Marksist yazar Demirer: Günümüzü en iyi Rosa Luxemburg’un sözü tanımlayabilir

Marksist yazar Demirer: Günümüzü en iyi Rosa Luxemburg’un sözü tanımlayabilir

Marksist yazar Demirer: Günümüzü en iyi Rosa Luxemburg’un sözü tanımlayabilir

Korona pandemisi sonrası hayatı yeniden düşünmek gerektiğini söyleyen Marksist yazar Temel Demirer, günümüzü en iyi Rosa Luxemburg’un sözünün tanımlayabileceğini belirterek, “Önümüzde iki seçenek var; ya sosyalizm ya da totaliter rejimler” dedi.
 
Tüm dünyaya yayılan koronavirüs (Kovid-19) salgınından ölen ve yakalanan kişi sayısı her geçen saat artıyor. Salgın insanların yaşam alışkanlıklarından ekonomiye kadar birçok alanı ciddi biçimde etkiledi. Birçok ülkede kafe, restoran, mağaza gibi dükkanlar kapanırken, her gün binlerce insanın geçtiği şehir merkezi boş kaldı. Teknoloji ve giyim zincirlerinin bir bir kapanması birçok ülke borsalarında sert düşüşlere neden olurken, küresel ekonominin salgından bu derece etkilenmesi ve salgının yayılmasının engellenememesi birçok siyaset bilimci ve sosyolog tarafından tartışılır hale geldi. 
 
Sloven, Marksist sosyolog ve kültür eleştirmeni Slovoj Zizek’in kapitalizmin salgından büyük darbe aldığını ve bu durumun komünizm propagandası için kullanılabileceğini söylemesi ile başlayan tartışma giderek büyüyor. Bu tartışmalara katılan sosyal kuramcı David Harvey de, “Hâkim ekonomik model giderek kaybettiği meşruiyeti ve kırılgan yapısı ile bir salgın haline gelebilecek şeyin kaçınılmaz etkilerini nasıl emebilir ve hayatta kalabilir?” sorunu sordu. Zizek ise bu konuda kaleme aldığı son yazısında salgından kurtulmak için küresel komünist bir ağın kurulması gerekliliğine işaret etti. 
 
Marksist yazar Temel Demirer, koronavirüs salgını sonrası sosyal bilimcilerin kapitalist moderniteyi sorgulamasını Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendirdi.
 
ROSA LUXEMBURG’UN SÖZÜ 
 
Sözlerine Karl Marks’ın yıllar önce Komünist Manifesto’da kapitalizmin bu aşamaya geleceğini yazdığını söyleyerek başlayan Demirer, günümüzü en iyi Rosa Luxemburg’un “Ya barbarlık ya sosyalizm” sözünün tanımlayabileceğini ifade etti. Zizek’in ise Marksist-Leninistlerin yıllardır söylediği şeyi tekrarladığını dile getiren Demirer, “Günümüzde kapitalizm fiziksel sınırlarına dayandı. Bugün yaşadıklarımız küreselleşmenin iflasıdır. Artık dünyada üretici ya da üretici güçlerin ulaştığı boyut sürdürülemez. Yani kapitalizm sürdürülemez” dedi. 
 
İKİ SEÇENEK 
 
Kapitalizmin insanlığın sırtına deli gömleği geçirdiğini kaydeden Demirer, “Zizek bu kadar net söylemiyor ama bence insanlık ya bu gömleği yırtıp atacaktır ya da bu deli gömleğinin içinde barbarlık dediğimiz şeyi yaşayacağız” ifadelerini kullandı.
 
Demirer, bu nedenle insanların bugün kendilerine “Marsistler Zizek’in dediği türden bir şeyi yapabilir mi?” sorusunu sorduğunu belirtti. Demirer, sözlerine öyle devam etti: “Kapitalizm için bir sondan bahsediliyorsak, ortada bir başlangıç ihtimali var demektir. Öyleyse ben kapitalist sonun çok açık bir başlangıç olduğunu belirtiyorum ve bunun bir çatal olduğunun altını çiziyorum. Çatalın bir yanı Marks’ın ifade ettiği özgür üreticiler topluluğuna gidiyor. Diğer yanı ise dünyanın yeniden büyük totaliterlik ve barbarlıkla yönetilmesine.” 
 
HAYALLERE TUTUNMA ZAMANI
 
Savaşmadan savaşın sonunun bilinemeyeceğinin altını çizen Demirer, bunların bir insan ömrü içerisinde gerçekleşeceğinden bahsetmediğini, fakat salgının bunun için fırsat olduğunu da ekliyor. “Şimdi hayallere tutunma zamanı” diyen Demirer, şunları söyledi: “Marksizm dediğimiz şey; imkansızı isteme cüretidir. Ortalamacı olanlar Marksist ve Leninist olamazlar. ‘Örgüt yok mücadele yok, biz bir şey yapamayız’ diyorlar. O halde ben de olayı şöyle kuruyorum. Örgüt kur, mücadele et, sistemin önünü aç. Eğer yarın sabah bir şey olacağını düşünüyorlarsa Marksizm’i anlamışlardır. Bir mücadele var. Biz bu mücadeleyi hayallerimize sarılarak sürdürmek zorundayız.”
 
SALGIN SONRASI
 
Bunları söyleyen Demirer, John Lennon’ın ‘Her şey sonunda iyi olacaktır. Eğer iyi değilse, henüz sonu gelmemiş demektir’ sözlerini de hatırlatıyor yine. Bunu her şeyin iyi olmasını isteyenlerin içinde bulundukları durumun olumsuzluklarını ciddiye almadan sonun geldiğini düşünmeleri gerekliliği ile ifade ediyor. Kapitalizmin koronavirüs salgınına karşı aldığı önlemler ile nereye kadar gidebileceğini soran Demirer, alınan önlemlerin kapitalizmin doğası ile uyumlu olmadığını, insanların nereye kadar evlerine kapatılabileceği sorusu üzerinden vurguladı. “Bu sistem duracak. Öyleyse hayat bize hizmet ediyor” diyen Demirer, korona pandemisi sonrası hayatı düşünmek zorunda olduğumuzun altını çizdi.
 
‘UMUTLU OLMALIYIZ’
 
Koronavirüs salgını sonrası bu sorunun halledilmemesi durumunda totaliter rejimlerin geleceği uyarısında bulunan Demirer, “Halkı sürekli gözetim altında tutan, arzularımızı bile biçimlendiren bir denetim topluluğu geliyor. İnsanlığın buna boyun eğme gibi bir şansı yok.30-35 Sovyet askerinin ‘Arkamız Moskova’dır’ diye Alman tanklarına direndikleri ve bu tankları durdurduklarını düşünün. Mesele bundan ibaret, insanlık şimdi bu denklemdedir. Arkasında hayat vardır ve hayatı savunmaktadır. Ben bu durumlarda olağan insanların olağanüstü işler yapacağını düşünüyorum. Umutsuzluk çok kolay ama umutlu olmak sorumluktur. Bu bağlamda umutlu olmanın sorumluluğunu içerlerimizde hissetmeliyiz” diye konuştu. 
 
MA / Tolga Güney
7.04.2020 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz