Kemal Kurkut'u öldüren polisi tutuklama talebi reddedildi: Polisler sanığı 'tebrik' etti

Kemal Kurkut'u öldüren polisi tutuklama talebi reddedildi: Polisler sanığı 'tebrik' etti

Kemal Kurkut'u öldüren polisi tutuklama talebi reddedildi: Polisler sanığı 'tebrik' etti

Kemal Kurkut'u vuran polis Y.Ş. için tutuklama isteyen savcı ve müşteki avukatların talebi mahkeme tarafından reddedildi. Kararın açıklanması sonrası polislerin, sanık Y.Ş.'ye sarılarak, "Tebrikler", "Gözün aydın" demesi dikkat çekti. 
 
Diyarbakır’da 21 Mart'ta düzenlenen Newroz kutlamasına katılmak üzere Malatya'dan kente gelen üniversite öğrencisi Kemal Kurkut’u alanın girişinde kurulan kontrol noktasında gazetecilerin gözleri önünde öldüren polis Y.Ş. hakkında “Olası kastla insan öldürme” suçundan müebbet hapis istemiyle açılan davanın ilk duruşması görüldü. Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma öncesi Diyarbakır Adliyesi ve duruşma salonunda yoğun önlem alan polis, duruşmayı izlemek için salona gelenlerin üzerini aradı. Çok sayıda çevik kuvvet ve sivil polis, yoğun önlem aldığı duruşma salonunda tutuksuz sanık polis Y.Ş. tutuklu sanıklar için kullanılan bölümden duruşma salonuna getirildi. Kemal Kurkut'un annesi Secan Kurkut, kardeşleri Cihan ve Ferhat Kurkut müşteki olarak katılırken, HDP milletvekilleri Ayşe Acar Başaran, Dilek Öcalan, HDP, DTK, DBP yöneticileri, Lice Kalekol protestosu sırasında öldürülen Medeni Yıldırım'ın annesi Fahriye Yıldırım, kardeşi Mehmet Yıldırım’ın yanı sıra çok sayıda kişi izleyici olarak katıldı.
 
MAHKEME BAŞKANI: BÜTÜN BAROYU BURAYA YIĞIN
 
Çok sayıda avukatın müdahil olarak duruşmaya katılması nedeniyle avukatların kaldığı bölüm doldu. Bu sırada söz alan Diyarbakır Baro Başkanı Ahmet Özmen, polisin salona giren kişileri aramasına tepki göstererek, bu kişilerin adliyeye girmeden önce iki defa arandığı cevabını verdi. 
 
Mahkeme Başkanı ise, “Güvenliğin takdiri gerekirse arar gerekmezse aramaz" dedi. Mahkeme başkanı, Kurkut ailesini sadece 3 avukatın temsil edeceğini söylemesi üzerine salonda gerginlik yaşandı. Avukat Mehmet Emin Aktar söz alarak, "CMK'de öyle bir sınırlama yok. Bunu yaparsanız adil yargılanma yapamazsınız. Biz adil yargılanma olsun diye buradayız" diyerek karşı çıktı. 
 
Mahkeme başkanı ise, “O zaman bütün baroyu buraya yığın. Ben karar kurarım" dedi. Tartışmanın ardından mahkeme başkanı 3 avukat sınırlamasından vazgeçti. 
 
FOTOĞRAFLARA RAĞMEN AYAĞINA ATEŞ AÇTIĞINI İDDİA ETTİ
 
Sanığın kimlik tespiti ve iddianamenin okunmasıyla devam eden duruşmada ilk olarak sanık Y.Ş. savunma yaptı. Olay günü Newroz alanında görevli olarak 06.00-06.30 saatleri arasında alanın girişine geldiğini belirterek görevinin alana gelenleri yönlendirmek olduğunu söyledi. Kendisine 20 metre mesafede olan Kemal Kurkut'un kendisine doğru hızla geldiğini fark ettiğini anlatan Y.Ş., "Şahıs karşımızdan geçerek ‘Gelin lan  buraya. Hepinizi öldüreceğim, patlatacağım' dedi. Şahıs elindeki ekmek bıçağını kendisine doğru çekti. Ben herhangi bir eylem yapacağı şüphesiyle silahımı atışa hazır vaziyette tuttum. Şahıs ikazlarımıza aldırış etmeden barikatı aştı. Ben de şahsın bir eylem gerçekleştireceği ihmaline silahımı hazır halde beklemeye başladım. O sırada havaya ikaz atışı yapılarak ‘at elinden o bıçağı’ şeklinde anons yapıldı. Şahıs ikazlara aldırış etmeden bulunduğumuz barikat alandaki barikatı aştı. Bize 3-4 metreden bıçak sallayıp geçti. O sırada şahsa en yakın olan kişi bendim. Ben de o esnada silahımı çıkartarak rast gele ateş etmemek için hedef alarak ayaklarına ateş ettim. Şahıs bir kaç adım ilerledi ve yere çömeldi. Bu sırada silahımı yere doğru çevirdim. Sahsın üzerinde herhangi bir patlayıcı madde olması ihtimaline karşı arkadaşlarımız üzerini aradı. Daha sonra ambulans gelerek şahsı hastaneye kaldırdı. Her şey 15 saniye içinde gerçekleşti" dedi.
 
‘SİLAH KULLANMADAN ETKİSİZ HALE GETİREMEZ MİYDİN?’
 
Savunmanın ardından çapraz sorguya geçildi. Mahkeme başkanı Kurkut'un üstünde çantayı görüp görmediğini sorması üzerine sanık, "Hayır görmedim" dedi. Avukat Reyhan Yalçındağ sanığa, aldığı polislik eğitiminde bir kişi öldürmeden etkisiz hale getirme eğitimi alıp almadığını sordu. Sanık, "Yakın dövüş eğitimini aldım" cevabını verdi. Yalçındağ, “Silah kullanmadan onu etkisiz hale getirebilir miydin" sorusuna sanık, "Şahıs bıçak kullanmasaydı ateşli silah kullanmadan etkisiz hale getirirdim" yanıtı verdi. Bunun üzerine Yalçındağ, "Yarı çıplak olan ve üzerinde bomba olmayan bir kişinin neden size saldıracağını düşündünüz" sorusuna sanık, “Şahsın cepleri çok yoğun şekilde şişkindi. El bombası veya patlayıcı bir şey çıkabileceği düşündüğüm için müdahale etmedim" diye belirtti. 
 
SANIK OLMAMASI GEREKİYORMUŞ
 
Sanığın açığa alınıp alınmadığı sorusuna sanık, “Olaydan 3 ay sonra döndüm. Şu an görevimin başındayım" dedi. Ardından söz alan sanık avukatı, müvekkilinin "günah keçisi" seçildiğini ileri sürerek, delillerinin karartıldığını, müvekkilinin suçlamaya yönelik delil toplandığını ileri sürdü. Sanık avukatı, müvekkilinin bu davada sanık olmaması gerektiğini iddia etti.
 
Sanık polis ifade verdiği sırada fenalaşan ve duruşma salonundan çıkan Kurkut'un annesi Sercan Kurkut, duruşma salonuna gelerek sanıktan şikayetçi olduğunu, davaya katılmak istediğini söyledi. 
 
‘OLAY GÜNÜ KARDEŞİME BASKI YAPMIŞLAR’ 
 
Müşteki olarak ifadesi alınan Cihan Kurkut ise olayı görmediği, ancak kardeşinin öldürülmesinde suçun cinayetle sınırlı olmadığını bunun devamı olduğunu belirterek, "Adamlar hem kardeşimi vuruyor hem de bunu çeken kameraların kayıtlarını silmeye çalışıyor. Ateş ettikleri belli daha ne olması gerekiyor. Olay günü kardeşime baskı yapmışlar. Hepimizin çocukları var sizin vicdanınız kabul ediyorsa ben de kabul ediyorum. Ben yanlışlıkla vurdum deseydi şikayetçi olmazdık. Burada Vali, emniyet müdürü, belediye başkanı hepsi suçlu" ifadelerini kullandı. 
 
‘TAZİYE ÇADIRI VERMEDİLER, SUYU KESTİLER’ 
 
Ferhat Kurkut ise ilk başta birçok yere başvurmasına rağmen kardeşinin ölümü ile kimsenin kendisine bilgi vermediğini söyleyerek, “Basın ‘canlı bombaydı’ dedi. Kardeşimin cenazesi için taziye çadırı vermediler. Cenazesinin yıkandığı yerin suyunu kestiler. Babasının mezarı yanında hazır yere defnedilmesine izin vermediler. Bir gün sonra görüntüler ortaya çıkınca canlı bomba olmadığı ortaya çıktı. Kardeşim canlı bomba olsa boş tarlaya doğru gider mi? Kendisini polislerin bulunduğu yerde patlatırdı. Şikayetçiyim davaya katılmak istiyorum" diye vurguladı. 
 
Kurkut ailesi avukatı Reyhan Yalçındağ Baydemir ise, infazın fotoğraflarını çeken gazetecinin polisin bütün tehditlerine rağmen fotoğraflarını saklamamış olsaydı şu anda yargılamayı yapamıyor olacaklarını vurguladı. Yalçındağ, soruşturma aşamasında dosyaya gizlilik kararı konulduğu için sanık ve tanık ifadelerinden bilgileri olmadan iddianamenin hazırlandığına dikkat çekti. Yalçındağ sanığın delillere etki etme, karartma ve kaçma şüphesi olduğunu, bu nedenle tutuklanmasını talep etti. 
 
‘FOTOĞRAFLARIMI SİLMEK İSTEDİLER’ 
 
Ardından tanık olarak dinlenen Gazeteci Abdurrahman Gök, olay günü Newroz'u takip etmek için alana geldiğini  anlatarak, "Bir anda bir ses geldi. O sırada elim fotoğraf makinesine taktığım objektifin üstündeydi. Silah sesi duymamdan itibaren 26 fotoğraf karesi çektim. Bu sırada polisler bana bağırarak beni oradan uzaklaştırdı. Daha önce edindiğim tecrübelerden dolayı polisin fotoğraf makinesine el koyacağını düşünerek kartı pantolonumun arka cebime koydum. Polisler beni yanına çağırdı makineme el koydu. Ben bir şey çekmediğimi söyleyince bana 'Yalan söylüyorsun' dediler. Foto Film Şubeden bir polis çağırdılar. O da makinemi kontrol etti. Bir şey  bulamayınca beni gönderdiler" diye belirtti. 
 
‘OLAYDAN SONRA EVİM BASILDI’ 
 
Olaydan sonra polislerin kendisini gün boyunca takip ettiğini anlatan Gök, “Newroz bittikten sonra büroya gittim. Valiliğin canlı bomba açıklamasını duydum. Fotoğrafı hazırlayıp haberi yaptık" dedi. Avukat Mehmet Aktar savunmasını bitiren Gök'e, yaptığı bu haber nedeniyle baskıya maruz kalıp kalmadığını sordu. Gazeteci Gök, olaydan yaklaşık bir ay sonra Ankara'da açılan talimat ile ifade vermesi gereken soruşturmada TEM polislerinin evine baskın yaparak evdeki 2 telefonuna ve kitaplarına el koyduğunu söyledi. 
 
Ardından söz alan sanık Y.Ş., tanığın baskı altına alınmasıyla ilgili hiçbir bilgisinin olmadığını  ileri sürdü. 
 
Davaya ilişkin görüşünü açıklayan duruşma savcısı, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti. 
 
Baro Başkanı Ahmet Özmen ise bu olayın kasıtlı insan öldürme davası olduğunu söyleyerek, “Kemal Kurkut'u cezasızlık öldürdü. Hepimizin cezasızlığa dur demesi gerekiyor. Cezasızlık yargı eliyle desteklenen bir şey. Bir sanık niye rahat ediyor biliyor musunuz, bana bir şey olmaz diye" ifadelerini kullandı. 
 
Sanık ve avukat savunmaları ardından mahkeme duruşmaya ara verdi.
 
Aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, dosyadaki görüntülerin bilirkişiye gönderilmesine, müştekilerin davaya katılma taleplerinin kabulüne karar verdi. Mahkeme savcılığın tutuklama talebine ilişkin ise, “Her ne kadar iddia makamı ve müşteki ve vekilleri tarafından sanığın tutuklanması talep edilmiş ise de mevcut delil durumu, birden çok kişi tarafından ateş edilmesi hususu, sanık savunması, delillerin henüz tam olarak toplanamamış oluşu ve toplanılacak delillerin niteliği nazara alındığında sanığın delillere etki etme ihtimalinin bulunmadığı bu itibarla tutuklama talebinin reddine” karar verdi. Duruşma 26 Nisan 2018’e ertelendi. 
 
Tutuklama talebinin reddedilmesinin duyulması üzerine duruşma salonu önünde kararı bekleyen polisler, sanık Y.Ş.’ye sarılarak, “Tebrikler”, “Gözün aydın” gibi sözler kullandı. 
 
‘BU NASIL ADALET BU NASIL DEVLET?’
 
Duruşmanın ertelenmesi ardından Kurkut ailesi, Medeni Yıldırım’ın ailesi, HDP milletvekilleri Ayşe Acar Başaran ve Dilek Öcalan adliye önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamanın başında konuşan Kemal Kurkut’un annesi Secan Kurkut, “Ben bir anayım. Allah’ından bulsunlar. Sonuna kadar şikayetçiyim. Ceza verilmesini istiyorum. Kemal’imin suçu neydi. Newroz’a eğlenmeye gelmişti. Ayaklarından vurabilirlerdi, yakalayabilirlerdi, neden vurdular? Bu nasıl adalet, bu nasıl devlet?” dedi. 
 
‘EVLATLARI ÖLDÜRMEYİN’ 
 
Mezopotamya Ajansı'nın haberine göre; Kurkut’un ağabeyi Cihan Kurkut ise, başka Kemallerin ölmemesi için “adalet” talebinden sonuç alamadıklarını dile getirerek, “Güvensiz bir ülkede yaşıyoruz. Yarın benim de öldürülmeyeceğimin garantisi yok. Biz de insanız, bu ülkenin evlatlarıyız. Başka bir ülkenin evladı değiliz. Bir müzisyen vuruldu. Katili elini kolunu sallaya sallaya dolaşıyor. O gün orada vurulan kişi bir polis olsaydı alanda bulunan herkesi tutuklayacaklarını da biliyoruz. Burada bu açıklamayı izleyen tüm polislere de seslenmek istiyorum: Sizin de evlatlarınız var. Yapmayın! Evlatları öldürmeyin. Beline silah takmakla polis olunuyorsa biz de belimize silah takalım” diyerek verilen karara sert tepki gösterdi. 
 
Özgür bir ülkede yaşamak istediğini vurgulayan Kurkut, “Bu ülkede özgür yaşamak istiyorum. Kan akmasın artık. Pırıl pırıl gençleri vuruyorsunuz. Biraz vicdan. Yine de biz adaletin geleceğine inanıyoruz. Sonuna kadar mücadele edeceğiz” diye konuştu. 
 
‘PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ’
 
Bu sırada polisler, herkesin dağılmasını, açıklamanın sonlandırılması uyarısı yaptı. HDP’li Ayşe Acar Başaran, açıklama yapacaklarını belirterek, konuşmaya başladı. Sanık polisin 3 ay açığa alındıktan sonra yine görevine iade edilmesine tepki gösteren Başaran, “Bugün bir kez daha vicdanları yaralayan bir karar alındı. Bir genci gözlerimizin önünde vuran bir polis memuru silahı belinde görevine devam ediyor. Olayı görüntüleyen gazetecinin görüntülerini silmeye çalışanlar yargılanmıyor. Tüm sorumluların yargılanması gereken davada tek bir sanık var ve o da görevine devam eden bir polis. Fail ortada olmasına rağmen dosya faili meçhul yapılmak isteniyor. Türkiye tarihinde çok sayıda faili meçhul dosya var. Bu dosyanın faili meçhul bırakılmasına izin vermeyeceğiz. Kimse bu dosyanın üstünü örtemez” diyerek verilen karara tepki gösterdi. 
 
 
 
15.12.2017 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz