Sabahattin Ali'yi Ziyaret Ettim

Sabahattin Ali'yi Ziyaret Ettim

Altınoluk, Antandros Amfi Tiyatronun hemen yanında büst ve şiirleri var.

Sabahattin Ali bugün 112 yaşında...

Balıkesir, Edremit, Havran ve Altınoluk Sabahattin Ali için önemli bir bölge...

1943 yılında Havran'da yazmaya başlamış Kürk Mantolu madonna'yı...

Altınoluk Köyü'ne çıkarken hemen zağ tarafta Antandros Amfi Tiyatro var.

Ve Sabahattin Ali'nin burada bir büstü ve şiirlerinden oluşan tabletler bulunuyor.

Ve ben bugün biraz rahatsız olmama karşın büyük ustayı 112. yaşında yalnız bırakmadım.

Şiirlerini okudum....Özellikle de  Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz ve Leylim Ley'i

Yolunuz Altınoluk'a düşerse sizde ziyaret edin Sabahattin Ali'yi

( Atilla Karaduman)

Bugün, edebiyatımızın en önemli kalemlerinden Sabahattin Ali’nin doğum günü. Kısacık hayatına başarılı eserler sığdıran Sabahattin Ali, doğum gününde kendi sözleriyle anılıyor. Özellikle sosyal medya da Sabahattin Ali’nin sözleri paylaşılıyor. İşte, Sabahattin Ali’nin hayatına ilişkin bilgiler ve eserlerindeki sözlerinden derlemeler…Tele 1'de yer alan haber şöyle.

İçimizdeki Şeytan, Kürk Mantolu Madonna, Kuyucaklı Yusuf, Değirmen gibi çok önemli roman ve öykülere imza atan büyük yazar Sabahattin Ali 112 yaşında.

Sadece Romanları ile değil Sezen Aksu’dan Ahmet Kaya’ya şiirlerinden bestelenen şarkılarıyla da unutulmayan sabahattin ali 25 şubat 1907’de Eğridere’de doğdu. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey’in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit’in çeşitli okullarında tamamlamıştır (1921) Edremit’e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu’na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu’nda mezun olmuştur (1926) . Bir yıl kadar Yozgat’ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı’nın açtığı sınavı kazanarak Almanya’ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 – 1930) . Yurda döndükten sonra Aydın ve Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır.

Sabahattin Ali kimdir? 
Konya’da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk’ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932) , bir yıla mahkum olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıl dönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933) . Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara’ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı’na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur’un ‘eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini’ istemesi üzerine Varlık dergisinde ‘Benim Aşkım’ adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk’e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü’ne alınmış, Ankara II. Ortaokul’da öğretmenlik yapmıştır.

16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936’da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir’de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi’nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı’nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 – 1945) .

‘İçimizdeki Şeytan’ romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız’ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul’a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945) . Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, iktidarın kışkırtmasıyla meydana gelen Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 – 1947) . Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle ‘Milli Şef’ İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır.

Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı ‘Ne Zor Şeymiş’ başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: ‘Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi’.

Bir başka dava nedeni ile 1948’de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan’a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde öldürülmüştür (2 Nisan 1948) .

EN ACI FOTOĞRAF

Bu acı fotoğrafta Sabahattin Ali’den geri kalanlar; öldürüldüğü sırada okuduğu Puşkin’in Yevgeni OneginRi, Balzac, eşi ve kızının fotoğrafı deri gocuğu, traş takımı, notları, gazete koleksiyonu, ajandası, kol saati, kanlı gömleği… Fotoğraf NY Times’tan

SABAHATTİN ALİ SÖZLERİ

Dünyada bana hiçbir şey tabiattan melül bir insanın, zorla gülmeye çalışması kadar acı gelmemiştir…

Ne kadar seversem seveyim, bir kişiye bağlı kalmak bana garip geliyordu…

Yüksek insan dışına değil, içine kıymet verendir.

Küçüklüğümden beri mutluluğu israf etmekten korkar, bir kısmını ilerisi için saklamak isterdim…

Dünyada bir tek insana inanmıştım. O kadar çok inanmıştım ki, bunda aldanmış olmak, bende artık inanmak kudreti bırakmamıştı.

İçimde biriken hislerin birdenbire patlayarak beni zerreler halinde dağıtacağından korkuyorum.

Bir insana bir insan herhalde yeterdi. Fakat o da olmayınca?

Neydi bu içinden çıkılmaz meseleler? Neydi bu mavi göğe veya sevgili bir yüze bakmayı zevk olmaktan çıkaran hisler ve üzüntüler?

“Yarın öldüğümüz zaman birisi bize sorsa: ‘ Dünyada neler gördünüz?’ dese heralde verecek cevap bulamayız. Koşmaktan görmeye vaktimiz olmuyor ki…”

SABAHATTİN ALİ’NİN ESERLERİ

Roman
Kuyucaklı Yusuf (1937)
İçimizdeki Şeytan (1940)
Kürk Mantolu Madonna (1943)

Öykü
Değirmen (1935)
Kağnı (1936)
Ses (1937)
Yeni Dünya (1943)
Sırça Köşk (1947)

Şiir
Dağlar ve Rüzgâr (1934)
Kurbağanın Serenadı (1937)
Öteki Şiirler (1937)

Oyun
Esirler (1936)

25.02.2019 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz