‘Mübarek’ köpekler…

‘Mübarek’ köpekler…

‘Mübarek’ köpekler…

Geçenlerde bir dincinin “köpeklere laf eden” videosu sosyal medyada yayıldı. Artık bunlara laf söylemek bile istemiyoruz çünkü onlara en ufak bir insani ya da hayvani değer atfetmiyoruz. Öte yandan, Elazığ depreminin ardından yeniden gündeme gelen ve dinci şarlatanlarla karşılaştırılamaz kadar büyük faydaları olan arama ve kurtarma köpekleri ile ilgili enteresan bir yazı paylaşmak istiyoruz. Bu köpeklere eğitmenlik yapan Aslı Arıkan RED için yazdı…

6.8 ölçeğindeki Elazığ depremi bir kere daha arama kurtarma köpeklerinin önemini hatırlattı…

Ülkemizde ’99 Marmara Depremleri sırasında tanıştığımız Arama Köpekleri (SAR/Search&Rescue), üstün koku alma yetenekleri ve yıllar süren çalışmalar, sınavlar sonunda onlarca kat enkazın altında canlı olan insanları dakikalar içinde bulabiliyor.

2005-2009 yılları arasında IRO (International Rescue Dogs Organisation) üyesi ilk Türk SAR Köpeği ekibinde Enkaz ve Arazi Arama Kurtarma Köpeği Eğitimi çalışmalarında görev aldım. 4 yıl boyunca, gerek yurt içinde gerek yurt dışında eğitim almış ve sevgili ortağım THOR ile Sivil Savunma, Jandarma, çeşitli STK lar vb. bir çok ekiple birlikte çalışmış bir Arama Kurtarma Köpekleri Eğitmeni olarak, yıllar geçmesine rağmen bu konuda toplumumuzda halen bilgi eksikliği olduğunu görüyorum.

KÖPEKLER NASIL CANLI İNSAN ARAMAYI ÖĞRENİR?

Her zaman duyduğumuz köpeklerin müthiş bir koku algılama yeteneklerinin olduğudur. Peki nasıl oluyor da köpek enkazın altındaki insanı ya da ormanda kaybolmuş bir kişiyi, çığın altında kalan kayakçıyı ya da en son Avustralya yangınları sırasında izlediğimiz gibi yangında mahsur kalan Koalaları bulabiliyor?

SAR Köpeği eğitimi yavru köpeklerin arasından bu işe yeteneği olan doğru yavruyu seçmekle başlar. Burnu iyi çalışan, meraklı, insan ile ilişkisi iyi, oyuncu ve diğer köpeklerle ve insanlarla sosyal ilişkilerinde agresyon göstermeyen, enerjisi yüksek yavru köpekler eğitime başlamak için uygun olabilirler. SAR Köpekleri herhangi bir ırk olabilir, ırkın hiçbir önemi yoktur, önemli olan öncelikle burnunun iyi olması, sonra yetenek ve karakterdir. Ancak görevlerin doğası gereği, saatlerce, günlerce çok zor ve çoğu zaman bilinmeyen şartlarda çalışmaları gerekeceği için köpeklerin dayanıklı olması da gerekir. 

Arama Kurtarma Köpeği Eğitmeni/Kullanıcısı, ileride ekip ortağı olacak köpeği ile ilk aylarda oyun oynar, insanlarla, çocuklarla diğer köpeklerle, hayvanlarla tanıştırır, Temel Yavru Köpek eğitimini verir, sosyal gelişimini tamamlar, konsantrasyonu, motivasyonu geliştirir. Aslında bu eğitim bütün yavru köpekler için gerekli olan temel formasyon eğitimidir. 

Köpek yaklaşık 5-6 aylık olduğunda, bir yandan ARAMA KURTARMA eğitimlerine devam ederken, bir yandan sırasıyla Temel İtaat ve İleri İtaat Eğitimlerini tamamlar. Bu süreç oldukça uzun, bazen 1-2 yıl sürebilir. 

SAR Köpeği eğitimine önce keyif aldığı bir oyuncakla oynayarak köpeğin bu aktiviteden keyif almasını sağlayarak başlarız. Çoğu zaman bu bir tenis topu ile at-getir oynamak olabilir. Köpek bizim YARDIMCI olarak isimlendirdiğimiz oyun arkadaşı olan insanla bir bağ kurar, onu arayıp bulmaya çalışarak ilk egzersizlerini yapmaya başlar. Eğitim süreci boyunca yardımcı ormanda gittikçe daha da uzağa veya enkazda ulaşması daha zor yerlere köpeğin oyuncağı ile birlikte saklanır. Köpeğin öğrendiği davranış “BUL ONU” komutu  verildiğinde oyun arkadaşını aramak ve bulmaktır. Çünkü köpek, oyun arkadaşını bulduğunda birlikte en sevdiği oyunu oynayacaklarını bilir. Köpek yardımcıyı bulduğunda havlayarak alarm verir. Köpek Kullanıcısı köpeğin yanına gelene kadar köpek havlamaya devam eder ve Yardımcı topu köpeğe atar. Yardımcı bulunduğu yerden çıkar ve köpekle oynamaya devam ederler. Birlikte bu müthiş olayın coşkusunu yaşarlar. Köpek için bu eğlenceli bir oyun haline gelir. Zamanla yardımcıların sayısını artırır, daha zorlayıcı koşullarda arama egzersizlerine devam ederiz… 

SAR Köpeği ve Eğitmeni birlikte ulusal ve uluslararası eğitimlere, sınavlara, tatbikatlara katılırlar. Çeşitli arama görevlerinde uzman köpekli ekiplere yardımcı ekip olarak görev alır, saha deneyimi kazanırlar. Eğitimi tamamlanan köpekli timler, IRO veya AFAD tarafından düzenlenen Arama Kurtarma Köpeği Eğitim ve Yeterlilik sınavlarını geçerse, görev yeterlilik belgesine sahip olurlar. Bir SAR Köpeği‘nin eğitiminin tamamlanması ve akredite olması 2,5-3 yaşına kadar sürebilir. 

KÖPEK CANLI İNSAN KOKUSUNU NASIL TANIMLAR?

Ekip lideri Yardımcı‘ya, güvenlik önlemleri tamamen alınmış olan enkazda kuytu bir yere saklanmasını ve yaklaşık 20 dakika sonra köpekli ekibin onu bulacağını söyler. Yardımcı, köpekli ekibin görmeyeceği şekilde, köpeğin oyuncağını da yanına alarak, beton yığınının içinde herhangi bir yere saklanır. Enkazda saklanan kişi kısa bir süre içinde çok dar bir alanda az da olsa korku ve endişeye kapılabilir, klostrofobik bir deneyim yaşayabilir, sabit kaldığı için bacaklarında uyuşma yaşayabilir, ya da ormanda bazen bir çıtırtı, bir hayvan, belki bir örümcek onu endişelendirebilir.

İşte tam da bu duygular yaşandığı anda beyin harekete geçer ve gerçekte tehlikeli bir durumda olmadığı halde, çok çok az da olsa ADRENALİN salgılamaya başlar. İşte bu çok çok az olan adrenalinin kokusunu tanımlamış olan SAR köpeği, metrelerce enkazın altında ya da ormanda bir ağacın dibinde korku içinde adrenalin pompalayan canlı insanın kokusunu alabilir. Tek başına adrenalin yeterli değildir. Çünkü adrenalin ölümden sonra da halen kanda bulunmaya devam eder. Koku açısından değerlendirildiğinde köpeğin canlı ve cansız insan tanımlamasında ikinci faktör kullanılmış oksijen kokusudur. Nefes alan canlı bir insan akciğerlerine aldığı oksijenin bir kısmını kullanılmış oksijen olarak geri verir. Bu iki kokunun varlığı SAR köpeği için canlı bir insan bulduğunun işaretidir. Bulduğu noktada havlamaya başlar… “hav…. hav… hav…”, dakikada 50 kez havlaması istenir. Köpek aslında “ver topumu, ver topumu” diye oyun arkadaşına seslenmektedir. Kazazedeyi bulan köpeğin yanına giden kullanıcı, onu ödüllendirir.  Kurtarma ekiplerine canlı insanın bulunduğu yeri iletir ve uzman ekipler enkazzedeye ulaşmak için çalışmalarına başlar. Bir SAR Köpeğinin özellikle bulduğu kazazedeye, olay yerinde çalışan ekiplere, etrafta endişeli bekleyen kalabalığa kesinlikle hiçbir zarar vermemesi, korkutmaması, hatta temas etmemesi gerekir. Bu sebeple eğitim süresince agresyon belirtisi olan köpekler SAR köpeği için uygun olmadıklarından eğitime devam edemezler. 

TEKNOLOJİ mi, SAR KÖPEĞİ mi?

Arama Kurtarma Ekipleri yüksek teknolojiyi verimli olarak kullanmak zorunda olan müdahale birimleri arasındadır.  

99 Marmara Depremi’nde bütün ülkenin tanıdığı kurtarma ekibi AKUT önderliğinde yıllar içinde birçok kurtama ekibi oluştu ve teknolojik açıdan donanımlı bir şekilde, insan hayatı kurtarmak için 7/24 göreve hazır. AFAD, UMKE ve diğer ulusal yardım ekipleri ile koordineli bir şekilde çalışıyorlar.

2020 yılı, uzay çağı diye isimlendirdiğimiz, teknolojinin geometrik olarak müthiş bir hızla ilerlediği, yapay zeka ve Mars’a yerleşimin hayal olmaktan çıktığı bir zamandayız. Devletlerin, NASA gibi kurumların elindeki teknolojileri bir yana bırakalım, artık bizim gibi sıradan insanların bile yaşamlarının içinde kızıl ötesi, termal, minicik deliklerden geçebilen kameralar, ultra hassas mikrofonlar, uzaktan kumandalı robotlar, insansız hava araçları var. Arama Kurtarma Ekiplerinin yüksek teknoloji ürünü donanımları, çok hızlı bir şekilde kazazedelerin kurtarılmasına olanak sağlıyor. Ancak kazazedenin tam bulunduğu noktayı tespit etmek arama kurtarma görevlerinin en zor kısmı. 

İyi bir KÖPEKLİ ARAMA EKİBİ, bütün bu ileri teknoloji araçlarından daha kesin, doğru ve hızlı bir şekilde canlı insanı bulabilir mi?

Merkezi İsviçrede bulunan IRO, Birleşmiş Milletler (UN) çatısı altında faaliyet gösteren bir organizasyondur. Dünyanın herhangi bir yerinde bir deprem olduğunda ve o ülkeden BM’e yardım çağrısı ulaştığında Köpekli Arama Ekibi talebi IRO’ya ulaştırılır. Deprem bölgesine en yakın ülkelerdeki sertifikalı köpekli ekipler IRO tarafından görevlendirilerek BM ekipleri bünyesinde çalışmak için sevk edilir. Ekip dünyanın herhangi bir yerine, hiç bilmediği bir ortamda, afet sonrası yoğun stres altında operasyona devam eder. Teknolojinin üstün geldiği taraf işte budur. Teknoloji yorulmaz, morali bozulmaz, motivasyonu düşmez!!! Köpekler ve insanlar yorulur!!! Yine 99 depreminden örnek vermek gerekirse, çeşitli Avrupa ülkelerinden ekipler gelmiş, 1 hafta kadar çalışıp ülkelerine dönmüşlerdi, hiç kimse neden devam etmediklerini anlamamıştı. Bir köpek ancak o kadar süre çalışabilir, hatta belki daha da kısa 4-5 gün!..

2007 Yılında Enkaz Köpeği Eğitmen Kursu için gittiğim İsviçre’nin Ulrichsberg kentindeki IRO Merkezi’nde Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelen Köpekli Arama Kurtarma Ekipleri ile tanıştım ve birlikte çalışma fırsatı buldum. Aralarında çok değişik profillerde eğitmenler ve eğitmen adayları vardı. Biri diş hekimi, biri bankacı, biri hukuk öğrencisi. Konuya bakış açıları çok farklı. 

Benim Türkiye’den geldiğimi öğrendiklerinde hepsi çok heyecanlandı. Çünkü ’99 Yalova Depremi, IRO için de kendi standartlarını oluşturmak adına bir dönüm noktası. Daha önce bu Avrupalı ekipler, kendi ülkelerinde veya komşu diğer ülkelerde Yalova’daki kadar büyük bir yıkım görmemişler. Deprem olmuş olmasına da, en fazla bir iki bina biraz yıkılmış, zaten 2 katlı ufak binalar. Hızlı şekilde görevleri başarıyla tamamlayabilmişler. Yalova’da ise yüzlerce binanın enkazı, yüksek hava sıcaklığı, karmaşa, kaos gibi öngöremedikleri etkenler nedeniyle zorlu bir operasyon yaşamışlar. Dolayısıyla bütün Arama Kurtarma Köpeği Eğitim Metodolojisini yeniden ele almaları gerektiğini anlamışlar. Dönemin IRO başkanı, değerli hocam Wolfgang Zörner, IRO Rescue Dog Handler’s Manuel isimli kitapta da bunu dile getirmiştir. IRO nun SAR Köpeği eğitiminde benimsediği yaklaşım bu köpeklerin sayısının arttırılması, yaygınlaştırılmasıdır. Çok sayıda Köpekli Ekip doğru organize edildiği takdirde, çok kısa süre içinde kurtarma çalışmalarında sonuca ulaşılabilir. Eğitimler sırasında tanıştığım bu çok farklı profillerde insanlar mahallelerinde ya da kasabalarında köpekli arama ekipleri oluşturmuşlar. Kendi ülkelerinde deprem olmamasına rağmen ve hatta çoğu belki hiç operasyona gitmeyecek olmasına rağmen köpeği ile birlikte yapabileceği çok özel, çok yönlü bir spor olduğu için, Arama Kurtarma Köpeği Eğitimi ile ilgileniyor, uğraşıyor. Diş hekimi olan “hastalarımı bırakıp deprem bölgesine gitmem çok zor olur” diyor, hukuk öğrencisi için ise arama kurtarma, köpeği ile ormanda eğlenceli kaliteli zaman geçireceği bir hobi… 

İstanbul’dan gelen ve arama kurtarma köpeği eğitmeni olmaya çalışan birisi onlar için çok ilginçti. O zaman, yıllar önce, bana söyledikleri “Biz bu işi spor olsun diye yapıyoruz, ama sizin ülkenizde ihtiyacınız var ve sizlere saygı duyuyoruz. Asla sizin kadar cesur ve özverili olamayız.” 

BİZ NE YAPABİLİRİZ? ARAMA KURTARMA KÖPEĞİ EĞİTEBİLİR MİYİZ?

Toplum olarak depreme hazırlanırken, Köpekli Arama Ekiplerinin sayısını arttırmamız ve yaygınlaştırmamız gerektiğinin farkında olmalıyız. Devlet organları bu konuda elbette çok başarılı, donanımlı ve yetkin. Ancak düşünsenize her mahallede her kasabada bir tane de olsa Köpekli Arama Kurtarma Ekibi‘nin olduğunu! Sadece deprem anında değil, belki bir çocuk evinin arka bahçesinden ormana doğru kaybolduğunda, bir teyze mantar toplarken yolunu kaybettiğinde ya da yürüyüş yapan gençler karlı dağlarda, siste kaybolduğunda en yakındaki köpekli ekip koku izleri bozulmadan ilk müdahaleyi yaparsa kısa sürede bulma olasılığı çok daha yüksek. 

ELAZIĞ DEPREMİNDE ÇALIŞAN KÖPEKLİ EKİPLER

Marmara Bölgesinde 17 Ağustos 1999 tarihinde meydana gelen deprem felaketi sonrasında, Genelkurmay Başkanlığı tarafından TSK Doğal Afetler Arama Kurtarma Tabur Komutanlığı kurulmuş, beraberinde Jandarma, Emniyet Teşkilatları ve İçişleri  Bakanlığı’na bağlı çalışan T.C. Sivil Savunma (şimdi AFAD) ekipleri de diğer ülkelerden edindikleri bilgi ve eğitim desteği ile 10 yılı aşkın bir süredir global standartlarda Arama Kurtarma Köpekleri eğitiyor ve operasyonlarda başarılı sonuçlar elde ediyor. Yaklaşık 10 yıldır AFAD kendi eğitim standartlarını belirledi ve düzenlediği eğitim ve görev yeterlilik sınavları ile çeşitli köpekli arama ekiplerine akredite ediyor. Çeşitli Arama-Kurtarma alanında faaliyet gösteren bir çok sivil toplum örgütü ve gönüllüleri, köpekleri ile birlikte gerek IRO, gerekse AFAD standartlarında eğitimlerine devam etmekte ve gerekli sınavları sonrasında akreditasyon alıp görevlerde insan hayatı kurtarmak için çalışma yapıyor.

Çalışkan, yetenekli, yardımsever köpekler ve onların kullanıcıları, Köpekli Arama Kurtarma Timleri. Elazığ depreminin ardından, ülkenin dört bir yanında 7/24 hazır olan AFAD, UMKE , AKUT ve diğer Sivil Arama Kurtarma ekipleri derhal afet bölgesine ulaştı. Çeşitli şehirlerden köpekli ekipler de hiç gecikmeden afet bölgesinde görev başındaydı.

26.01.2020 saat 20.00 itibariyle AFAD tarafından yapılan son basın açıklamasına göre 1 bina enkazında arama kurtarma çalışmaları, 2 bina enkazında da tarama faaliyetleri sürüyor. Çalışmalar, AFAD koordinasyonunda 21 farklı kamu kurumu, sivil kurum ve kuruluştan 3 bin 829 personel, 22 arama kurtarma köpeği, 3’ü Mobil Koordinasyon Merkezi olmak üzere toplam 568 kara aracı ve 5 hava aracıyla devam ediyor. 

20-21 Yıl boyunca ülkemizde bu konuda çok ilerledik, daha da ilerleyeceğimize eminim. Ancak özellikle İstanbul gibi nüfusun daha yoğun olduğu, daha çok yıkımın beklendiği bölgelerde, arama kurtarma köpeği sayısı da maalesef çok yetersiz kalacak.  

Avrupalı bu işi spor olarak yapıyor, arama kurtarma yüzlerce köpek ve sahibinin hobisi.  Dolayısıyla toplumsal bilinç düzeyi yüksek, orantılı olarak ülke genelinde akreditasyon almış uzman arama kurtarma köpeği sayısı da yüksek. Çünkü bu bir bakış açısı, bir vizyon… Bizim ülkemizde Arama Kurtarma Köpekleri ihtiyaç. Toplum olarak bakış açımızı değiştirmemiz gerek. Ülkemizin her köşesinde, her kasabasında yetkin köpekli arama timleri olmalı. Her şeyi devletten, resmi kuruluşlardan veya STK’lardan beklediğimiz takdirde sadece beklemiş oluruz. Köpeğinizle eğlenceli, ful motivasyon ve enerji dolu bir spor yapmak istiyorsanız bu neden Arama Kurtarma olmasın? 

28.01.2020 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz