ANLAŞIRSINIZ! RUH İKİZİSİNİZ!

ANLAŞIRSINIZ! RUH İKİZİSİNİZ!



Ellerine benzin bidonlarını alıp otel yakanlarla, molotof kokteyli atıp otobüs, market yakanlar; daha doğrusu bu maşalara bunları yaptıranlar anlaşmışlar, Anayasa yapacaklar!!

Bunlar aynı ruhun insanları, ruh ikizidirler. Ortaçağ’da insanları direklere bağlayıp yakanların, bugünkü gölgeleridir bu bedenler...

Zaten bunlar gibi insanlar yüzünden bu çağa “Yeni Ortaçağ” deniliyor!

Biri insanları yakarken “yaşasın kürtler... özgürlük savaşçısıyım” diyor. Diğeri yakarken “Allah adına yaktım... cihat yaptım” diyor. Demek ki bunların genel mesleği, kebapçılıktır!

“Barış gezisine çıkıyoruz” diyen profesyonel zevzeklerin militanları daha bir hafta önce halk otobüsü yaktılar. Bir yandan barışıyorlar, bir yandan yakıyorlar. Yakmalarına karşı koyan, onları protesto eden olursa ona da “faşist” diyorlar, çok da sevimli oluyorlar!!! 

Bunların mesleği Profesyonel Zevzekliktir. Bu tabir bana aittir paylaşımcı olduğum için rahatça kullanabilirsiniz.

Bunların görevi ajitasyon yapmaktır. Herangi bir inanca ait olmaya gerek duymazlar. Sadece lafazanlıklarını, demogogluklarını kullanarak, çıkar sağladıkları kesimi üstte tutmaya çalışırlar, örnek; Sırrı Süreyya Önder... Adıyamanlı ve Türk olmasına rağmen, son beş senedir Diyarbakır şivesiyle konuşuyor. Tiyatro ve senaryo yeteneği olduğu için profesyonel zevzeklik kadrosuna direk olarak atandı.

Bilmeyenler için söyleyelim; Diyarbakır’da İstanbul şivesiyle konuşanlar fazla kibar, diğer şivelerle konuşanlar da komik bulunur. Bu yüzden “k” lar, “g” oluverir, “ğ” asla kullanılmaz “ghh” benzeri bir ses çıkartılır ve yine her kelimenin sonuna gırtlaktan “kghh” benzeri bir ses eklenir. Esasen yöre insanının kendi şivesi hoştur da, tıpkı Artvin şivesi, Ege şivesi gibi fakat benim sorgulamam şudur: neden taklit edilir? Neden yöre insanı bu şekilde kandırılır? Profesyonel zevzeklik bunu gerektirir de ondan.

Konumuz bu değil, konumuz; bu insanların içine Ortaçağ rahiplerinin ruhu nasıl girdi? Bu ruh neden insan doğasını terketmez? Bunlar neden her dönemde bir bahane üreterek insan yakarlar?

Sivas’ta yakılan insanlarla, İstanbul’da otobüsün içinde evine gitmeye çalışırken yakılan masumların hepsi, bu “Yeni Ortaçağ” rahiplerinin kurbanıdır.

İyi araştırılırsa Sivas’ta aydınlarımızı yakan güruhun içinde de PKK militanlarının görev aldığı çıkacaktır. Bunlar her zaman ortaktır. Yıllar önce 32. Gün Lübnan’da İslami Cihat yöneticisiyle ropörtaj yapıyordu ve söylediği söz aynen şuydu:

“PKK ile ideolojik ayrılığımız var ama aynı düşmana karşı savaşıyoruz. Bu yüzden birlikte hareket edebiliriz” yani kendiliğimizden bu kanılara varmıyoruz, bizzat kendi söylemleridir bunlar. Bununla da sınırlı değil 94 senesinde İslami Cihat ve PKK militanlarının birlikte eylem planlarken yakalandığının da canlı şahidiyim.

Boşuna mı diyor Arınç; “Öcalan, beş vakit namaz kılardı” diye? Bunlar aynıdır. Aynı ruhun ikizleridirler. Fırsat bulurlarsa otobüs yakarlar, fırsat bulunca otel. Birinin yaktığı tekerleklidir, diğerininki beton direkli...

Ortaklıkları tarihseldir. Genetiktir. Ortaçağ rahiplerinin ruhuna sahip oldukları için Vatikan’da çok sever bunları. Ne zaman başları bir derde girse Batı kiliseleri iki elleri kanda olsa –ki, elleri kandan hiç çıkmaz- koşar gelir bu evlatlarına yardım ederler.

Yeni değil, 10 yıllık itidarı boyunca AKP, BDP ile hep kuzu sarması , kucak kucağa oldu. TV önünde küfürleştiler, kuliste ya da rejide seviştiler. Aşkları yurt dışına da taştı taa Oslolardan inlemeleri duyuldu.

Allah muhabbetinizi, zevkinizi arttırsın, uyuyan halkımızı da n’olur artık uyandırsın.

Kimi sıkıştı mı kendine yer bulmak için “sosyalistim” diyor, diğeri sıkıştı mı “ya Allah, Bismillah” diyor, bir araya gelip güçlendiler mi canlı canlı insan yakıyorlar.

Ne bunların peşinden giden müslüman, müslümandır. Ne de sosyalist, gerçek sosyalist. Ya sapkındır, bastırılmış manyaklıkları vardır. Ya da gerçekten zeka seviyesi ile ilgi ciddi sorunları vardır.

Şimdi yine birleşti bu kebapçılar ve kendi Anayasalarını yapacaklarmış. Bir nevi dernek yasaları da diyebilirsiniz. Bizler kabul etmeyeceğimize göre kendilerini bağlar. 

Ne var bu Anayasa’da: 

otel yakanlarla, otobüs yakanların özgürleştirilmesi.

Müslüman halkın kanını emenlerle, Kürt halkının kanını emenlerin kahramanlaştırılıp, aklanması.

Yine bu halklardan zimmete geçirilen milyar milyar doların aklanması.

Dağlara “savaşçı” diyerek götürülen, orada tecavüz edilerek öldürülen yüzlerce kızın, ajanlık isnat edilerek öldürülen yüzlerce gencin, şehirlerin göbeğinde bombalarla katledilen yüzlerce masum insanın ve bu kirli oyunda hayatını kaybeden onbinlerce halk evladının üstünün örtülüp, tarihe gömülmesi.

Yapın bakalım üzerinde dumanlar tüten Anayasa’nızı...

Ama şunu unutmayın; bizler bu topraklarda yaşadıkça, sizler oralarda rahat edemeyeceksiniz.

Bizler yaşadıkça; sizlere bu zulmün, bu kanın hesabını soracağız.

Emrah Akgün

 

22.02.2013 (Emrah AKGÜN)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR