Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlıktan ölmek üzere.İçimden Şarkı Söylemek Gelmiyor

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlıktan ölmek üzere.İçimden Şarkı Söylemek Gelmiyor

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlıktan ölmek üzere.İçimden Şarkı Söylemek Gelmiyor

Gaziantepli ünlü sanatçı Edip Akbayram sanat hayatının 45 yılında. 45 yılda çeşitli kurum ve kuruluşlardan aldığı 500’e yakın ödülü olmasına karşın son derece mütevazı. Yaşadığı toprağa ve o toprakta filiz veren değerlere tutkun en çok. Bu yüzden hep ülkemizin şairleri ve ozanlarının eserlerine ses verdi Edip Akbayram. “Hasretinle Yandı Gönlüm”, “Bekle Beni İstanbul”, “Haberin Var Mı”, “Sen Benden Gittin Gideli”, “Güzel Günler Göreceğiz”, “Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz”, “Aldırma Gönül” ve “Türküler Yanmaz” unutulmazlar parçalar arasına girdi. 45. sanat yılı kapsamında “Güzel Günler Göreceğiz” başlıklı bir konser dizisi verecek Akbayram, şu sıralar Kapadokya Avanos’ta yaşıyor. Telefon üzerinden söyleştiğimiz Akbayram, görüşmemizi sonlandırırken güzel bir haberi de paylaşıyor bizimle: Yakında Avanos’ta Edip Akbayram müzesi açılacak.

Ceren Çıplak'ın haberi:

- 45 yıla dönüp baktığınızda ne görüyorsunuz?

Dolu dolu geçen bir 45 yıl. Müziği, sanatı, çağdaşlığı yaşadım bu süreçte. Yaşadığımız ortam kısıtlı olmasına rağmen çok güzel yapıtlar üretebildim. Bugünün teknolojik nimetlerini kullanan genç arkadaşlar biraz kolaycılığa kaçıyor. Akustikten uzaklaşmaya başladılar... Enstrümanların canlı olarak çalınması eseri daha güzel hale getirir. Ama bu 45 yılda büyük bedeller de ödedim. Sisteme karşı olan sanatçılara baskılar, gözaltılar, sansürler yapıldı.

‘Toplumun sesiyiz’

- Sanatta 45 yıl neyi kavramanızı sağladı?

Yüreğimden sevgiyi bırakmamamı sağladı. Yaşadığım toplumda o sevginin bana verdiği umutla, dirençle o şarkıları söylüyorum ve üretiyorum. 67 yaşındayım ve sokağa çıktığım zaman kim hangi inançtan olursa olsun bana sevgisini sunuyor, bu sevgi çok onurlandırıyor. Bu sevgiye de ihanet etmem, etmedim de. Müzik, sanat insana insan olmayı öğretir. Topluma güzel ürünler sunmayı, kötü şeylere karşı da başkaldırıcı olmayı öğretir. Sanatçı her zaman muhaliftir; kötü sanata, kötü yönetime... Bir sanatçının sosyal yaşantısıyla sanatsal yaşantısının orantılı olması gerekir. Topluma entegre olamayan sanatçıların akıbeti yok olmaktır.

- 45 yıldaki onca baskı sizi frenledi mi?

Aksine daha da kamçıladı. İnadına daha da onurlu çalışmalar yapmaya yöneltti. Biz sanatçıyız, toplumun melodik sesiyiz. Toplumun sorunlarını şarkılarımız ile yine toplumla paylaşmalıyız.

Karanlık fotoğraf

- O günler mi daha baskılıydı, bugünler mi?

5 yıl önce ve bugün Türkiye’nin resmine bakınca hiçbir şeyin değişmediğini görüyorum ama Türkiye’nin bugünkü fotoğrafı çok daha karanlık.

- Politik duruşu olan değil de direkt politikacı gibi olan sanatçılar var artık. Siz bu konuda ne düşünüyorsun?

Bu ülkenin sanatçıları bile “evet” ve “hayır”la ayrılmaya çalışıldı. Ne kadar acı... Meslek birliklerinin olağan genel kurulunu yapıyorsun sanki referandum çalışması gibi! Sanat ve sanatçı adına vahim bir tablo. Çıkar ilişkileri çok daha öne çıktı. Sisteme yakın sanatçı adayları daha fazla görünür! Hâlbuki sanatçı yaşadığı toplum için üretir, toplumun sesidir, kulağıdır, gözüdür.

‘Mahzuni Şerif’ler bu ülkenin Mozart’larıdır’

- Müziğiniz Anadolu pop müziği mi? Yoksa söylendiği gibi ‘sol pop müzik’ mi?

Anadolu pop müziği. Anadolu pop temalarının içerisine rock, blues temaları yerleştirerek Edip Akbayram ekolü ve soundu yarattım. Ülkemin şairlerinin şiirlerini bozmadan, aslına sadık kalarak Batı müziği enstrümanlarıyla aranjman yaparak icra ediyorum. Çünkü bu ülkede yaşıyorum ve bu ülkenin yetiştirdiği değerlerin eserlerine sahip çıkmak zorundayız. Mahzuni Şerif, Neşet Ertaş, Pir Sultan Abdal bu ülkenin Beethoven’ları, Mozart’larıdır. Onlar sanatı toplum için yapan büyük değerler. Benim sanatım da yaşadığım toplumla paylaşmak içindir, çünkü sanat toplum içindir. Dünyanın en güzel sesine sahip olun ama o ses odadan dışarı çıkmadığı müddetçe sanat olmaz. İsterseniz dünyanın en güzel tiyatro oyununu sahneleyin, o oyun odadan dışarı çıkamazsa buna sanat diyemezsiniz. Sanat, toplumla paylaşıldığı zaman sanat oluyor.

- Şarkılarınız size ne söylüyor?

Parçalarımda dört temel kavram vardır; sevgi, dostluk, kardeşlik ve barış. Bu benim dünya görüşüm. İnsanın insana saygı duyduğu bir dünyanın resmini çizmek istedim hep.

‘İnadına güzel günler göreceğiz!’

- Sesinizi korumak için soğuk içecekler içmezmişsiniz. Hatta dondurmanın tadını bile hatırlamıyormuşsunuz. Öyle mi?

Soğuk içecekler sesinizi deforme eder. Ses fiziğini kaybeder. Bir sanatçının yaşamından ödediği bedeller vardır. Bu da o bedellerden birine örnek. 42 derece sıcak var ama buz gibi su içemiyorsunuz, dondurma yiyemiyorsunuz. Ben iyi şarkı söylemek zorundayım. 67 yaşındayım hâlâ inatla aynı tonda şarkılarımı söylemeye devam ediyorum. Sanatçıların bohem yaşadığı sanılır. Çoğu sanatçı çok disiplinli yaşar.

- Siz ne kadar disiplinli yaşıyorsunuz?

Konser öncesi gözüm, kulağım duymaz. İki gün önceden beynim durur, sadece konsere entegre olurum. Her sabah 07.30’da kalkar eşimle kahvaltımı yaparım. Sonra kahvelerimizi içeriz, gazeteleri okuruz. Dünyada ve ülkemizde olup bitenleri tartışırız. Sonra da kendi çalışmalarıma yoğunlaşırım.

- Neden Avanos’ta yaşıyorsunuz?

Yazdan başlayarak beş ay Avanos’ta yaşarım. Kalan aylarda da İstanbul’dayım. Avonos’ta kafam dinleniyor. Eşim seramik sanatçısı, onun da atölyesi var burada.

- ‘Güzel günler göreceğiz’ diyor musunuz hâlâ?

Bir ülkenin sanatçısı eğer karanlık düşünüyorsa o ülkede bazı şeyler tıkanmış demektir. Biz topluma umut vermeliyiz. Güzel günleri inadına göreceğiz!

‘Herkeste iktidar korkusu var’

- Sesiniz sizin deyişinizle toplumun melodik sesi. Peki bugünkü toplumun nasıl bir melodisi var?

Toplumun melodik sesi çok az. Sanatçıların da sesi az çıkıyor. Kimse korkmasın, konuşsun, şarkılarını özgürce söylesin. Toplumda bir korku hâkim. Herkeste bir iktidar korkusu var. Bu korkuyu sanatın, sanatçıların kırması lazım. Sanatçının temel misyonu iyinin yanında kötünün karşısında olmasıdır. Bütün dünya liderleri güne yüreğinde sevgiyi hissederek uyansın. Bir çiçeği sevsin uyanınca... İnsanı, doğayı, hayvanı sevsinler... Dünya liderlerinin de yüreklerinde sevgi oldukça dünyada savaş olmaz.

- Edip Akbayram’ı demokrasiye hasret duyanlar mı dinliyor?

Torun, anne, nine... Üç kuşağa birden şarkı söylüyorum. Bu benim için büyük bir onur.

- Sabahattin Ali’nin sözlerine ses verdiğiniz ‘Aldırma Gönül’ bir avutma parçası mı?

Hayır. ‘Aldırma Gönül’ bir direnç türküsüdür. 1978 çıkışlı bir parça. 30 yıldır aynı keyifle söylüyorum. ‘Aldırma Gönül’de şiir güzel, beste güzel ve iyi bir yorum var. Bu üçü bir araya gelince klasik parçalar ortaya çıkıyor.

- Geçmişteki haberlerinizi okuyunca “27 yılda 27 albüm”, “33 yılda 33 albüm” başlıklarını gördüm...

Toplam 36 albüm çıkardım.

- Dört senedir yeni albüm yapmıyorsunuz. Neden?

Müzik sektörünün düzelmesini bekliyorum. Artık albüm satışları çok az, internet nedeniyle.

- Peki internet üzerinden bir şeyler yapmayı düşünüyor musunuz?

Açıkçası şu anda şarkı söylemek içimden gelmiyor. Bir tarafta Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlıktan ölmek üzere... İşten atılan akademisyenler var... Mesela Kapadokya’dayım, bir tane bile turist yok. Türkiye’ye bakıyorum her yer “Evet”çiler ile “Hayır”cılar... Türkiye böyle bir ortamı hiçbir dönem yaşamadı. Tüm bunlar beni etkiliyor. Türkiye’de mutlu insan profili çizemiyorum.

- Türkiye’de 10 yıl televizyonlara çıkamadınız. Bu size ne kaybettirdi ya da ne kazandırdı?

Televizyonlara çıkamadım ama meydanlarda binlere, milyonlara parçalarımı söyledim. Halk sahip çıktı. O gün beni yasaklayanları bugün de ben yasaklıyorum. Beni yasaklayanlar şimdi beni çağırmalarına rağmen TRT’den içeri girmiyorum. Tavırlı bir insanımdır.

- Adalet Yürüyüşü hakkında ne düşünüyorsunuz?

Geç kalınmış olsa da Türkiye için Adalet Yürüyüşü lazım. Adalet her yerde adalettir. Adaletsizliği yapanlara bir gün adaletin lazım olacağını söylemek isterim...

02.07.2017 (Haber Merkezi)

Yorumlar (1)

Yorum Yaz
Sol bu mu ... Yasin Böru Kurban eti dağıtıyordu (Hani bizim eve haftada bir et gelir,şarkı Edip Akbayramın) önce balkondan attılar sonra molotofla yaktılar daha sonra kaldırım taşı ile kafası ezildi .... Şimdi asıl soru şu; Adalet ve insanlık sadece kendi ideolojimden olana yakışır demek solculuk olur mu? Yani bu akademisyenler için içi burkulan sanatçımız ayni duyarlılığı kendi milletinden olan bir çocuk için gösterdimi? Geçiniz efendim bunları siz solun yanından geçemezsiniz keşke Denizin anlattığı solu anlasaydınız...
Antepli2 Tem 2017 19:04:55