SAVUNMA HAKKI ENGELLENEMEZ

SAVUNMA HAKKI ENGELLENEMEZ

SAVUNMA HAKKI ENGELLENEMEZ

Halkın Hukuk Bürosu, avukatlara uygulanan son gelişmelerle ilgili bir açıklama yaparak " Savunma hakkı engellenemez" dedi.

İşte o açıklama:

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü 77204178-207.99/9363/86970 Sayılı ve 14/07/2017 tarihli “Müdafilik Görevinden Yasaklama” yazısını Türkiye genelindeki tüm başsavcılıklara gönderdi.

Neydi bu yazının, talimatın amacı? Bakanlık “adaletin” işleyişinde bir eksikliği fark ettiği için mi bu talimatı göndermişti? Tabii ki Hayır. Gönderilen yazıda yargılamanın üç unsurundan biri olan “savunma” bir “sorun” olarak görüldüğü için bu soruna dikkat çekiliyor ve hızla müdahale edilmesi isteniyordu.

Yazı daha baştan tüm avukatları suçlu ilan ediyordu. Avukatlar aracılığı ile örgütsel haberleşme yapıldığı, talimatlar alınıp verildiği, delillerin karartıldığı ve bu durumun  “güvenlik zafiyeti oluşturduğu” anlatılıyordu. Adalet Bakanlığı avukatları hedef almakta hiçbir sakınca görmüyordu.

Avukatlara yönelik bu tehdit ve saldırılar yeni değildir. Hatta yasal düzenleme eskiye dayanır. 2004 te çıkarılan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Müdafi görevini yerine getirmediğinde yapılacak işlem ve müdafilik görevinden yasaklanma" başlıklı 151 inci maddesindeki bu düzenlemenin amacının baskı ve sindirme olduğunu o zaman da anlatmıştık.

Bakanlığa Soruyoruz: Avukatları suçlarken nedir somut kanıtınız? Hangi davada avukatlar örgütsel haberleşme sağlamıştır, ne zaman ya da kim örgüt üyeleri arasında talimat aktarmıştır, hangi mahkemenin hangi dosyasında hangi avukat delil karartmıştır? Bir dosyada delil karartmışsa hakkında neden dava açılmamıştır? Bu soruların hiçbirinin yanıtı yoktur. Adalet Bakanlığı emri altındaki tüm savcılara avukatların ”zanlı” olduğunu kabul ettirmekle kalmıyor “avukatlara karşı harekete geçin” diye devam ediyor. Aynı adliye binalarında çalışan “sözde” aynı meslek grubundan insanların bu açıklamalar, talimatlar ortadayken  “avukatlara saygılı olmaları ” düşünülebilir mi? “Tabii ki Hayır. Onlar önlenmesi gereken, tedbirler alınması gereken kişilerdir. Yazıda davaların “selameti” bakımından, önleyici tedbirlerin alınması gerektiği anlatılmıştır. Avukatlar neden soruşturmaların selametini tehlikeye düşürürler ki? Ellerinde nasıl bir güç vardır ki tüm devlet erkinin gücünün üstüne çıkabilmektedirler.  Onların selamet dedikleri baskının her yerde artırılması, ülkenin kendileri için dikensiz gül bahçesine çevrilmesidir.

Hapishanelerde tutsakları tecrit etmek istiyorlar, insansız bırakmak istiyorlar, evleri hapishaneye çevirmek istiyorlar, karakollarda ve sokaklarda işkenceyi daha yaygın hale getirmek istiyorlar. Ve tüm bunları yaparken pervasızlıkları gün yüzüne çıkmasın, bunlara sessiz kalınsın istiyorlar.

Onun için avukatlara yönelik saldırılar son dönemde azgınlaşmıştır. Onun için avukat göz altıları, avukat tutuklamaları artmıştır. Avukatlar sokak ortasında işkenceyle darp edilerek günlerce gözaltında tutulmaktadır, polis, asker, gardiyan ya da özel güvenlik saldırılarında avukatların parmakları, kolları ya da burunları kırılmakta cübbelerine kan sıçramaktadır. Bunların talimatını verenler bu yazıları kaleme alanlardır. Savcılıklara yollayanlardır.

Bu saldırılar ilk değildir son da olmayacağı açıktır. Avukatların hizaya çekilmesine susturulmasına yöneliktir. 

Neden avukatlar?

Avukatlık temsiliyettir. Biliyoruz!.. Amacımız avukatlığı iyi yaparak halkı ve hakları savunmaktır. Halkımızın mücadelesine güç katmaktır. Bize saldırarak temsil ettiklerimize gözdağı vermek istiyorlar. Peki, Biz kimin avukatlarıyız? Polis şiddetiyle katledilenlerin, emeğini hakkını savunan işçilerin,  madencilerin, öğrencilerin, kamu emekçilerinin, yoksulların kısacası emekçi halkımızın avukatlarıyız. Halk için, hak ve özgürlükler için, adalet için mücadele edenlerin safındayız.

 Bu nedenle önleyici tedbirlere başvuruyorlar? Nedir önleyici tedbir? Kimi zaman bunun adı OHAL oluyor kimi zaman KHK Şimdi de Avukatları Yasaklama 

 Böyle bir hukuk sisteminden adalet ve hak beklenemez.  Yaptıkları her yeni uygulama ile geniş halk kitleleri için meşruiyetini kaybeden bu kurumların bağımsız olmadıklarını, talimatla hareket ettiklerini halkımıza anlatmak boynumuzun borcudur. Temsil ettiklerimiz için mücadele etmeye ve onların haklarını savunmaya, mesleğimize dönük saldırıları da boşa çıkarmaya devam edeceğimizi bir kez daha ilan ederiz.

12.08.2017 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz