Sübyancılık uyuşturucu fuhuş seks skandalları şampiyonu Suud ailesi

Sübyancılık uyuşturucu fuhuş seks skandalları şampiyonu Suud ailesi

Prensleri başta olmak üzere Suudi ailesinin skandallarını yazmak oldukça zor bir iş, insanın karşısına sonu gelmeyen bir liste çıkıyor, her olay bir öncekinden daha büyük bir skandal olarak insanı şaşkınlığa düşürüyor.

"Kutsal topraklar" olarak bilinen başta Mekke ve Medine olmak üzere Suudi Arabistan adı verilen coğrafyanın kontrolünü ele geçiren aile, petrol zenginliği ile akla hayale sığmayacak bir servetin de sahibi.

Suudi hanedanı, halklarına İslam dininin en katı yorumlarından birisine harfiyen uyma zorunluluğu getirirken, kendileri İslam'a bütünüyle ters bir yaşam kriterini benimsemiş görünüyorlar. İslam eğer gerçekten güzel ahlak dini ise, Suudi prenslerinin önemli bir bölümünün bu ahlaktan zerre kadar faydalanamadıkları yaşadıkları skandallar ve sürdürdükleri hayat tarzı ile kendisini ele veriyor.

Bir Suudi prensinin Bodrum kıyılarında süper lüks yatında mankenler ile tatil yapması geçtiğimiz günlerde fotoğrafları ile birlikte haber olmuştu. Bu skandalın ne ilk ne de son olmadığını bildiğimiz için, başta Suudi prensleri olmak üzere hanedan üyelerinin karıştıkları bazı büyük skandalları Odatv okuru için derledik.

SEKS, UYUŞTURUCU VE ZORBALIK

2016'nın başlarında, 29 yaşındaki Prens Majid bin Abdullah bin Abdülaziz el Suud Los Angeles'te yaşadığı köşkünde bir dizi skandala ve mazur görülemeyecek olaya imza atması nedeniyle yargılanmak üzere tutuklanmıştı.

Prens Majid'e yöneltilen suçlamalar birden fazla olmakla birlikte seks, zorla alıkoyma, şiddet ve uyuşturucunun da yer aldığı kabarık bir listeye sahipti. Majid'in evinde çalışan üç kadına istemleri dışında cinsel davranışlarda bulunduğu iddia edildi.

21 ve 22 Eylül 2015 tarihlerinde evinde kokain partisi düzenleyen Majid, alkol ve kokain ile dolu geçen parti günlerini pahalı eskortlarla birlikte geçirmişti.

Yanında çalışan bir çocuk annesi evli bir kadına "yarın her ne istersem yapacaksın aksi takdirde kendini ölmüş bil!" sözleriyle tehditler savurmuş, korkarak köşkü terk etmek isteyen kadın Prens Majid'in bir erkek yardımcısı tarafından zorla bir odaya kilitlenmişti.

Yanında çalışan kadınları kendisini ve arkadaşlarını elle rahatlatması için zorlamış,

Prens, kendisini bir erkekle eşcinsel ilişkiye girerken gören yardımcılarını ölümle tehdit etmiş, aynı zamanda yanında çalışan bir başka yardımcısını kendisine oral seks yapmaya zorlaması, komşularının darp edilmiş ve kanlar içerisindeki kadını görmesi ile polis köşke intikal ederek Suudi Prensini tutuklamıştı.

Bu olayları haberleştiren Dailymail, bir de prens Majid'in Tayyip Erdoğan ile çekilmiş fotoğrafını yayımlamıştı.

İNSAN KAÇAKÇILIĞI

2013 yılında bir Suudi prenses Meshael Alayban, yanında çalışan bir görevlinin şikayeti üzerine ABD Kalifornia'da insan kaçakçılığı yaptığı gerekçesi ile tutuklanmış ve yargı önüne çıkarılmıştı.

İddiaya göre prenses 30 yaşındaki Kenyalı bir kadını zorla malikanesinde alıkoymuş ve pasaportunu kadından zorla almıştı. Kenyalı genç kadın bir yolunu bularak evden kaçmış ve durdurduğu bir otobüse binerek insan kaçakçılığı kurbanı olduğunu söylemiş, ardından Suudi prenses polis tarafından tutuklanmıştı.

Suudi ailesinden Prens Abdülrahman bin Nasser bin Abdülaziz el-Suud'un karısı olan prenses, Kenyalı genç kadını köle olarak kullanmaya çalışmakla da suçlanmıştı.

SEKS KÖLESİ ÇOCUKLAR

Eski Suudi Kralı Fahd'ın oğullarının hemen her birinin seks kölesi olarak haremlerine aldıkları çok sayıda 17 yaşından küçük kız çocuğu olduğu ortaya çıkmıştı. Daha da ilginç olanı, Beverly Hills'de bulunan konakta ABD'li güvenlik görevlileri tarafından korunan bir evde bu tip bir haremin bulunmasıydı.

Çocuk yaştaki genç kızlar günlüğü 3000 dolarlık modellik anlaşması ya da bir filmde rol almak üzere kurgulanmış bir yalan ile kandırılıyorlar, bir limuzin ile havalimanına götürülen kızlar daha sonra Suudi Prensin Los Angeles'ta bulunan özel uçağı ile Suudi Arabistan'a götürülüyor ve kendilerinden bir daha asla haber alınamıyordu.

Genç kızların aileleri mahkemeye başvursalar da, diplomatik dokunulmazlığı olan Prenslere karşı herhangi bir yasal başarı kaydedilememişti.

EŞCİNSEL SEVGİLİSİ DÖVEN SUUDİ PRENS

2010 yılında Suud bin Abdülaziz bin Nasır el Suud, yardımcısı ve eşcinsel ilişkide olduğu sevgilisi Bandar Abdülaziz'i döverek öldürdüğü gerekçesi ile tutuklanmıştı. Otopsi sonucunda Prensin gay sevgilisine sık aralıklarla şiddet uyguladığı ve cinsel yönden hırpaladığı ortaya çıkmıştı. Sevgililer Günü'nde bol miktarda şampanya ve 'sex on the beach' içen Prens, daha sonra Abdülaziz adlı sevgilisini çoğu elmacık kemiklerinden olma üzere 37 defa yumruklamış ve genç adamın ölümüne neden olmuştu.

Genç adamın öldüğünü fark eden prens, Londra'da konakladıkları pahalı otel odasında cesedi yatağa taşımış ve adamın üzerindeki kanı temizlemişti. Tutuklanmasının ardından mahkemede enerjisini büyük ölçüde eşcinsel olmadığını ispatlamak için harcamıştı. Suudi Arabistan'da eşcinsellik büyük suç ve en hafif cezası toplum içerisinde sopayla dövülmekten başlayarak daha ağır cezalara kadar değişebiliyor. Fakat prens olması nedeni ile Nasır'ın bu tip bir ceza alması mümkün değil.

Öldürdüğü genç adamın sevgilisi değil arkadaşı olduğunu ve cinayetten kısa bir süre önce 3000 Avro parasını çaldığı gerekçesi ile kavga ettiklerini iddia eden Suudi prens suçu kanıtlanınca ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış olsa da, 2013 yılında Suudi Arabistan ile yapılan bir anlaşma sonucunda, Suudi hapishanelerinde yatmakta olan bir grup İngiliz vatandaşının iadesi karşılığında Suudi'lere teslim edilmişti.

CADILAR BAYRAMI KUTLAYAN SUUDİ PRENSİ

Her sene Ekim ayında, Suudi ahlak polisi alışveriş merkezlerini gezerek mağazaların Cadılar Bayramı için özel kostüm satıp satmadıklarını kontrol etmektedir. Suudi Arabistan'da bu bayramın kutlanması halk için yasak olsa da, Suudi ailesinin üyeleri için bu kural geçerli değildir.

2009 yılında Prens Faysal el Tunayan malikanesinde 150'si erkek 150'si kadınlardan oluşan 300 Suudi'nin katıldığı bir cadılar bayramı partisi vermiş, partiye ABD'li enerji içeceği şirketi Kizz-me sponsorluk yapmış, bir DJ ve dansçılar davet edilmiş, davetlilere Cadılar Bayramı kostümleri dağıtılmış, partide içki su gibi akmış, çok sayıda tele-kız kiralanmış, aynı zamanda partide bol miktarda esrar ve kokain kullanıldığı öğrenilmiş, tüm bunlar bir Wiki Leaks belgesi ile ortaya çıkmıştı.

SUUDİ PRENSESİ'NİN KATLİ

Romeo ve Juliet hikayesini aratmayan bu olay Suudi ailesinden Prenses Mişa'al bint Fahd el-Suud'un acı dolu hikayesidir. Prenses ailesinin uygun gördüğü şekilde kendisinden yaşça oldukça büyük yaşlı bir kuzeni ile evlendirilir, ancak bu evlilik prensesi son derece mutsuz etmeye yetmiştir. Eğitimini sürdürmek için bir süreliğine Beyrut'a giden Prenses, Halid adlı bir genç ile tanışır, Halid Suudi bir diplomatın oğludur ve iki genç arasında aşk başlar.

İkili aşk ilişkilerini krallığa geri döndükten sonra da gizlice sürdürürler ve 1977 yılında birlikte ülkeden kaçma girişiminde bulunurlar, fakat bu esnada yakalanırlar. Prenses sevgilisi olan Halid'in aleyhinde bir beyanatta bulunmasını isteyen babasına direnir ve zina iddialarını reddeder, bu durum Kralın kardeşi olan babası Muhammed bin Abdül Aziz el-Suud'u sinirden çıldırtır.

 19 yaşındaki genç kız ve sevgilisi Cidde'de bir oto-parka götürülürler ve genç adamın gözleri önünde Prenses başından vurularak öldürülür, daha sonra ise genç adamın kafası kesilmeye çalışılsa da bu ancak dört deneme sonucunda ve zorlukla yapılacaktır, idamlar halka açık şekilde gerçekleştirilir. Daha sonra bu olaylar uluslararası tepkilere neden olur ve BBC bu konuda bir belgesel çekecektir.

 PRENS NAİF'İN KOKAİN UÇAĞI

2004 senesinde Suudi Prens Naif bin Favvaz El-Shalan, ABD ve Fransız mahkemeleri tarafından Güney Amerika ve Avrupa arasında yüklü miktarda kokain kaçakçılığı yapmakla suçlanmıştı.

Prensin uyuşturucu kaçakçılığı işine girmesi 1970'lerde Miami Üniversitesi'nde okuyan Kolombiyalı Doris Mangeri adlı bir genç kadınla arasında aşk ilişkisi gelişmesiyle başlamıştı. İkilinin gizli aşk hikayeleri yıllar boyunca sürmüş ve hatta genç kadının Suudi Prens'ten bir de çocuğu olmuştu.

İddia edildiği kadarıyla 1988 senesinde Prens, Mangeri adlı sevgilisi tarafından Kolombiyalı bir uyuşturucu kartelinin üyeleri ile tanıştırılmış, uyuşturucu ticaretinden milyonlarca dolar kazanç elde etmiş olan Kolombiyalı Juan Gabriel Usaga ve Carlos Ramon, Prens ile anlaşarak Kolombiya'dan dışarıya kokain çıkarmaya ikna etmişlerdi.

Prensin uyuşturucu ile mazisi ise daha eskilere dayanıyor, 1984 senesinde Missisipi polisi tarafından tutuklanmıştı. Kolombiyalı kartel üyeleri ile anlaşan prens kendi özel Boeing 727 jeti ile kokain taşımayı kabul etmiş, para aklama konusunda ise Kanz Bank adlı kendi bankasını kullanmıştı.

İki ton ağırlığındaki kokaini boş valizlere yerleştirerek önce özel uçağına, ardından Paris'e taşıyan Prens, daha sonra bu malın parçalar halinde başka Avrupa ülkelerine geçmesini sağlarken bir operasyon ile bu sevkiyat engellenmiş, Prens Fransa'da tutuklanırken Kolombiyalı ortakları ABD'de gözaltına alınmışlardı.

Suudi İçişleri Bakanı Prens Naif bin Abdül Aziz, Fransız yetkilileri ülkelerindeki Suudi yatırımları durdurmakla tehdit etmişti. Bu tehditlere rağmen yargılanan Prens, kendisine neden uyuşturucu kaçırmayı tercih ettiğini soran mahkemeye "Ölümlü dünya" yanıtını vermişti.

UYUŞTURUCU KAÇAKÇISI SUUDİ PRENS

2015 yılının sonlarında, Beyrut'un Refik Hariri Uluslararası Havalimanı'ndan Suudi Arabistan'a uçmak üzere olan, Suudi Prens, Abd el-Muhsen bin Valid bin Abd el-Aziz el Suud'un özel uçağı yetkililer tarafından aranmış, 40 ayrı bavul içerisinde taşınmakta olan binlerce amfetamin ve kaptagon hapı ele geçirilmişti.

Olayın dünya genelinde duyulmasının ardından Suudiler sosyal medya üzerinden Prens'i aklamak için propaganda faaliyetlerine başlamışlar, ve çok sayıda Twitter hesabı üzerinden bu konuda yorumlar paylaşmışlardı.

Bu yorumların bazılarında Prens'in gerçekleştirdiği eylemin uyuşturucu kaçakçılığı olmadığını, sadece Hac mevsiminin sona ermesi ile birlikte düzenlenecek kutlamalarda kullanılmak üzere getirmekte olduğunu yazan da vardı, Orta Doğu'da çok yaygın bir kullanıcı kitlesine sahip olan kaptagon haplarının "helal" ilaçlar kategorisine girdiklerini iddia edenler de, hapları çantalara yerleştirenin Hizbullah olduğunu iddia edenler de.

ALKOL VE KUMAR BAĞIMLISI SUUDİ KRALI

2005 yılında hayata gözlerini yuman Suudi Kralı Fahd'ın tam bir alkol ve kumar bağımlısı olduğu geniş bir çevre tarafından iyi biliniyor. 1982 yılında tahta geçen Fahd, aynı zamanda gençliğinde tam bir kadın düşkünü Playboy olarak biliniyordu.

Bir defasında Monte Carlo'da bir kumarhanede sadece bir gece içerisinde kumarda 6 milyon dolar kaybetmişti.

UMRE VİZESİYLE SUUDİ ARABİSTAN'A SOKULAN TELEKIZLAR

İskoçya'nın günlük gazetelerinden The Scotsman'ın 23 Nisan 2003 tarihli bir haberine göre, Suudi prenslerine telekız pazarlayan milyon dolarlık bir fuhuş çetesi çökertildi. Telekız ifadesi tam olarak durumu özetlemeye yeterli mi emin olamıyorum, zira kadınlar daha çok film yıldızları, modeller, ve ünlü yıldızlardan oluşuyorlardı.

Cezayir ve Arap basını, kadınların Suudi Arabistan'a Umre Vizesi alarak sokulduklarını bildirmişlerdi.

2006 yılında dünyanın en büyük model ajanslarından biri olan Elite Model Menagement adlı ajans (Naomi Campbell ve Cindy Crawford'u temsil etmiş bir firma), BBC tarafından hazırlanan bir programda 13 yaşındaki model kızları uyuşturucu kullanıp seks yapmaya zorladıkları gerekçesi ile suçlanmışlardı. Aynı zamanda ajansın 18 yaşının altındaki model kızları Suudi prenslerine pazarladığı duyulmuş ve büyük skandala neden olmuştu.

PRENS FAYSAL'IN GENÇ KIZ VE ÇOCUK MERAKI

 Prens Faysal, ABD Houston'da kalburüstü bir mahallede ki malikanesinde yüksek maliyetli ve sık aralıklarla tekrar eden partiler veriyor, partiye ise sadece aynı muhitin genç kız ve erkekleri davet ediliyorlar, en pahalı yiyecekler ile donatılan masaların yanında her türlü uyuşturucunun en kalitelisi bol miktarda genç konuklara ikram ediliyor, Faysal bu gençler ile seks partileri düzenliyordu.

Skandal ortaya çıktığında Faysal bir daha geri dönmemek üzere malikanesini terk etmişti.

Bu yazı şu anda beşinci sayfasında ve ben ulaşabildiğim skandalların henüz yarısını bile yazamadım. Suudi halkına İslam inancını en katı yorumu dayatılırken, Suudi ailesinin prensleri fahişeler, uyuşturucu, alkol, kumar ve her türlü pahalı zevkler ile gönüllerini eğlendirmekten geri kalmıyorlar, servetleri ile yetinemeyip uyuşturucu kaçakçılığı gibi kirli işlere dahi bulaşabiliyorlar.

Aynı zamanda, ülkemizi yönetenler, pek çok öteki ülke gibi bu ailenin savundukları değerler ile yaşam kriterleri arasında büyük bir çelişki bulunan üyelerine çeşitli ayrıcalıklar tanıyor ve sıcak ilişkilerini korumaya gayret ediyorlar.

Şıvan Okçuoğlu

Odatv.com

13.07.2016 (Haber Merkezi)

Yorumlar (1)

Yorum Yaz
anam anam anam şu hanı başganın suudi gıral öldü dey üç gün yas ilanetdiydi onnar deemi bunnar yav
zamazingocu14 Tem 2016 15:25:54