Kemal Bağcı'yı Anarken / Cengiz Halil Çiçek Yazdı...

Kemal Bağcı'yı Anarken / Cengiz Halil Çiçek Yazdı...

Kemal Bağcı'yı Anarken / Cengiz Halil Çiçek Yazdı...

22 Temmuz Pazar günü, merhum Kemal Bağcı’yı 21’inci kez andık. Allah mekanını cennet etsin. Eşi ve oğlunu gördüm, kızı KPSS dolayısıyla gelememişti. Tam bize özgü olabilecek o kazada hayatını kaybeden Kemal, ilelebet 32 yaşında kalacak ama çocukları inşallah babalarının yaşayamadığı yaşı da yaşlarına ekleyerek sağlıklı, başarılı ve mutlu bir hayatı yaşarlar.

 

Merhum Kemal’in anma programında kaza anı gözümün önünden film şeridi gibi geçti. ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’ın kurduğu ANAP, DSP ve DTP Koalisyon Hükümetinde, Gaziantep Milletvekilleri Mustafa Taşar, Mustafa Yılmaz ve Mehmet Batallı bakan olarak görev aldı.

 

Bakanların üçünün birden gerçekleştirmeyi planladıkları Gaziantep programı için Mustafa Yılmaz karayolu ile gelmiş, Mustafa Taşar ve Mehmet Batallı19 Temmuz’da uçakla gelmeyi tercih etmişti. Ahmet Karaaslan ile birlikte Anadolu Ajansı olarak karşılamada bulunduk.

 

Havaalanında yapılan görkemli karşılamanın ardından, kent merkezine hareket edildi. Basın mensupları rahat görüntü almak amacıyla ANAP otobüsünün üzerine çıktı. Ahmet Karaaslan da otobüsün üzerine çıkmıştı. Otobüsün hemen arkasında, Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın ile otomobilindeydim.

 

Bir anda otobüsün üzerinden kameralar ve fotoğraf makinaları yere düştü. Otomobil sürücüsü frenleyip durduğunda, ne olduğundan haberimiz yoktu. İndiğimizde feryatları duyduk. O sırada Gaziantep Havaalanı yazılı takın altından geçilmişti ve konvoyu görüntülemekle meşgul basın mensupları gidiş yönünde arkalarında kalantakı fark etmemişlerdi.

 

“Ambulans çağırın”, “doktor yok mu” çığlıkları arasında, kanlar içerisinde 6 basın mensubu otobüsten indirildi ve yeni açılan Sani Konukoğlu Hastanesi’ne gönderildi.Hastaneye geldiğimde, Kemal sedye üzerinde oturuyordu, “nasılsın” dediğimde “bilmiyorum, bekliyorum” dedi. Son konuşmamız bu oldu.

 

Anadolu Ajansı ve Atilla Karaduman’ın sorumluluğundaki Milliyet Gazetesi, Hürriyet Caddesi Söylemez İşhanı’nda aynı kattaydı. Kemal, Atilla Karaduman ağabeyle çalışıyordu. Uzun yıllar ofis komşuluğu ilişkimiz olduğundan öncelikle Kemal’in yanına gitmiştim. Aynı kazada İrfan Mermer, Nuri Karabulut, Şevki Durusu, Hüseyin Yaba ve Mehmet Uzun yaralanmıştı.

 

Kısa bir süre sonra, diğer yaralıların durumunun iyi olduğu, Kemal’in sağlık tablosunun kötüleştiği bildirildi. Kemal Bağcı, kazadan iki gün sonra hayatını kaybetti. Allah mekanının Cennet etsin, eşi, çocukları ve yakınlarının sabrını artırsın.

 

Anma programı sırasında Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti Başkanı İbrahim Ay ile konuştuk, bu kazada bir basın mensubu daha hayatını kaybetmişti. O sektörde kısa süre kaldığından ya da uzun süren tedavisinden olsa gerek, nedense unutuldu. Nuri Karabulut, 19 Temmuz’daki aynı kazada yaralanmış ve 1 Mayıs 1998’de vefat etmişti.

 

Sevgili İbrahim Ay, Nuri Karabulut’un ailesinin ikametini tespit ettiğinde mezarında Nuri’yi de anacağız ve ailesini ziyaret edeceğiz. Nuri’nin de mekânı Cennet olsun, Allah yakınlarının sabrını artırsın.

 

Bu vesile ile şunu da yazmadan geçemeyeceğim. Yıl 2018 ama yaşanılan bunca acı olaylara rağmen siyasi organizasyonlarda aynı yöntemleri maalesef ısrarla sürdürüyoruz. İletişim olanaklarının bu kadar geliştiği günümüzde, 2000 yılı öncesinin propaganda yöntemleri ile seçim kampanyası yürütülmesini, ülkemizin gelişmişlik düzeyine yakıştıramıyorum. 

 

 

MİLLİYET GAZETESİ’NDE O TARİHTE YAYIMLANAN YAZI

 

 

O daha 32 yaşında

Muhabirimiz Kemal Bağcı'nın yaşam fonksiyonları korunmaya çalışılırken, Cumhurbaşkanı Demirel, Başbakan Yılmaz ve bakanlar yardım için seferber oldu

MİLLİYET HABER AJANSI

KEMAL Bağcı o gün deerkenden fotoğraf çantasını hazırladı, 1,5 yaşındaki oğlu, 4 yaşındaki kızı ve eşi Elif'le vedalaşıp evinden ayrıldı. Aradan yarım gün bile geçmemişti ki, Kemal görev başında geçirdiği akıl almaz kazayla yaşama dönme mücadelesi veriyor. Haber uğruna, görev aşkıyla, tıbbın umutsuzluğuna inat gençliğinin verdiği güçle...


Kemal de, her Gaziantepli gibi kentinden çıkan 3 bakanın seçmene teşekkür ziyaretiyle gururlanıyordu. Gazeteci arkadaşlarıyla saat 10.30'da ANAP İl Binası'nın önünden kalkan Petek otobüsüne bindi. Devlet Bakanı Mehmet Batallı ile Tarım ve Köyişleri Bakanı Mustafa Taşar'ı taşıyan uçağı sabırla beklediler. Daha önce gelen DSP'li Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz ve diğer 2 bakanın Gaziantep'le kucaklaşmasını görüntülemeye başladılar.


Kemal de, okuyucularına en iyi fotoğrafı ulaştırabilmek için propaganda otobüsünün üzerindeydi. Cep telefonu çaldı, son konuştuğu arkadaşı, Adana Bürosu'ndan Neşet Karadağ'a, "Otobüsün üzerindeyim. Haberi en kısa zamanda ileteceğim" dedi.


Otobüs konvoyun önünde hızla harekete geçmişti ki, ne olduysa o anda oldu. Gidiş yönüne arkaları dönük şekilde fotoğraf çeken gazeteciler, yaklaşık 70 kilometre hızla giden otobüsün kolonlarından yükselen parti müziği eşliğinde, havaalanının anayola bağlandığı kavşakta, ölüm tuzağıyla kucaklaştılar.


Yere saçılan kameralar, acılı haykırışlar...


MİL- HA muhabiri Kemal Bağcı, kameramanı İrfan Mermer, meslektaşları Nuri Karabulut, Şevki Durusu, Hüseyin Yaba, Mehmet Uzun başlarından aldıkları darbeyle yıkıldı. Otobüsün üst kapağı güçlükle açıldı, Kemal ve diğer gazeteciler birer birer aşağıya indirildi. Çarpma o kadar şiddetliydi ki, her gün birlikte görev yaptıkları arkadaşları bile onları tanıyamıyordu.


Bakan korumaları bu kez gazeteciler için seferber oldu. Özel Sani Konukoğlu Hastanesi'ne gidildiğinde, Bakan Taşar'ın dediği gibi, Şevki Durusu'nun durumu ağır görünüyordu. Ama birden durum değişti, Kemal ağırlaştı. Yoğun bakıma alındı, sol beyninde ödem, beyin içinde hava gölgeleri, kafatasında kırıklar saptandı. Sol kulağından kan geliyordu.


Yerel TV'ler alt yazı geçti, radyolar anonsla duyurdu, Kızılay Kan Merkezi'nde kan vermek için kuyruk oluştu. Bakanlar Taşar, Batallı ve Yılmaz hastaneden ayrılamadı. Özel uçağı hazırlattılar, ancak nakil mümkün değildi. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in emriyle Köşk doktorlarından da bir ameliyat ekibi ile ambulans uçağı hazırlandı, köşk doktorları Hastaneyle sürekli irtibata geçti.


Devlet Bakanı Cavit Kavak da, dün gün boyu Başbakan Mesut Yılmaz adına sürekli olarak hastaneyi telefonla arayarak yaralıların durumunu yakından takip etti.
Kemal'in durumu giderek kötüleşti. Doktorlar beyin fonksiyonlarının yüzde 30'unu yitirdiğini açıkladı. 5 yıldır yaşamını paylaştığı eşi Elif, arkadaşları, bakanlar, hastanenin önünde sabaha kadar Kemal'den iyi bir haber bekledi...


O destek tedavisine henüz yanıt vermiyor, beyni fonksiyonlarını yitirmiş, akciğerleri solunum cihazıyla çalışabiliyor, ama kalbi atıyor.


Kemal daha 32 yaşında. Konya Selçuk Üniversitesi Elektronik Bölümü mezunu. Ailesinin yoksulluğu, onu erken yaşta çalışmak zorunda bıraktı. Mesleğiyle Konya'daki öğrenimi sırasında tanıştı, öyle sevdi ki, ayrılamadı.


Hadi Kemal, 1,5 yaşındaki oğlun Gap, 4 yaşındaki kızın Gamze seni bekliyor. Onları babasız, bizi arkadaşsız bırakma.

ARKADAŞLARIM YERE YIĞILDI

Olay sırasında otobüsün üzerinde eğilerek görüntü aldığı için yara almadan kurtulan A.A muhabiri Ahmet Karaaslan, şunları anlattı:

 

‘‘Yerel GRT Televizyonu Kameramanı İrfan Mermer, yanı başıma düşmüştü. Diğer arkadaşlarım, otobüsün içine açılan kapağın üzerine yığılmışlardı. 'Otobüsü durdurun', 'Ambulans gelsin' diye bağırdık. Otobüs bir süre daha yol aldıktan sonra olay fark edildi ve durdu. Yaralanmayan arkadaşlarımla birlikte, kapak üzerindeki yaralı arkadaşlarımızı güçlükle bir yana çektik ve indirdik. Konvoydaki otomobillerle hastaneye yolladık. Kan içinde kalan arkadaşlarımızın kimler olduğunu bile güçlükle anlayabildik.''

 

23.07.2018 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz