Tutuklanan Beşiktaşlılar kimin koğuşunda

Tutuklanan Beşiktaşlılar kimin koğuşunda

Tutuklanan Beşiktaşlılar kimin koğuşunda

Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka hak savunucusu İlknur Üstün’ü tutuklu bulunduğu Sincan Cezaevi’nde ziyaret etti. Nazlıaka ziyaretten sonra yaptığı açıklamada Beşiktaş Konyaspor maçında “Nuriye ve Semih yaşasın” diye pankart açtıktan sonra tutuklananların Üstün’le aynı koğuşa konulduğunu söyledi.

“EN GÜZEL ÖRNEĞİNİ YAŞIYORUM”

İlknur Üstün’ün Nazlıaka aracılığıyla ilettiği mesaj şu şekilde: 

“Bu yaşanan normal değil. Normal kabul etmek yaşananları meşrulaştırmaktır. Asla normal kabul etmeyeceğim. Ben zihnen ve ruhen iyiyim. İyi olmak için de elimden gelen her şeyi yapacağım. 

Hayatım kadın hakları savunuculuğu, kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi ile geçti. Bu ülkedeki birçok kadın örgütü ile ve her yerden (Meclis'ten, belediyelerden, mahallelerden) kadınlar ile birlikte... Kadın hakları ve insan hakları savunusu her birey için hayatidir. İnsan hakları tesisinin en büyük güvencesidir. Adaletin herkes için var olabilmesinin de koşuludur. 

Meşruiyetini haklılığından, gücünü dayanışmasından alan bir mücadelenin içinden biri olarak bunun en güzel örneğini şimdi, burada kişisel olarak da yaşıyorum. Tüm bu dayanışma bana çok büyük bir güç veriyor. Bu yanlışın bir an önce sonlandırılmasını ve en kısa zamanda sevdiklerimi kucaklamayı umut ediyorum.”

BEŞİKTAŞLILARLA AYNI KOĞUŞTU

Aylin Nazlıaka yaptığı görüşmenin ardından İlknur Üstün’ün moralinin yüksek olduğunu belirterek bu tutuklamanın siyasi olduğunu belirtti. 

Nazlıaka görüşmeye dair şunları söyledi:

“İlknur Üstün’ü oldukça moralli buldum. Bol bol kitap okuyormuş. ‘Okumak beni özgürleştiriyor’ diyor. Maçta ‘Nuriye ve Semih Yaşasın!’ diye pankart açtıkları için tutuklanan Beşiktaşlılar da onların koğuşuna konulmuş; koğuşta 7 kişi olmuşlar. İlknur 22 Temmuz’dan bu yana tutuklu; onu kriminalize etmeye çalışanların amacı ne bilmiyorum ama ben kendisini yıllardır kadın hakları mücadelesinden tanırım. Neredeyse gitmediği köy, görmediği kasaba yoktur. Ülkenin tüm kadınlarının derdini dert etmiş birisidir. Birileri ona suçlu kıyafeti giydirmeye çalışıyor ama bu giysi İlknur’a uymaz.”

 MECLİS’TEKİ KOMİSYONUN KURULMASINDA ÇOK EMEĞİ VARDIR”

“Hak savunuculuğu bütüncül bir şeydir; bizden olan, bizden olmayan diye insanları ikiye ayırmaz.” diyen Nazlıaka “Bir insanın hakkını ideolojisi, düşündükleri, söyledikleri nedeniyle değil, sadece insan olduğu için savunursunuz. Bu ülkede zalimler ve mağdurlar yer değiştirse bile hak savunucularının tarafı aynıdır. Onlar hep ezilenlerin yanındadır. Hak savunucuları sadece o ülkede yaşayanlara fayda sağlamaz; ülkeye prestij de katar. Örneğin; İlknur Üstün’ün de içinde olduğu bir ekip çalışması sonrasında, dört partinin onayıyla imzalanan İstanbul Sözleşmesiyle hepimiz gururlandık. Yine İlknur’un kadına yönelik her türlü ayrımcılığın önlenmesi komitesinde hazırladığı raporlar ve belediyelerde kadın- erkek eşitliği için yürüttüğü projeler çok kıymetlidir. Meclis’teki KEFEK’in (Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu) kurulmasında da İlknur Üstün’ün çok emeği vardır. Diğer ülke parlamentolarındaki benzer komisyonları inceleyip raporlar hazırlamış, önce kadın vekillere sonra aralarında Burhan Kuzu’nun da olduğu erkek milletvekillerine sunumlar yapmıştır. İkna süreci çok zaman alan KEFEK kurulduktan sonra da İlknur komisyona adına çalışmalarını sürdürmüştür. Meclis’e raporlar hazırlayarak komisyonun kuruluşuna uygun çalışıp çalışmadığını verilerle yetkililere sunmuştur.” dedi. 

Nazlıaka açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Hiç şüphesiz bu tutuklamalar kadın hakları ve insan hakları savunucularına dönük birer mesajdır. ‘Dokunan yanar’ denilmeye çalışılmaktadır. Bölücülüğü hak savunuculuğu gibi yutturmaya çalışanlar beni karşılarında bulur. Tıpkı İlknur’dan terörist yaratmaya çalışanların karşısında bulacağı gibi…”

18.08.2017 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz