Kocaman Kumpası deşifre etti

Kocaman Kumpası deşifre etti

Gazeteci Abdullah Sabri Kocaman, FETÖ terör örgütünün kendisine yönelik kurduğu kumpası tüm detayları ile anlattı

Gaziantepli Gazeteci Abdullah Sabri Kocaman, FETÖ terör örgütünün kendisine yönelik kurduğu kumpası tüm detayları ile anlattı. Royal Otel’de basın toplantısı düzenleyen Gazeteci Kocaman, yaşanan süreci ve komplolar karşısında hukuk mücadelesini sonuna kadar sürdüreceğini dile getirerek, toplantıya katılan gazetecilerin sorularını yanıtladı.

“GÖZALTI YOKKEN GÖZALTINDA OLDUĞUMA DAİR HABER YAPILDI”

Gazeteci Abdullah Sabri Kocaman, sözlerine geçtiğimiz günlerde bombalı saldırı sonucu yaşamını yitiren polis memurlarına Allahtan rahmet dileyerek başladı. Kocaman, “"Gaziantep'te meydana menfur saldırıda hayatını kaybeden aziz şehitlerimize rahmet diliyorum. Hepimizin başı sağ olsun” Hepinizin bildiği gibi mesleğim Gazetecilik ve 15 yıl boyunca Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı görevinde bulundum. Malumunuz olduğu üzere Türkiye bir dönemden geçerken gerek Cemiyet Başkanı olarak gerekse gazeteci olarak bu 33 yıl zarfında Türkiye Cumhuriyeti'nin ne yürütmesinde ne yargısında yüz kızartıcı hiçbir suçla muhatap olmadım. Maalesef 02.09.2012 tarihinde 5 kademeli olarak başlayan, yürütme, yargı, sivil toplum örgütü ve basın ayağı bulunan operasyonda 02.09.2012 Salı günü saat 18.00'de gözaltına alındım. Aynı tarihlerde fuhuş, gizli belge bulundurmak ve siyasetten ayrıca hakkımda tahkikatlar açılarak, düğmeye aynı tarihlerde basıldı. Bunlarla ilgili olarak takipsizlik kararı verildi ancak 02.09.2012 gözaltına alınmamdan 6 saat önce Cihan Haber Ajansı tarafından, 'Sahte para basan bir şebekeye ilişkin haber kaynağım ile yapmış olduğum telefon görüşmesi vesilesiyle bu örgütün başı olduğum şeklinde haber yayınlanarak algı oluşturuldu. Hakkımda korsan fezleke düzenlenerek, fezlekeyi korsan iddianameye çevirlerek ve korsan iddianame korsan karara dönüştürülerek hakkımda 10 yıl hapis cezası verildi.' Aradan  geçen 3 yılın ardından yapılan Hukuk mücadelesiyle 'Yüce Yargı', 'Cumhuriyetin Yargısı' başta Adalet Bakanı, Yargıtay 1.Daire Başkanı olmak üzere yine Gaziantep 1.Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen Yargıtay'ın bozma ve düzeltme kararı sonrasında dosya tekrar ele alındı ve 27.04.2016 tarihinde şahsıma verilen ceza bozuldu. Maalesef 4 yıl sonunda vermiş olduğum hukuk mücadelesi zerre-i miskal kadar, hiçbir delil, tanık ve şikayetçiye dayanmadan bana bunun yapılması, sadece beni değil hepimizi ilgilendiriyor. Daha kimleri ilgilendirir diyorsanız; 15 yıl Gaziantep Gazeteciler Cemiyet Başkanlığı yaptım. 15 yıl boyunca başta eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olmak üzere salonumda milletvekilleri, bakanlar, siyasetçiler, sivil toplum örgütleri basın toplantısı düzenledi. Bu yüce şahsiyetler, bir sahte para basan adamın yanında mı basın toplantısı düzenlediler?  Böyle bir vaka başıma geldiğinde neden bunun hesabını benden veya bana bu zulmü yaşatan, hayatımı karartan, hürriyetimi elimden alan kişilerden sormadılar? Böyle bir kumpasa hiç gerek yoktu” dedi.

“BİRÇOK ASILSIZ SUÇLA İTHAM EDİLDİM”

Kocaman sözlerini şu şekilde sürdürdü;

“Hakkımda soruşturma açan savcı diğer taraftan hakkımda bir de fuhuştan soruşturma açmış, sonuç takipsizlik. Bir müdürle röportaj yaptığımız için büromuzda 48 saat arama yapıldı. Oğlumun bürosunda bulunan hard disk, flash bellek, arşivler toplandı. Tüm bunlar incelendikten sonra 'Sen bu isimle neden röportaj yaptın? İzin mi aldın röportaj yaparken?' diye bana soruluyor. Gazetecinin görevi almış olduğu doğru haberi yansıtmaktır. Bu suç mudur? Büromuzda bulunan dijital belgelere şikayetçi icat edilerek, evimde, iş yerimde, oğluma ait iş yerinde aramalar yapıldı. Buralarda tek bir suç unsuru bulunamadı. Aleyhimde tek bir ifade yok. Bu işi yapanlarla organik ve inorganik bir bağım yok. Ama yüce adalet tecelli etmiştir. Bu görmüş olduğunuz benim beraat kararımdır. Şu Kumpas dosyasında imzası bulunanlar, bunları ne karşılığında yaptıklarını kamuoyuna açıklayacaklar. Vicdanla mı yoksa cüzdanla mı? Bunu ne karşılığında yaptıklarını açıklamak zorundadırlar. Bana bunu yapanların büyük bir bölümü Fetullahçı Terör Örgütünün uşaklarıdır. Bir insanın hürriyetini kasten elinden almaktan daha büyük bir alçaklık olamaz. Bu yapılan Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi, 'Üstü ihanet olan bu şebekeyle izzet-i nefsi olan herkes mücadele etmelidir.' Üç yıldır ben bu şehirde yokum, kalemim kırılmış. Yazı yazma hürriyetim, basın özgürlüğüm elimden alınmış. Haber kaynağım ile telefonla görüşebilirim, bilgi alabilirim. Karşı taraf suç işlemişse bu durum beni hiç ilgilendirmez. Suçlar şahsidir. Ancak benim yüzümden bu işi yapan insanlara takdir yetkisi kullanarak 5 katı ceza verilmiştir. Ayrıca bu işi yapıp ta sabıkası bulunan bazı kimselerin Yargıtay üyeleri cezasında indirime gidiyor, salıveriliyorlar. Benimle görüşen tek kişi ise 10 yıl hapis cezası alıyor. Vicdanı olan kimse bunu yapar mı? 70 gün içerisinde 6 savcı ve hakim değişir mi? 1 gün içerisinde iddianame hazırlanıp 70 günde karar verilebilir mi? Bir gün içerisinde iddianamesi hazırlanan Türkiye'de kaç kişi var? Davamın görüldüğü ilk celsede oy birliği ile serbest bırakıldım. 10 yıl ceza verdiniz neden tutuklamadınız beni? Maksadınız demek ki beni bu şehirden kaçırmaktı. Şimdi hukuk önünde hesaplaşma dönemi başladı. Hukuk önünde hesaplaşmak benim şeref ve namus borcumdur. Bu insanlarla mücadele etmek vatan millet borcudur.”

“NAMUSLU ADAM İŞİ DEĞİL”

Kocaman, “Hakkımda açılan fuhuş soruşturması takipsizlik ile sonuçlandı. Bu süreçte 6 otel kapatılıyor ve soruşturmada 40 kişi beraat ediyor. Namusu olan bir adam başkasını itibarsızlaştırmak için namusuyla şerefiyle oynamaz. Bunu belki Ahmet, Mehmet yapabilir ama Türkiye Cumhuriyetinin hakimi, savcısı yapamaz. Şuanda karşı dava açma hakkım bulunuyor. Benim bu işle bir ilgim olmadığına dair yüce adalet kararını vermiştir. Bu noktada 'Bir aloya 8 yıl hapis' diye haber yapan Yeni Şafak gazetesine ve yapılan haksızlıkları gündeme taşıdıkları için Sabah Gazetesine teşekkür ediyorum" dedi.

“YANLIŞA DUR DEMEK İÇİN MUHALİF OLDUM”

Yanlışı olan herkese karşı muhalif olduğunu ifade eden Kocaman, "Yapılan icraatlara, işlemlere, imar tadilatlarına kadar, nasırına bastığım kim varsa hepsi oradaydı. Sorumlular ile sonuna kadar hukuk yoluyla mücadele edeceğim. Yapılan soruşturmada elde edilen belgelerde hiçbir şey olmamasına rağmen 12 ay gizlilik kararı veriliyor. Ortada hiçbir şey yokken hakkında gizlilik kararı verilen dosya duydunuz mu hiç? Hukuku kevgire çevirdiler. Sayın Mustafa Peker Batman'dan buraya geldi, Gaziantep'te 'Dokunulmazlara dokunduk' diyerek benim üzerimden demeç verdi. Şimdi nerede? Ben bu süreçte tutuklanmadım, rehin alındım. Pazarlıkla bırakıldım. Madem ben suçluysam neden beni serbest bırakıyorsunuz? Elimdeki dosyada imzası bulunmayan Edip Bulut bey dışında bu iddianamede imzası bulunan tüm kişiler bundan sorumludurlar. Bu dosyada imzası bulunan kişilerle adalet önünde hesaplaşacağım. Bir insanın hayatıyla oynamak bu kadar kolay olmamalı. Gazetecinin görevi muhalefet etmektir. Aleyhimde de olsa elinde bilgisi, belgesi olan kim varsa Gaziantep Adliyesine şikayette bulunabilir” şeklinde konuştu.

“MUSLUKTAN PİSLİK AKIYORSA DEPOYU TEMİZLEMEK GEREK”

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kocaman, "Eğer musluktan pislik akıyorsa, depoyu temizlemek gerekiyor. Benim gördüğüm Sayın Cumhurbaşkanımızın dışında Dışişleri ve Adalet Bakanlarımız bu konuda mücadelelerini sürdürüyor. Ancak bu yeterli değil. Bu örgüte karşı mücadeleyi komplike hale getirip, herkesin asli görevi olarak görüp mücadeleyi yürütmesi gerekiyor. Hiç kimsenin bizim inancımızı demode etmek gibi bir etkisi, yetkisi olamaz. Uluslararası güç odaklarının istihbarat örgütleriyle işbirliğine girip, beyin fırtınası yaparak kimse bu ülkeye ihanet edemez.  Düşünün bir ayağı Brüksel'de, bir ayağı Pensilvanya'da, bir ayağı Tel Aviv'de ve Kongo'da olan bir örgüt karşımızda var. Bu gibi ihanet şebekelerinin yok edilmesi gerekiyor. Ayrı bir Müsteşarlık kurulması gerekiyor. Osmanlı döneminde dahi devlet-millet düşmanı böyle bir teşkilat kurulmamıştır. Bu insanlar iktidarın iyi niyetini kullanarak devletin iliklerine kadar sızdılar. Etme bulma dünyası, herkes hesabını verecek. Siyasi irade operasyonlara basın ayağından başlayacaktı. Daha ben gözaltına alınmadan 6 saat önce Cihan Haber Ajansı haber geçiyordu. Siz gizlilik kararı olan bu dosyayla ilgili hangi savcıdan hangi müdürden benim gözaltına alınacağımı öğrendiniz? Bugün o tarihteki İstihbarat, KOM, Asayiş ve TEM müdürleri tekavüt oldu. Yine o dönemin varsıların ve siyasilerin piyonu olan Emniyet Müdür Muavini atandığı makamda 1,5 gün oturamamıştır. Oturduğu makamda boğulmuştur. Bu şehirde benim suçlu olduğuma bir kişi bile inanmadı. Bu noktada bana gelip 'Beni kandırdılar' ya da 'benim sana kastım vardı' deyip özür dileyen olursa ben davamdan vazgeçmeye hazırım. Çünkü bizim dinimiz kinimiz değil. Onlar gibi kimsenin uşağı değiliz" diyerek sözlerini noktaladı.

5.05.2016 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz