İşte Bilinmeyen Yönleri İle CHE. Ahmet Mümtaz İdil Yazıyor

İşte Bilinmeyen Yönleri İle CHE. Ahmet Mümtaz İdil Yazıyor

İşte Bilinmeyen Yönleri İle CHE. Ahmet Mümtaz İdil Yazıyor

Gaziantephaberler.com sitemiz yazarlarından, Gazeteci-Yazar -Çevirmen, Ahmet Mümtaz İdil, yeni çevirmeye başladığı  Sovyet Bilimler Akademisi'nden Laritski adlı bir yazarın kitabından yararlanarak CHE'i bilinmeyen yönleri ile  siz değerli okurlarımız için  kaleme alıyor. Ahmet Mümtaz İdil'in akıcı kalemi ile beğeneceğinizi umduğumuz  ve dizi halinde yayımlayacağımız  bu çalışma öncesi sizlere İdil'i kısaca tanıtmak isteriz.

AHMET MÜMTAZ İDİL KİMDİR

İlk ve orta öğrenimini Zonguldak’ta tamamladı. 1974’te A.Ü. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. A.Ü.Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne “misafir öğrenci” olarak devam etti. Prof. Dr. Cem Eroğul ve Prof. Dr. Mete Tuncay’ın öğrencisi oldu. Hacettepe Ü. Felsefe Bölümü’nde İona Kuçuradi ve Oruç Arıoba’nın öğrencisi oldu. A.Ü.Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi bölümünde iki yıl yüksek lisans eğitimi gördü. Prof. Dr. İnci San ve Prof. Dr. Cahit Kavcar’ın öğrencisi oldu.

1992 yılında Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğünde Genel Müdür Yardımcısı oldu. Bir yıl sonra aynı bölümün Genel Müdürlüğüne geçti ve bir yıl bu görevi yürüttü. Daha sonra yeniden gazeteciliğe döndü. Sırasıyla Siyah Beyaz gazetesinde Yazı İşleri Müdürlüğü, Günaydın Gazetesi’nde Ankara İstihbarat Şefliği, Akşam gazetesinde köşe yazarlığı yaptı.1998 yılında yeniden Kültür Bakanlığına Basın Müşaviri olarak döndü. Aynı yılın sonunda Çorum İl Kültür Müdürülüğüne sürüldü ve 2002 yılında Müsteşar Yardımcısı olarak Ankara'ya döndü, 2003 yılında emekli oldu.

1977 yılında Dönemeç dergisinde edebiyat hayatına atılan Mümtaz İdil’in bugüne kadar Türk Dili, Sanat Olayı, Dönemeç, Varlık, Gösteri, Sanat Dergisi, Cumhuriyet Kitap Eki, Türkiye Yazıları gibi periyodik yayınlarda binden fazla makalesi yayınlandı. Çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı yapan İdil, halen Odatv gaziantephaberler.com ve Dağarcık Dergisi'nin   Ankara temsilciliği görevini yürütüyor. Şu anda " EN ÇOK SATAN KİTAPLAR" sıralamasında birinciliğini koruyor.

KİTAPLARI

  • Atak Oyunun İki Dehası: Alekhin-Tal
  • Bir Sevgi'nin Öyküsü: Sevgi Soysal
  • Caligula
  • Rasputin
  • Spartacus
  • Dostoyevski
  • Gerçeklik ve Roman( 1984 Akademi Kitabevi inceleme birincilik ödülü)
  • Sovyet Romanı
  • 100 Soruda Satranç
  • Pinokyolar Ülkesinde Filler Kral Olur
  • Saygın Kel Adamın Ölümü
  • Şeytanla Çorba İçenin Kaşığı Uzun Olur
  • ÇEVİRİLERİ
  • Budala, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (2 cilt) (Rusça)
    Meçhul Bir Kadından Mektup, Stefan Zweig (Ruşça)
    Delikanlı, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski ( 3 Cilt) (Rusça)
    Foma, M.Gorki
    Çocukluğum, M.Gorki
    Ekmeğimi Kazanırken, M.Gorki
    Benim Üniversitelerim, M.Gorki

BİR DE BİZ BAKALIM CHE'NİN "EŞKİYA VE KATİL" YAŞAMINA (1)

 

Eminim, TBMM Başkanı İsmail Kahraman Che Guevara'nın hangi ülke vatandaşı olduğunu bilmez. Bakanlık yaptığından da haberi yoktur. Tıp doktoru olduğu konusunda fikri olduğunu da sanmıyorum. Birkaç gencin üzerinde gördüğü "Che" figürlerinden yola çıkarak, biraz da Milli Türk Talebe Birliği yıllanındaki hafızasını zorlayarak "bu adam da çok oluyor," diye böyle bir demeç verme zorunluluğu hissetti.  Zaten uzun süredir, oldukça karışık ve çözülemez durumdaki Türkiye gündemini değiştirebilmek için malzeme arıyordu, tam 12'den vurdu. Kutlamak gerek.

Meksika'da yayınlanan "Sempre" dergisi muhabirinin 1959 yılında yaptığı röportajda Che'ye sorusu şuydu:

Milliyetiniz ve kökeniniz nedir?

Che bu soruya, "Herkesin bildiği bir yanıtı sizin bilmiyor olmanız beni şaşırttı. Arjantin'de doğdum..." diye yanıt verir.

1969 yılının Şubat ayı gecelerinden birinde, Küba'nın başkenti Havana'nın Miramar banliyösünde yaşayan Alberto Granodos'un evinde Sovyet yazar İ.Lavretski, Don Ernesto Guevara Linc, Alberto oturmaktadırlar. Alberto'nun Venezuela asıllı eşi Julya da onlarla birlikte. Konu, Ernesto "Che" Guevara'nın çocukluğu ve gençliği...

Dışarıda bölgeye özgü tropik bir yağmur çıldırmışçasına yağıyor. Sanki bir yandan eve rüzgar ile, diğer yandan su ile saldırıyor. Dışarının ürkütücü havası masa başındakileri pek etkilemiyor. Onlar için doğa her zaman güçlüdür ve saygı ile karşılanmalıdır.

"Eğer," diyor Alberto, "böyle bir yağmura 'manigua'da yakalansaydık mahvolurduk. Manigualarda bilirsiniz hiç ağaç olmaz kaktüs ve kumla kaplıdır."

Che'nin babası Don Guevara 70 yaşlarında... Yaşına rağmen son derece dik duruşlu, ama boyu biraz kısa. Kaplumba kabuğundan yaptırdığı gözlüklerinin arkasından cin gibi etrafa bakıyor. Tüm Arjantinlilerin ve Uruguaylıların kullandığı "che" sözcüğünü çok sık kullanıyor.

İyi ama bu "che" sözcüğü ne demek. İsim değil mi?

Hayır. Che, Guarani yerlilerinin kullandığı bir sözcük. Çok geniş bir anlam yelpazesi var. Türkçe karşılığı da yok. Biz ancak "hey" diye çevirebiliriz, ama o da kelimenin anlamını tam olarak karşılamaz.

Che, tonlamasına ve vurgusuna bağlı olarak birçok anlama geliyor: Şaşırmak, hayranlık, üzüntü, kibarlık, sevimlilik, onaylama veya reddetme gibi... İnsana ait tüm duyguları "che" ile ifade edebileceğiniz söyleniyor.

Buradan yola çıkarak, Kübalı devrimciler Ernesto'ya "che" ekini getirdiler ve hayatı boyunca da Ernesto bu kelimeyi bırakmadı. Hatta kendi isminden daha çok benimsedi. Dünyada da böyle tanındı zaten.

"Oğlumun birdenbire nasıl olup da Küba devriminin önderlerinden binbaşı 'Che' olduğunu anlayamadım," diyor baba Don Ernesto. "Bunu anlayabilmek için önce geçmişe bir dönmek gerek. Hemen anlatayım isterseniz. Oğlumun damarlarında İrlandalı devrimcilerin, İspanyol fetihçilerinin, Arjantinli yurtseverlerin kanı dolaşıyor. Belki de bu yüzden 'che' ona çok daha fazla yakışıyor. İnanın ya da inanmayın, ben de gençken onun gibi ele avuca sığmaz biriydim. Paraguay sınırında, Arjantin'in uzak eyaletlerinden Misiones'da Yerba Mate'de bir çiftliğim vardı. Daha sonra Cordoba ve Buenos Aires'e geçtim ve işlerimi orada sürdürdüm. Çok şirket kurdum ama hepsini batırdım. Hiç para kazanamadım. Herkes benim üzerimden geçiniyordu, ama ben geçim sıkıntısı çekiyordum. Pişman mıyım? Hayır. Çocuklarımla gurur duyuyorum. Beş çocuğum var ama aralarında en çok 'Che' ile gururlanıyorum. Onun savaşçı kişiliği beni çok etkiliyor."

Alberto araya giriyor, "Üzgünüm, size mate ikram edemiyorum," diyor. "Tinto ikram edebilirim. Böyle fırtınalı havalarda mateden daha makbuldür."

Julya sinirleniyor. Alberto'nun içki içmemesi gerek. İş içki konusuna gelince söz de dolaşıp Che'nin içkiye ilgisine geliyor. Alberto, "Che hiç içki içmezdi. Sevmezdi. Ağzına koymazdı. Onun en çok sevdiği şey, Küba'da alıştığı purolardı. Hiç ağzından düşürmezdi. Biliyorsunuz astımı da vardı, ama yine de durmadan puro içer, üstelik de puronun astımına iyi geldiğini iddia ederdi."

"Batista ülkeden kaçtıktan sonra bütün gazeteler Che ile ilgili saçma sapan iddialarda bulundular. Hatta bazıları daha da ileri giderek Che'nin Arjantinli değil Rus olduğunu söylemeye kadar vardırdılar. Oysa Che, benim tarafımdan on ikinci, anne tarafından ise sekizinci soy Arjantinlidir. Bu kadar köklü bir Arjantin ailesi bulmak artık çok zor."

Don Ernesto bir soluk aldıktan sonra devam etti: "14 Haziran 1928'de Che dünyaya geldi. O sıralarda Arjantin'in ikinci büyük kenti olan Rosario'ya yerleşmiştik. Bir fabrika kurup Paraguay çayı üretmeyi düşünüyordum, ama işler umduğum gibi gitmedi. Tam o sıralarda biliyorsunuz dünya ekonomik krizi patlak verdi. Biz de bu krizden payımızı aldık."

"1930 yılının Mayıs ayı... Mayısın 2'si... Celia ve Tete ile birlikte yüzme havuzuna gittik. Hava biraz serindi ve Che'yi öksürük tuttu. Ama ne öksürük! Hemen doktora götürdük. Teşhis kondu: Astım..."

"O uğursuz 2 Mayıs 1930 tarihinden sonra her gün, daha doğrusu her gece, Che astım nöbetleri geçirmeye başladı. Ben onun yatağının yanında uyurdum, boğulmaya başladığında kucağıma alır; nöbet geçip de çocuk tekrar uykuya dalıncaya kadar kucağımda gezdirirdim. Genelde bu, sabaha dek sürerdi."

"Che'den sonra dört çocuğumuz daha oldu; eşimin adını verdiğimiz Celia, babamın adını alan Roberto, annemin hatırasına isim verdiğimiz Anna Maria ve eşimin babasının adında Juan Martin. Hepsi de Che gibi üniversite eğitimi aldılar. Kızlarım mimar oldular, Roberto avukatlığı seçti, Juan Martin tasarımcı oldu. Sıradan çocuk gibi büyüdüler, bize hiçbir sıkıntı yaşattıkları olmadı."

"Che hariç. O, okula bile gidemedi. İlk iki sene annesi onun eğitimi ile evde ilgilendi. Okumayı dört yaşında öğrendi, ömür boyu kitap okumayı bırakmadı. Bana anlattıklarına göre, Bolivya'da savaş sırasında bir taraftan peşinde olan düşman, diğer yandan da astım ile boğuşurken bile okumayı başarıyordu."

"Ne mi okuyordu? Nasıl desem size... Her şeyi. Celia ve ben, biz de okumaya bayılırdık; evimizde birkaç bin kitap içeren devasa bir kütüphanemiz vardı; bu kütüphane bizim asıl sermayemiz, evimizin en değerli süsü idi. Bu kütüphanede İspanyol literatüründen Rus edebiyatına kadar klasik eserler bulunurdu; tarih, felsefe, psikoloji, sanat üzerine yazılan kitaplar. Marks, Engels ve Lenin çalışmaları da vardı. Burada Kropotkin, Bakunin kitapları da mevcuttu. Arjantin yazarlarından José Hernández, Sarmiento ve diğerleri vardı. Kitapların bir kısmı Fransızca idi. Celia Fransızca bilirdi, Che'nin eğitimini de bu dilde veriyordu."

"Hepimizin olduğu gibi, Che'nin de gözde yazarları vardı. Çocuklukta bunlar Salgari, Jules Verne, Dumas, Hugo, Jack London idi. Sonrasında Cervantes, Anatole France ilgisini çekmeye başladı. Tolstoy'un, Dostoyevski'nin, Gorki'nin eserlerini okudu. Tabi ki, o dönemin modası olan Peru'lu Ciro Alegría, Ekvador'lu Jorge Icaza, Kolombiya'lı José Eustasio Rivera gibi yazarların Latin Amerika sosyal romanlarını da okudu. Bu yazarların eserlerinde Kızılderililerin ağır yaşamı ve çiftlik ve tarlalarda köle gibi çalışan işçilerin yaşamı anlatılıyordu."

"Che, çocukluğundan beri şiirleri sevdi. Baudelaire, Verlain, García Lorca, Antonio Machado'yu okurdu, Pablo Neruda şiirlerine bayılırdı. Çok fazla şiiri ezberden bilir, kendisi de şiirler yazardı... Fakat tabi ki, benim oğlum kendini şair sanmazdı. Kendisini bir türlü şair olamayan devrimci olarak adlandırmıştı bir keresinde. Elinden düşürmediği Geyik kitabının yazarı, İspanyol devrimci şair Leon Felipe'ye yazdığı bir mektubunda Che, kendini başarısız bir şair olarak niteliyor. Kübalı şair Roberto Fernandez Retamar'ın anlattığı gibi Ernesto, Küba'yı tamamen terk etmeden önce Roberto'dan, İspanyol Şiirleri Antolojisi'ni ödünç istemiş, oradan Neruda'nın Hoşçakal şiirini not etmiştir.

Oğlum, ölümüne kadar şiirden ayrılmadı. Bilindiği gibi, sırt çantasında ünlü Bolivya Günlüğü ile birlikte, sevdiği şiirleri not aldığı defter de bulunmuştu."

 

Mümtaz İdil

Gaziantep Haberler

( Devam edecek)

31.08.2016 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz