkelere gittiğine…

- Ama çocuk seksi ticaretinin en “ballı” alanı, Suriyeli mülteci çocuklar gibi gözüküyor. Raporda Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerinden yaşlı, zengin erkeklerin mülteci kamplarından ergen kız çocuklarını satın aldıkları vurgulanmakta - muhabbet tellalları aracılığıyla pazarlanan bu kızların yaşları 12’ye kadar düşebiliyor! Tabii yalnız Körfez zenginleri değil, parasına güvenen erkek T.C. yurttaşları da bu kirli pazarın müşterisi durumunda: onlar da 12-13 yaşındaki kız çocukları üçüncü, dördüncü eş olarak haremlerine katıyor, ya da muta nikahıyla, geceliğine kiralıyorlar! Raporda, askerlerin de para karşılığı Suriyeli çocuklara ilişkiye girdiği belirtilmekte…[19]

Peki ne oluyor? Çocuklara yönelik bu sınır tanımaz cinsel saldırganlık neden, nasıl böyle zincirinden boşandı?

İşin “arz” yanında hiç kuşku yok ki, yoksullaşma[20] ve onun getirdiği toplumsal çöküntü var: eğitim yetersizliği, aile içi geçimsizlik ve şiddetin yükselişi, adi ve örgütlü suçlarda artış vb. vb. Yoksullar, bakma yetisinden yoksun bırakıldıkları çocuklarından, özellikle de nihayetinde “ele gidecek” olarak gördükleri kız çocuklarından daha kolay vaz geçebiliyor,[21] ya da çocuklarını sokağın gözetimine terk etmek durumunda kalıyor.

Ama sorun salt yoksullaşma ile açıklanabilecek kadar yalın değil. Sosyalist sistemin çöküşü, uluslararası güçlerin Ortadoğu’ya hâkimiyet sağlama çabalarının bölgede yarattığı kaos, Türk devletinin Kürt bölgelerinde yıllar boyu yürüttüğü kirli savaş… sayıları milyonları bulan insanı yerinden yurdundan ederek tutunacak hiçbir dalı, hiçbir yaşam güvencesi olmayan iç ve dış sığınmacılar durumuna düşürdü. Bu kırılgan kesimin en kırılganlarını, (kadınlar) ve çocuklar oluşturuyor… Tene aç sırtlanlar için açık bir ziyafet oluşturan çocuklar[22]

Tabii bir de küreselleşmenin kültürel sonuçlarının etkileri var: genel yerinden edilmişlik hâli aile, cemaat dayanışması bağlarını lime lime ederken, insanları tüketim toplumunun acımasız kıran kıranalığına teslim ediyor: Hayatın “altta kalanın canının çıkacağı” bir yarış, güçlünün güçsüz üzerinde her türlü tasarrufuna cevaz veren genel bir düşkünlük hâlet-i ruhiyesi… Neoliberalizmin devletin toplumsal destek mekanizmalarını bir bir tasfiye etmesi de cabası…

-Tüm bunlara, bir de bu coğrafyada her siyasal rejimin sadık müttefiki olmuş, sürekli olarak yeniden üretilen ataerkinin etkisini ekleyin. Erkeklik, erillik üzerine yaslanan bir değerler sistemi. Erilliğin muktedirlikle özdeşleştirildiği, iradesi ancak kamusal yetke tarafından sınırlandırılabilen, ama o kamusal yetkenin mikro düzeydeki müttefiki olarak görüldüğü için “özel alan”daki kırıp dökmeleri, aşırıya kaçmadıkça, genellikle hoş karşılanan erkeklik: politikanın, kamu düzeninin, iktisadi yaşamın, hukukun, dinsel yaşamın, güvenlik aygıtının birinci öznesi ve muhatabı. Sosyal statüsü ne denli düşkün olursa olsun, “aile” adı verilen birkaç kişilik krallığın mutlak hâkimi…

Özellikle bu durumun, 2002’den bu yana iktidarda olan AKP’nin iktisadi ve sosyal politikalarınca desteklendiği biliniyor. Tam olarak kopmayı göze alamadığı Batı dünyasının zoruyla imzaladığı kadın-çocuk-azınlık vb. haklarıyla ilgili sözleşmeleri “hayata geçiriyorum” derken tam tersi yönde işleyecek mekanizmaları devreye sokma becerisinde, doğrusu bu parti eşsiz bir performans sergileyegelmekte: Kadın-erkek eşitliğini sağlamak üzere tasarlanan Kadın bakanlığını el çabukluğuyla aile bakanlığına dönüştürme maharetinden, “kadın istihdamı”nı kadınların doğurganlığını teşvik ederek geliştirme “cin fikirliliğine”… Son mahareti, çocuk istismarını, “tecavüze uğrayan kız çocuklarını tecavüzcüleriyle evlenmeye tevik etmek” olan…

Evet, AKP iktidarı, ola ki referans aldıkları dinin etken olduğu kültürel biçimlendirmede kız çocukların erkenden evlendirilmesi “mahsurlu” görülmediği, aksine teşvik gördüğü için… ya da eril cinselliği bu dünyada dört eş, ötekinde her daim bakire sayısız huri ile ödüllendirilen merkezi bir değer olduğundan… Veya zihniyetlerine kadın ve çocukların evrenin temel direği olan erkek müminin eklentileri, görevleri onu ayakta tutmak olan gölgelerden ibaret sayıldığı taşralı bir din yorumu yön verdiği için… kadın ve çocukların dişlileri arasında öğütüldüğü bu zalim çarkı durdurmak için bir şey yapmıyor. Aksine, kadınları güçsüzleştiren, aileye mahkûm kılan politikaları ve sosyal güvenliği bir yurttaş hakkı olarak değil de bir “lütuf”, bir “hayır işi” olarak algılayan neoliberal-muhafazakâr uygulamalarıyla, kız çocukları eğitim sisteminin dışına düşüren 4+4+4’lü eğitim sistemiyle, yasal hiçbir geçerliliği olmayan dinsel nikâhı destekleyerek, erkek-egemen söylemi her vesileyle yaygınlaştırarak ve en vahimi, dinsel çevrelerde ya da kamu kurumlarında gerçekleşen suiistimalleri örtbas ederek… çocukları cinsel saldırganlık ve cinsel ticaret karşısında savunmasız bırakıyor.

Tabii eğitim düzeyi düşük, kitapla, sanatla edebiyatla başı hoş olmayan, milliyetçi-muhafazakâr, antikomünist, homofobik, solipsist, kendini “her daim haklı, her daim mağdur” gören taşralı orta yaşlı erkeği toplumsal yaşamın ve değerler sisteminin merkezine yerleştirerek toplumsal kötülüklere eleştirel yaklaşımın önünü kesmesi de cabası…

 

26 Mayıs 2016 09:29:02, Ankara.

 

N O T L A R

[*] Yeniden Sanat ve Hayat, No: 46/ 4, Yaz 2016…

[1] Can Yücel.

[2] İşte Türkiye’nin de imzacı olduğu, çocuk haklarına değgin uluslararası hukuk belgelerinden bazıları: Çocuk Haklarına Dair Birleşmiş Milletler Sözleşmesi (1989); Çocuk Haklarına Dair Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ne Ek Çocuk Satışı, Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisiyle ilgili İhtiyarî Protokol; Çocuk Haklarına Dair Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ne Ek Çocukların Silahlı Çatışmalara Dahil Olmamaları İle İlgili İhtiyarî Protokol; Lahey Devletler Özel Hukuku Konferansının, çocuklarla ilgili olarak düzenlediği sözleşmeler (Çocuklara Karşı Nafaka Mükellefiyetine Uygulanacak Kanuna Dair Sözleşme; Çocuklara Karşı Nafaka Yükümlülüğü Konusundaki Kararların Tanınması ve Tenfizine İlişkin Sözleşme; Küçüklerin Korunmasında Makamların Yetkisine Uygulanacak Kanuna Dair Sözleşme; Evlât Edinmeye İlişkin Kararların Tanınması, Uygulanacak Hukuk ve Yetkiye Dair Sözleşme; Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Veçhelerine Dair Sözleşme; Çocukların Korunması ve Ülkelerarası Evlât Edinme Konusunda İşbirliğine Dair Sözleşme); Çocuk Haklarının Kullanılmasına Dair Avrupa Sözleşmesi; Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismarına Karşı Korunması Avrupa Sözleşmesi; ILO Çalıştırılmada Asgari Yaşa İlişkin 138 Sayılı Sözleşme; yine ILO’nun En Kötü Biçimdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanmasına İlişkin 182 Sayılı Sözleşmesi… (Kaynak: Emine Akyüz, Çocuk Hukuku, Çocukların Hakları ve Korunması, Pegem Akademi, 2012, ss.6-9)

[3] “Türkiye’de Her 3 Çocuktan 1’i Yatağa Aç Giriyor”, 4 Mayıs 2016… http://sendika10.org/2016/05/turkiyede-her-3-cocuktan-1i-yataga-ac-giriyor/

[4] “Yoksulluğun Faturası Ağır!”, Gündem, 19 Aralık 2015, s.3.

[5] “Bir Yılda 875 Çocuk Öldü”, Birgün, 26 Nisan 2016, s.2.

[6] “Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a Çok Sert Fuhuşlu Bonzaili ‘Bira’ Yanıtı”, Cumhuriyet, 6 Mart 2016, s.4.

[7] “13 Yılda Fuhuş Yüzde 790 Cinsel İstismar Yüzde 434 Arttı”, 18 Nisan 2016… http://www.haberdar.com/gundem/13-yilda-fuhus-yuzde-790-cinsel-istismar-yuzde-434-artti-h26256.html?mnst=9492

[8] “Cezaevinde 2 Bini Aşkın Çocuk Hükümlü ve Tutuklu Var”… http://onedio.com/haber/cezaevinde-2-bini-askin-cocuk-hukumlu-ve-tutuklu-var-459893

[9] “3 Yaşındaki Çocuğa Tecavüz İddiası”, Cumhuriyet, 22 Mart 2016, s.3.

[10] Fatih Karaçalı, “13 Yaşındaki Kız Kumar Borcuna Karşılık Satıldı”, Radikal, 4 Mayıs 2012, s.20

[11] “Spor Kulübünde Tecavüz Skandalı”, Cumhuriyet, 16 Mayıs 2015, s.3.

[12] Fatih Keçe, “14 Yaşındaki Kıza Parti İlçe Başkanı Şeker Verip Tecavüz Etmiş!”, Milliyet, 15 Haziran 2015… http://www.milliyet.com.tr/4-yasindaki-kiza-parti-ilce-gundem-2074218/

[13] İdris Emen, “Hamile Çocuğa Bakire Raporu”, 16 Mayıs 2016… http://www.hurriyet.com.tr/hamile-cocuga-bakire-raporu-40104872

[14] Mustafa Kozak, “Korkunç İddia: ‘Babası Tecavüz Etti, Bebekleri Köpekler Yedi’…”, Hürriyet, 1 Ağustos 2015… http://www.hurriyet.com.tr/gundem/29703237.asp

[15] “O Anne Hakkında Flaş Gelişme!”, Milliyet, 12 Eylül 2013… http://gundem.milliyet.com.tr/o-anne-hakkinda-flas-gelisme-/gundem/detay/1762588/default.htm? ref=yahoo

[16] Ayşe Arman, “Çocuk Taciz ve Tecavüzünde Yüzde 400 Artış”, Hürriyet, 21 Ocak 2015, s.5.

[17] “Prof. Dr. Oğuz Polat: Tacizlerin Yüzde 95’i Gizli Kalıyor”, Cumhuriyet, 22 Nisan 2016, s.7.

[18] Global Monitoring, Status of Action Against Commercial Sexual Exploitation of Children, Turkey, ECPAT International, 2015. http://www.ecpat.org/wp-content/uploads/2016/04/A4A_V2_EU_Turkey_FINAL.pdf

[19] Onur Erem, “Türkiye’de Çocuk Seks Turizmi Var”, Birgün, 3 Nisan 2016, s.5.

[20]Aile gelirinin borca oranı 2002 Aralık’ta yüzde 4.7 iken 2015 Aralık’a gelindiğinde bu oran yüzde 55.2’ye ulaştı. Aynı dönemde tüketicilerin banka borcu 6.6 milyar TL’den 381.9 milyar TL’ye, çiftçilerin bankaya borcu 5.1 milyar TL’den 61.1 milyar TL’ye ve bir kilo ekmeğin fiyatı 1.03 TL’den 3.59 TL’ye yükseldi. Bununla birlikte 13 yıllık süreçte boşanmalar yüzde 37, fuhuş yüzde 790, adam öldürme yüzde 261, çocukların cinsel istismarı yüzde 434, uyuşturucu bağımlılığı yüzde 678 ve cinsel taciz yüzde 449 arttı. (“13 Yılda Fuhuş Yüzde 790 Cinsel İstismar Yüzde 434 Arttı”, 18 Nisan 2016… http://www.haberdar.com/gundem/13-yilda-fuhus-yuzde-790-cinsel-istismar-yuzde-434-artti-h26256.html?mnst=9492)

[21] “Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Diyarbakır Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi (DİKASUM) çocuk yaşta gelin olan 300 kadınla yüzyüze yaptığı görüşmeyi raporlaştırdı. Araştırma çocuk gelinlerin daha çok ‘evden bir boğaz eksilir’ düşüncesiyle evlendirildiklerini ortaya koyuyor.” (“Ünzile Kaç Ekmek Ediyor?”, Cumhuriyet, 30 Kasım 2012, s.3).

[22] “23 Nisan’da Merkel’in Davutoğlu’yla gezdiği ve kusursuz olarak lanse edilen AFAD’a bağlı mülteci kampında 8 ile 12 yaş arasındaki 30 çocuğa tecavüz edildiği ortaya çıktı.” (Erk Acarer, “Nizip Mülteci Kampında 30 Çocuğa Tecavüz Edildi”, Birgün, 12 Mayıs 2016.)

 

20.07.2016 (Sibel ÖZBUDUN)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR