bomba bir yazı

Muzaffer'in Seçtikleri

bomba bir yazı

BÜYÜKELÇİ SN. SÜHA UMAR’IN EKİM 2012 DE SN.AHMET DAVUTOĞLU’NA YAZDIĞI MEKTUP


Kardeşim Davutoğlu...

Süha Umar

Yaşça da meslekte de ağabeyiniz sayılırım. Biliyorum dış ilişkilere
meraklısınız. Kitap da yazmışsınız. Uzun cümleleriniz nedeniyle kolay
olmadı ama okudum. Ama korkarım siz dış politikaya hâlâ çok uzaksınız.
Ancak size hayranlık duymamak da elde değil. Konuya bu kadar uzak olup
bu kadar bildiğini zannetmek, bu kadar "bilmeden uygulamaya kalkmak"
az cesaret değil. Görüyorsunuz, bildikleriniz doğru, hele
uygulanabilir hiç değil!

Hemen kızmayın! Kaybettikçe sinirlenmek normal olsa da "oyun kuran",
"dünyaya akıl veren" devlet adamı sinirlenmez. Bu diplomasinin de ilk
kuralıdır. Korkarım siz bunu da diplomasi dilini de bilmiyorsunuz.

Bosna Hersek için oy istediğiniz NATO ülkelerinin bakanlarını
"katliam" ve "soykırım"la suçlamak olmaz! Size oy verse, döndüğünde
işinden olur.

AB, Türkiye'nin Suriye konusundaki tutumunu "anlayışla karşıladığını"
söylerken, "Susun, Türkiye başını derde soksun" diyor!

Hepimiz dine saygılıyız. Farkımız, biz dini devlet işine
karıştırmayız. "Batılı" bizim için "gâvur" veya"kâfir" değil, sadece
örneğin, "Amerikalı, Fransız, Alman vs"dir. Din gözlüğüyle bakınca bu
devletlerin dış politikasını anlayamıyorsunuz. Hepsi "Hıristiyan" dır
ama esas olan "ulusal çıkar" dır. "Tartışmaya açılmalıdır" dediğiniz
"ulusalcılık", Batı'nın önde gelen ilkesidir. Gerektiğinde AB içinde
bile herkes bildiğini okur.

Batılı meslektaşlarınız adam kullanmak konusunda çok beceriklidirler.
"Ahmet, şu bizim İran'da tutuklu gazetecilerimizi kurtarıver!" derler
ama sizi Ortadoğu konusundaki toplantılara davet etmezler. Hinoğlu
hinler, hem adamlarını kurtarırlar hem de sizi, "Batı'nın adamı"
durumuna düşürüp, bir taşla iki kuş vururlar.

Korkarım siz Ortadoğu'yu da bilmiyorsunuz. "Osmanlı", Ortadoğu'da en
"Türk dostu!" ülkelerin bile korkulu rüyasıdır. Yöneticilerinin çoğu
kendilerini Peygamber sülalesine bağlarlar ama sizi bu bile
kurtaramaz.

Ortadoğu'ya asker göndermeye kalkışıyorsunuz! Tarih de bilmiyorsunuz.
Osmanlı atalarımız bölgeyi, altı yüz yıl, üç beş subay ve bir avuç
askerle yönetmişlerdi. Arapların aralarındaki sorunlara karışmayarak,
bölgeye yeni düzen vermeye çalışmayarak. Siz Suriye ile İsrail'in
arasını bulmaya, Müslüman Kardeşler'i iktidara getirmeye, ülkeleri
kimin yöneteceğine karar vermeye, Hamas ve Meşal'i desteklemeye
kalkışıyorsunuz! Müslüman Kardeşler başa gelince Türkiye'yi lider mi
seçecekler? Böyle olmayacağını daha şimdiden aldıkları tavırdan,
sözlerinden anlayamıyor musunuz?

Türkiye'nin yaşamsal çıkarına aykırı olduğunu çocukların bile bildiği,
İran'ın nükleer programına zaman kazandırıyorsunuz. Yanınıza aldığınız
Brezilya, Suriye'de, Rusya ve Çin ile birlikte size ters düşüyor!

Balkanlar'ı dağ-bayır bildiğinizi söylüyorsunuz! Dağ bayır bilmek
çobanlarla avcıların işidir. Dışişleri bakanlarının tarih, sosyoloji,
kültür vs. bilmesi gerekir. Balkanlar'ı bilseydiniz, Saraybosna'da,
"Balkanlar'da Osmanlı Mirası" konuşması yapar mıydınız? Balkanlar'da
da en korkulan düşüncenin "Osmanlıcılık" olduğunu bilmeden bölgeyi
nasıl bileceksiniz? Unutmayın, siz o konuşmayı, Prof. Dr. Davutoğlu
olarak değil, Türk Dışişleri Bakanı olarak yaptınız. Aradaki farkı
göremiyor musunuz?

Balkanlar'ı bilseydiniz, bizim Diyanet İşleri Başkanı dururken, Batı
tarafından "Avrupa Müslümanlarının lideri" olarak sunulan, El Ezher
çıkışlı, ABD-AB destekli Bosna Müftüsü Mustafa Ceriç'i
desteklemezdiniz.

Balkanlar'ı bilseydiniz, her türlü tehdide en açık, Batı'nın ilk
fırsatta eritilmesinden yana tavır koyacağı Boşnakları kendi elleri
ile yok olmaya götürecek olan "Bosna Hersek, Karadağ ve Sırbistan
Boşnaklarının tek bir devlet kurmaları" söyleminin takipçisi, her
yönden kuşkulu bir Sancak Müftüsü üzerine politika kurmazdınız. Son
iki yıldır, Batı Balkan politikasını Diyanet İşleri Başkanı'na
bırakmazdınız.

Kitap yazarken masa başında ahkâm kesmişsiniz! Dışişleri Bakanı
olduktan sonra da Büyük Arnavutluk projesinin sadece Balkanlar'da
değil, bütün Avrupa'da herkesin tüylerini diken diken ettiğini
anlamadınız mı? Sizce Batı, Kosova'da neden Sırp azınlığı bıraktı?

2008' e kadar sırt çevirdiğiniz Sırbistan'ın, Türkiye'nin "doğal
müttefiki", Boşnakları korumanın koşulunun bu ülke ile iyi ilişkiler
kurmak olduğunu hiç düşünmediniz mi? Sırpların Bosna'da yaptıklarının
insanlık açısından yüz karası olduğu, unutulmayacağı tartışmasızken,
"devlet adamı"na düşenin, "bir daha tekrarlanmaması için önlem almak"
olduğunu da mı bilemediniz? Kimse size, Osmanlı'nın / Sokollu'nun, Yunan
Ortodoks Kilisesi'ni, Sırp Ortodoks Kilisesi kurarak nasıl
dengelediğini anlatmadı mı? Türkiye Sırbistan ile yakınlaşınca AB'nin
telaşını görmek de mi hiçbir anlam ifade etmedi?

Yunanistan ile "egemenlik" sorunlarının, "sıfır sorun" politikası ile
çözülebileceğine gerçekten inandınız mı? Denktaş'ı devirip, Kıbrıslı
soydaşlarımıza kabul ettirdiğiniz Annan Planı'nın, "Alınan alınmıştır,
şimdi gerisine bakalım" yaklaşımı ile anında rafa kalkmış olması da mı
size bir şey anlatmadı?

Ermenistan ile protokol yapmaya bu kadar hevesli olmanın gerekçesi
neydi? Parlamentolarda Ermeni kararları daha da hızla ve artarak çıktı
değil mi? Sorunu bu kadar anlamamak kimseye nasip olmaz!

"Pro-aktif dış politika", "Siz istemeseniz de ben vereceğim!" demenin
Arapçası mı?

Düşündükçe aklıma neler geliyor. Yazsam sizin kitaptan kalın olacak!

Gelin siz diplomasi, dünyaya yön vermek, bölgelere düzen getirmekten
vazgeçin! Bakın sizi istediği gibi yönlendiren ABD bile bunu
başaramadı. Dünyayı kurtarmak sevdasından vazgeçerseniz inanın önce
Türkiye, sonra dünya rahat bir nefes alacak! Bundan büyük hizmet mi
olur?

31 Ekim 2012


3.12.2014 (Muzaffer'in Seçtikleri)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR