CHP TABANINA AÇIK MEKTUP

CHP TABANINA AÇIK MEKTUP

CHP’ye gönül vermiş, onu partisi bellemiş kardeşlerim, yoldaşlarım;


Sizler bizleri iyi tanırsınız. Bizler, CHP’li olmadığı halde, her seçimde CHP sandıklarını bekleyen, oylar çalınmasın diye nöbet tutan, CHP için bir tek kişi olumlu kalem oynatmadığı dönemde CHP’ye destek yazıları yazanlarız. Bu yüzden küfür yediğimiz de olmuştur.


Yoldaşlar, bizler artık CHP’yi sırtımızda taşımak istemiyoruz.
Çünkü CHP, bizleri taşıyamadı. O ağırlığı kaldıramadı. Bizlerin de partisi olamadı.


On iki sene ve dokuz seçim dile kolay. Parti yönetiminin her türlü dışlamasına rağmen, hep omuz omuzaydık. Sizler mal sahibi, bizler de misafir değiliz. Bizler CHP sevdasından değil, vatan telaşına düştüğümüzden yaptık bunları. Hatta bir çoğunuzdan çok daha fazla çalıştık. Lakin artık yeter!


Görüyoruz ki, bu durum bazılarınızda kibir yaratmış. Sanki sizlere muhtaçmışız gibi davranıyorsunuz. Şunu unutmayın, biz size ne kadar muhtaçsak, sizler de bize o kadar muhtaçsınız.


Aynı gemideyiz ve bizler artık “inceldiği yerden kopsun” kıvamındayız. Bizler zaten dövüşüyoruz bunca yıldır. Gurumuzla ölmek hakkını elimizden almanıza izin vermeyeceğiz.


Artık, “aman Tayyip gelmesin de, bu sefer de CHP’ye oy verin” goy goyuna gelmeyeceğiz.


Vicdanınız rahat mı? İnsanların mecburiyetlerini ve korkularını kullanarak, bir yanlışa, kör kuyuya çekme sorumluluğunu nasıl alabiliyorsunuz?


Madem ki, batıyoruz, hepimizin canı yanacak, gerisini biraz da sizler düşünün.


Her dediğinize “he” demediğimiz için “hain” bile dediniz ya bizlere, bir de şöyle düşünün; bizler, aklımıza yatmadığı halde, körü körüne bunca yıl destekledik sizleri. Sizler ise, bir kez olsun bizlerin düşüncesine önem vermediniz. Şimdi söyleyin bakalım; kim partizan, kim vatansever?


AKP ile mücadele ederken, AKP’lileştiniz. Lider sevdalısı oldunuz. Bu şeriatta vardır; “liderden hesap sorulmaz. Lider istifa etmeden kimse onu indiremez.” Sizlere bu durum hayırlı olsun!


Oniki senedir CHP yönetimi ne yaptı?


Hepimiz biliyoruz ki, sizden bizden azını yaptı. Bu süreçte CHP yönetimi gensoru vermeyi, basın açıklaması yapmayı muhalefet yapmak saydı.


Oysa sizler ve bizler, yani bu halk gerçekleri gördü. Gözünü kırpmadan dövüştü. Gencecik evlatlarını, faşizme kurban verdi. Meydanları doldurdu. Gazlandı. Coplandı.


Bu süreçte, CHP’li yöneticilerin bazıları halkın yanında durdu. Buna biz sosyalistler ‘kitle kuyrukçuluğu’ deriz. Çünkü CHP, hiçbir zaman kendi eylemini ortaya koyamadı. Halkı, kendi örgütlediği bir direnişe katamadı. Bu resme dışarıdan bakarsanız; bu kavganın, CHP’li yöneticilerin kavgası olmadığı perspektifini yakalarsınız. Zaten bu da, yaşadıklarımızı bir nevi açıklıyor.




Sevgili yoldaşlarımız, bunlar biraz da sizin suçunuz. İşte tam da Nazım’ın dediği yerdeyiz; “kabahatin büyüğü sende…” hatta, “eyvallah” dediğimiz için belki bizlerde de…


Yönetime en karşı çıkmanız gereken yerde, birden bire desteklediniz. Her yerde birlikte olduğunuz yoldaşlarınız yerine, züppe Uğur Dündarları, zevzek Hakan Aygünleri dinlediniz.


Belki de en başından itibaren bizlerle birlikte isyan etseydiniz, ülkede bambaşka şeyler olabilir, tarihin gördüğü en büyük ve birleşik muhalefetine sahip olabilirdik. En azından şimdiki gibi, aldatıldığımızı düşünmezdik hiçbirimiz.




Geçtiğimiz yerel seçimde CHP’nin gerçek oyu %15 idi. MHP’nin ve CHP’li olmadığı halde “mecburen” oy verenlerle bu sayı %28’lere çıktı. Bu seçimde 15 parti destekledi ama %38 oy aldı. 1,5 milyon oy Demirtaş’a kayarken (ki, bunlar ilk defa oy veren ve CHP adayına tepki veren gençler olduğu söyleniyor.) 14 milyona yakın insan oy vermedi. “AKP tabanından oy alacağız” basiretsizliğine saplananlar, omuz omuza verdikleri inşaları düşünselerdi, Erdoğan seçilemeyebilirdi.


Lafın özü;


Önünüzde bir kurultay ve birkaç ay sonra da bir genel seçim var. Muharrem İnce doğru aday mı bilemiyorum, ama şunu biliyorum; CHP tabanı kimliğine sahip çıkmalı ve gerektiğinde kendini aldatan lideri dahi olsa, cezalandırabilecek olgunluğu ve kültürü olduğunu göstermelidir.






Eğer bu parti hala Mustafa Kemal’in partisiyse; her anda ve herkesle dövüşebileceğini kanıtlamalıdır.


Bu olmadığı takdirde bizler yokuz. Öyle de öleceğiz, böyle de; bari onurumuzla ölelim; sizlerin partizanlığına kurban giderek değil.


Emrah Akgün

3.09.2014 (Emrah AKGÜN)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR