Aşkın Ne Derin/ Lütfiye Aydın

Atilla Karaduman

Aşkın Ne Derin/ Lütfiye Aydın

Özellikle son günlerin sıkıcı-kasavetli havasından birazcık kurtulmak için Altınoluk’un Kaz Dağları (İDA)nın eteğindeki eski adıyla Papazlık Köyü’ne atıyorum kendimi…

Yanlış mekândan çay alıp, başka bir mekâna ait masaya kurulup çayımı yudumluyorum…

Körfezin eşsiz güzelliği, Ayvacık Adaları, ünlü Yunan Şairi Sappho’nun doğduğu Midilli Adası gözlerimin önünde…

Gaziantep’in erenleri babamız merhum Halil Karaduman’ın eşsiz bir sesi vardı. Sonradan kapatılan o dönemler TRT bünyesinde yayın yapan Gaziantep Radyosu’nda epeyce eser icra etmişti.

Müzik tutkusu yoğun olan ailemizde, ben,  bağlama çalmaya uğraşırken Erenler hep ritim tutardı…

Özellikle de “ Aşkın ne derin yâreler açtı” yı müthiş okur, biraz da kederlenirdi.

Türkiye İşçi Sınıfının ilk kadın şairesi olarak bilinen Nezihe Yaşar’ın sözlerini yazdığı bu şiir, daha sonraları neredeyse tüm sanatçılar tarafından seslendirildi.

Peki, kimdi Nezihe Yaşar?

Deniz Gezmişlerin idam edileceğini bilen ve “ O günü görmeden ölmek istiyorum” diyebilen, hayatı başlı başına bir roman olan bir hanımefendi, bir öncü kadın.

Yine döndük Gaziantep’e…

Mahallemizin güzel kızı Lütfiye Aydın işte bu Nezihe Yaşar’ın hayatını, çilelerini ve özellikle de “ Aşkın ne derindir” i romanlaştırdı.

Aynı isimli romanını az önce saydığım o güzellikler içerisinde okumaya başlıyorum ki aman tanrım sayfalardan ayrılamadığım için çayları buz gibi içmeyi sürdürüyorum.

Rıfat Ilgaz ödüllü yazarımız Lütfiye Aydın’ın “ Aşkın ne Derin” romanı iki ayrı hikâye olarak ele alınmış, sonradan bütünleşmesi ile de insanın tüylerini diken diken eden, okurların sevgi gözyaşları dökmesine neden olacak bir titizlik ve kalem ustalığı ile sunulmuş okurlara.

Bence Kitap Yayınevi tarafından basılan kitabı Lütfiye Aydın şöyle özetliyor:

Hani kimi masallarda hak aşıkları rüyalarında gördükleri bir suretin peşine düşer de gerçeği bulana dek diyar diyar dolaşır ya, tıpkı onlar gibi ben de annenizin peşine düştüm. Nezihe Yaşar gerçeğini bulana dek çalışacağım. İnanıyorum ki benden sonra başkaları da çalışacak Nezihe Yaşar konusunda. Şiirleri üzerine tezler yazılacak, belki hayatı oyunlaştırılacak. Romanlaştırılacak. Yalnızca üç beş kişinin tanıdığı anneniz günün birinde mutlaka bütün topluma mal olacak

Romanı bitirdikten sonra Lütfiye Aydın’ı telefonla arayarak kendisine “ Senin romanlarını bir daha okumayacağım. Beni ağlatmak zorunda mısın” dedim.

Ben bir roman eleştirmeni değilim.Bu romanda beni en çok şaşırtan ise Nezihe Yaşar'ın şiirlerinin İstanbul'da değil de Gaziantep'in Nizip ilçesindeki bir matbaada basılması oldu.

Lütfiye Aydın’ın eline, kalemine,yüreğine binlerce sağlık diyorum.

 

 

7.12.2016 (Atilla Karaduman)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR