BDP GEZİSİ VE KARADENİZ GERÇEĞİ

BDP GEZİSİ VE KARADENİZ GERÇEĞİ



Olayın üzerinden bir ay geçmiş olmasına rağmen hala “işte bu” diyeceğimiz bir yorum, analize rastlayamadık.

Çünkü konuşan ve yazanların hiç biri Karadeniz’i ve Karadenizliyi tanımıyor, olaylara onun gözünden bakabilme yeteneğine sahip değiller.

Öncelikle şunu belirteyim; Karadeniz’de BDP heyetine saldırılması için Gladyo’nun veya başka bir yapının özel bir çalışma yapmasına gerek yoktur.

Bunu test etmek isteyen herangi bir araştırmacı, Karadeniz’de canı hangi kahvehaneyi isterse içeri girsin ve “aşağı mahallede BDP’liler konuşma yapıyor” desin sonra da neler olduğunu izlesin.

Sırrı Süreyya, aklı sıra işi organize bir harekete bağlayabilmek için, “başlarında beyaz bere vardı” diyor. Oysa videoları izliyoruz bir tane bile beyaz bere takan kişi yok. Apo bile bunu yememiş, Tayyip’ in halka laf geçirememiş olmasına o da şaşırmış olacak ki, görüşmede soruyor; “organize mi, yoksa rastgele bir olay mıydı?” Cevap; “organizeydi Başkanım, organize...” Tamam size göre siyasetçi yalancı olur, ama bize göre önce ahlaklı olmak lazım.

Sinop’ta 800 genç bu saldırıyı yapmış. Bu mevsimde Karadeniz’de şehir ve ilçe merkezlerinde fazla insan olmaz. Ya köylerdedirler ya da, büyük şehirlere gitmişlerdir. Bu olay yazın olsa bu rakam çok daha yukarılara çıkabilirdi.

Karadenizli binlerce şehit vermiş, kardeşini, oğlunu, arkadaşını kaybetmiş. Karadeniz gençliğinin büyük bölümü askerliğini K. Irak dağlarında yapmıştır. Sen “sayın Apo” diye yola çıkmışsın, daha birkaç hafta önce militanların İstanbul’un ortasında otobüse molotof kokteyli atmış, İstanbul’da patlayan bombaların önemli bir bölümü Karadenizli vatandaşların oturduğu bölgelerde patlamış. Yani bu saldırının yapılması için özel bir örgütlenmeye ihtiyaç yoktur.

Esasen, tüm bunlar biliniyor olunmasına rağmen, bu geziyi organize eden Gladyo’dur. Çünkü esas mesele bu geziyi organize etmektir.

Bu sonucun alınacağını onlar herkesten daha iyi bilirler. Ellerinde maaşlı çalışan binlerce psikolog ve toplum mühendisi var.

Zaten bu yüzden heyet gezisine başlamadan önce ABD Büyükelçiliği’nden görevliler, bölgedeki valilikleri ve emniyeti bu heyetin korunması için uyarmışlar. 

Şunun da adını net koyalım; Büyükelçilik yetkilileri denilenler CİA personelleridir. Bu tür işlerle CİA ilgilenir. Basın işi yumuşatmak ve masumlaştırmak için CİA personeli yerine, Büyükelçilik personeli demeyi tercih etmiştir. Büyükelçiliklerin böyle bir personeli yoktur.

Bu heyetin esas amacı, adına “İmralı süreci” denilen bu dönemde AKP’nin Karadeniz’de bozulan imajını kurtarmaktır.

Eğer Karadeniz halkı, BDP heyetini kabullenseydi, AKP’nin bu süreçte eli güçlenecekti. AKP, Karadeniz’i gözden çıkartamaz. Hatta daha açık söyleyelim; Karadeniz’i gözden çıkartan bir siyasi oluşum başarılı olamaz. 

Tayyip bunu bildiği için, Sinoplu gençler BDP’ye rövoşatayı çakınca ve olayların daha da tırmanacağı belli olunca, geziyi iptal ettirdi.

Çünkü Tayyip, en baştan bu geziyi planlamış ve destekçisi olduğunu da ilan etmişti. Fakat görüldü ki, AKP tabanı aynı fikirde değildi. Olaylara karışanların arasında bölgedeki AKP yöneticileri de vardı. Eğer Trabzon’a ulaşsalardı kan dökülebilirdi. Hele ki, polis halktan birilerini kazayla öldürse, o andan itibaren işler içinden çıkılmaz bir hal alır ve AKP, Karadeniz’de çok zor durumlara düşebilirdi.

Tayyip, Sinop’ta yaşananları kınamasına rağmen, Samsun’da daha büyük bir kitle hareketlendi. Trabzon’a gelselerdi, bütün bir şehir ayağa kalkacaktı. İstihbaratçılar bunun raporunu Tayyip’e sununca bütün hesap bozuldu. Yani halk Tayyip’le aynı fikirde değildi. Oysa Tayyip her zaman ki gibi laga lugayla halkı kandıracağını düşünüyordu. Fakat bu kez kazın ayağı öyle değildi.

Böylece, CİA-AKP-BDP ekseninde planlanan psikolojik savaşta, halk bu şeytan üçgenine tokadı yapıştırdı.

Hala PKK-BDP dümen suyundan ayrılamayan diğer sol partilere ve örgütlere de şu soruyu soralım;

Eğer siz, kendi partiniz adına böyle bir gezi düzenleseydiniz, CİA ve Tayyip, BDP’ye verdiği desteği size verir miydi?

PKK ile aranıza kalın bir sınır çekmeden ve onu lanetlemeden Karadeniz’e ve Anadolu’nun birçok yerine giremeyeceğinizi, oralarda örgütlenemeyeceğinizi hala anlamadınız mı?

Emrah Akgün

 

 

7.03.2013 (Emrah AKGÜN)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR