İŞTE 1 MAYIS'IN GÖZ YAŞARTAN ÖYKÜSÜ...

İŞTE 1 MAYIS'IN GÖZ YAŞARTAN ÖYKÜSÜ...

İŞTE 1 MAYIS'IN GÖZ YAŞARTAN ÖYKÜSÜ...

1800’lü yıllar kapitalizmin gelişme dönemleridir.Evrensel hukuk normlarına yakışmasa da halen köleliğin ve işyerlerinde kölelerin çalıştırıldığı bu dönemler,aynı zamanda beyazların da köleden bir farkının olmadığı buhranlı dönemlerdir.Medeniyetin kirli dişleri arasındaki baskı,sömürü,sindirme gibi eylemler kendisini gelişmekte olan Amerika’da daha çok gösteriyordu.Beraberinde bağrında mafyayı da besleyen 1800’lü yılların “Pinkerton Amerikası” kirli ve acımasız kapitalizmin yanı sıra ,hemen yanıbaşındaki sözde modernizm ve medeniyetle çelişki yaratıyordu.Günde 18 saate varan çalışma saatleri,çalıştıranları daha da zengin ederken işçi kesimini yoksul bırakıyordu.

Öte yandan acımasızlığıyla tanınan Pinkerton ajanları, grev kırıcı rolleriyle yasal olan işçi miting ve gösterilerinde provakasyon yapıp alanları kana bulamaktan çekinmiyordu.

Egemen sermaye, haklı talepleri geri çevirmekle kalmıyor çeşitli sokak çeteleriyle anlaşarak kargaşa da çıkartıyordu.Pinkerton özel ajanlık bürosu da dönemin sokak çetesi gibi çalışıyordu.

Chicago'da greve çıkan 40 bin tekstil işçisinin eylemini bastırmak için,vahşice saldırılar düzenlendi. Fabrika sahibi kompradorlar grev kırmak ve işçi gösterilerini presslemek için sokak çeteleriyle anlaştı. Sokak çeteleri bir taraftan işçilere saldırıyor, bir taraftan da grev kırıcılığı yapıyordu. Grevci işçilerle mafya çeteleri arasında çıkan kavga sırasında, polisin işçilerin üzerine ateş açması sonucu 4 işçi yaşamını yitirdi.Onlarca işçi yaralandı.

Tarım makineleri fabrikası McCormick'in kapısının hemen karşısında 3 Mayıs günü yapılan grevde odun taşıyıcı işçilerin düzenlediği kitlesel eyleme 500 kadar McCormick işçisi de katılmıştı. Bu eylemde "Central Labour Union" temsilcisi olarak August Spies konuştu.Tam o esnada fabrikanın kapısındaki bekçilerin düdüklerini çalmasıyla grev kırıcılar işyerinden çıktılar ve grevcilerle çatışma çıktı. Polis bunu eylemde saldırı gerekçesi olarak gösterdi. Bu saldırıda bir çok işçi öldü, onlarcası da yaralandı.

Dahası, Şikago polisinin ortalığı karıştırmak ve kargaşa yaratmak amacıyla sahte “anarşist örgütler” imal etme türünden taktiklere başvurduğu yolunda polisin içinden tanıklar vardı.

Binlerce işçi günde 18 saatlik iş gününü protesto için mücadeleye katılıyordu. Kalifiye ve kalifiye olmayan, siyah ve beyaz, erkek ve kadın, yerli ve göçmen, tüm isciler “sekiz saatlik iş günü” için haklarını arıyordu.


Sadece Chicago'da toplam 500.000 işçi greve katılmıştı. Şehrin gazetesi "fabrika ve imalathanelerin uzun bacalarından hiç bir duman yükselmiyordu, ve her sey Sebt Günü (Musevilerin çalışmadıkları cumartesi günü) benzeri bir görünümdeydi." diye yazıyordu.

Amerika’nın işçi kentleri Luizvil'de , Şikago’da,Cincinnati’de,Detroit’te,Alabama’da 6 binden fazla siyah ve beyaz işçi birlikte yürüdü. O dönemde Luizvil'deki parklar, negrolara(zenciler) kapalıydı. İşçiler, sokaklarda yürüdükten sonra zenciler de dahil hep birlikte Şehir Park Meydanı’na girdiler.

 

 

Her eyalet ve kentte, zenci ve beyaz işçilerin birlikte gerçekleştirdiği gösteriler için gazeteler “Böylece önyargı duvarı yıkılmış oldu” tarzında spot yazılar geçiyordu.İşçi hareketi,ardında çözüm bekleyen büyük bir dalgayı da beraberinde çözüme kavuşturmuştu.O da, zencilere uygulanan ikinci sınıf insan muamelesinin işçi birliktelikleri sayesinde giderilecek olmasıydı..Bu tutum Amerika’nın yüzkarası bir açmazıydı.Bu kirli açmaza Ku Klux Klan ırkçı örgütünü katmadan geçemeyiz.Bu kanlı terör örgütü tıpkı Pinkerton ajanları gibi fabrika sahibi kompradorların gizli planlamaları doğrultusunda kışkırtıcılık yapıyor, kargaşa yaratıyordu.

 

1877 yılında demiryolları grevinin katliamlarla bastırılmasının ardından miting dalgası bir süreliğine durgunlaşmıştı. Komprador mafya piyasası,işçiler üzerindeki terör araçlarını daha sert biçimde devreye sokma hazırlıklarını yoğunlaştırmıştı.

Bütün büyük kentlerin ve sanayi merkezlerinin ortalarına bellerinde silahlı kara adamlar yerleştiriliyor ,sermaye, beslediği özel dedektif ordularını(Pinkerton ajanları) işçilerin arasına sokmaya çalışıyordu.Fakat,işçilerin “sekiz saatlik iş günü” isteği hiçbir zaman bastırılamadı.

 

Bu gösteriler 1 Mayıs'ı izleyen günlerde tüm harareti ile devam etti ve 4 Mayıs'ta kanlı Haymarket Olayı çıktı.Bu olay ardında 4 işçi liderinin idamıyla sonuçlandı.

 

 

 

Bu durum sadece Amerika’da böyle değildi ,dünyanın kapitalizme dönük her yerinde aynıydı.Gelişen endüstri ve sanayi “artı değer”in de çıkışını beraberinde getirdi.Bu “artı değer” belki yüzyıllar önce de vardı,ancak modernitenin tarifi geçmiş yıllara göre daha terimsel oldu.

“Artı Değer”in işçiyi 18 saate varan çalıştırma istemleri ilk olarak Avustralya’da işçi tepkisiyle karşılaştı.Şikago olaylarından çok önce 21 Nisan 1856 yılında Avustralya’nın Melborn kentinde taş ve inşaat işçileri günde 8 saat çalışma hakkı için Melborne Üniversite’sinden Parlemento Evi’ne kadar bir yürüyüş düzenlediler.Amaçları günde 18 saatlik çalışma süresini 8 saate indirtmekti.Bu talep dünya işçi sınıfının “ilk tepkisi”dir diyebiliriz.Adı konulmamıştı ama dünyada işçi adına başlatılan ilk harekattı.21 Nisan 1856 yılında Avustralya’daki işçi sınıfı grev ve kutlamalarla işçi bayramının ilk sinyallerini vermişti.Bu harekat,işçi adına yakılan ilk meşaleydi;adı konulmamış bir meşaleydi ama bu bir “işçi bayramı”ydı. Diyebiliriz ki dünyada ilk işçi bayramı 21 Nisan 1856 yılında Avustralya’nın Melbourne kentinde kutlandı.

Bu bayramın adını ise Şikago’lu işçi sınıfı “1 Mayıs” olarak koyacaktı.Çünkü onların direnişinin başladığı(Haymarket Olayı) ve dört işçi önderinin,Albert Parsons,Adolf Fischer,August Spies ve George Engel'in idamıyla sonuçlanan gün, 1 Mayıs günüydü.

ÖYKÜMÜZ BAŞLIYOR!

1886 yılı…Şikogo kenti…Kesif bir duman bulutu ,yolların,demiryollarının ,kanalların kesişmesi,hızla gidip gelen insanlarla dolu sokaklar, “Kudretli Dolar”a adanmış bir abide…Böyle tasvir ediliyor karanlık kent.1800’lü yılların Şikago’su hüzün ve gözyaşıydı;daha insanca yaşam için bu kente akın eden insanların hüznü ve gözyaşı...Şikago’nun arka sokakları hangi türden kirli pazarlığa aracılık ediyordu bilinmez ama,bilinen bir gerçek vardı o da, ucuz emek ihtiyacını karşılayan bu kent,bir zaman sonra yaşanacak büyük bir çatışmanın merkezi haline gelecekti.

Soğuk kış günü bir adam sabahın erken saatlerinde tozlu yolda hızlı adımlarla yürüyordu.Tedirgin olduğu her halinden belliydi.Yağmur çiseliyordu.Gök gürültüsü ileride olacakların habercisi gibiydi sanki.Bir an durdu…gökyüzüne baktı,düşündü,sonra tekrar yola koyuldu.

Adolf Fischer,iş yerine geldiğinde kadim dostu Parsons’la karşılaştı.Parsons o ay evinin kirasını verememişti.Küçük oğlu Jacky de ağır hastaydı.Eşi Lucy, “Çocukları alıp anneme gideyim” dese de ,annesi de ilerlemiş yaşına rağmen bir atelyede gece gündüz çalışıyordu.Üstelik onlar afro-amerikandılar.Parsons’un dedelerinden gelen hayat uzantısı tamamıyla fukara değildi;şeceresi, okumuş belli bir kesimden geliyordu.Ancak,babasına gelene kadar yoksul düşmüşlerdi.Baba Samuel Parsons,bir deri fabrikasında günde 18 saat çalışırken oğullarına şöyle diyordu: “Hakkınız olmayan şeye uzanmayın.Haksızlığa uğrayanları savunun.Tanrı sizden böyle istiyor!”

Bu öykü,henhangi bir yerde değil,bir fabrikada başlıyor…Ve hazin biten,gözyaşartan bir akibetle son buluyor.

Rus yazar Leon Tolstoy,Fischer ve Parsons’la aynı dönemlerde yaşamışlardı.Tolstoy şöyle demişti: “Bir toplumda azınlık,gücü elinde tutup çoğunluğu eziyorsa,tabiata karşı kazanılan her başarı,yalnızca azınlığın gücünü artırmaya yarar.”

 

 

Tarihler 1 Mayıs 1886’yı gösterdiğinde Amerikan’ın tüm sanayi kentlerinde toplu gösteriler oldu.Detroit’te,Newyork’ta,Filedelfiya’da Şikago’da Baltimor’da,Cincinnati’de,Michegan’da,Port Huron’da,İndiana Polis’te,Tennese’de,Toranto’da gösteri ve yürüyüşler gerçekleşti.Ve işçiler tarafından hiçbir tatsız hadise yaşanmadı.340 bin işçi genel greve gitti.Arkasından yine 80 bin işçi Michigan Avenue’da “sekiz saat iş günü” için meydanlara döküldü.

Bu meydan yürüyüşlerinde güdümlü basının da tahrikleriyle tatsız olaylar yaşandı.Kalabalıkların üzerine nereden geldiği belli olmayan mermiler yağdı.3 Mayıs günü Şikago’daki Mc Cormic fabrikasının önünde yapılan işçi eyleminde silahsız işçilerin üzerine ateş açıldı.İki işçi burada can verdi.İşçiler ölen arkadaşlarının eşi ve çocuklarına ömür boyu bakma kararı aldılar.

3 Mayıs’taki acı kayıptan sonra işçi temsilcileri 1 gün sonrası için de miting kararı aldı.

Bu defa toplanma yeri Haymarket Square(Samanpazarı Meydanı)’ydı.Duyuru için binlerce el ilanı basıldı,dağıtıldı.

Yarım milyon işçi kitlesi Haymarket Meydanı’na toplandı.Meydanda yüzlerce polis de güvenlik için yerini aldı.Mitingin bitmesine az bir zaman kala nereden geldiği belli olmayan bir bomba tam polislerin arasında infilak etti.Dört polis öldü,onlarcası da yaralandı.Polis derhal işçilerin üzerine yaylım ateşi açtı.Bir çok işçi hayatını kaybetti.Miting alanı mahşer yerine döndü.Kimse ne olduğunu anlayamadı.Albert Parsons ve 7 arkadaşıyla birlikte bir çok işçi tutuklandı.

Tutuklama olayında dava iki yıla yakın sürdü.Dava sonuçlandığında Albert Parsons,Adolph Fischer,George Engel ve August Spies idama mahkum oldular.Ve ardından Bu dört işçi önderinin idamı infaz edildi.

MAHKEMELER DÜZMECEYDİ

Haymarket olayının kayıtlarına göre yapılan mahkemelerin ve üyelerinin düzmece olduğu kararına varıldı.Hepsinin de kirli ilişkiler içerisinde olduğu sonradan ispat edildi.Mafya-Medya-Ku Klux Klan Örgütü üçlü sac ayağında mahkeme üyelerinin ilişkili olduğu kayıtlara geçildi.

İşçi liderleriyle ilgili ileri sürülen delillerin hiçbirinin kendi arasında tutarlılığı yoktu.Mahkeme üyeleri,kirli işlerin içerisinde olan her türlü para babalarıyla menfaat teması halindelerdi.Albert Parsons’un miting öncesi yaptığı sağduyu konuşması dahi mahkeme kayıtlarında yoktu.Sonra,idam edilen insanların geçmişine bakıldığında Amerikan Kurtuluş Mücadelesi’nde ,gerek içte olsun gerekse dışta ,babalarının ve kendilerinin etkin oldukları görülecektir.Böyle bir durumda vatan hainliğiyle suçlanmaları,resmi kurumlarda dönen kirli çarkların teyakkuzu olarak algılanabilir.

İdam kararını veren Yargıç Gary’nin kendisi bile bu dört işçi liderinin idamı hak edecek bir suç işlemediklerini yıllar sonra itiraf edecekti.

1895’te Yagıç Gary,bir dergiye verdiği mülakatta davayla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu.Şöyle diyordu Yargıç Gary:

“Verilen idam kararı sanıkların olaya bizzat katılmaları sebebine dayanılarak verilmemiştir.Ortada Haymarketle ilgili sanıkların somut bir suçları yoktu.Yaygın kanaatler neticesinde idam kararına varılmıştı.”

Yargıç bu ifadesiyle o zamanki Amerikan sisteminin nerelerden beslendiğinin altını çiziyordu aslında.Çünkü,1880’lü yılların sonu itibariyle Amerikan sistemi devlet kurumlarıyla birlikte kirli siyasi ve ekonomik ağın içerisinde kıvranıyordu.1890’lere gelindiğinde mafya bir güç haline gelmişti.Örneğin, Al Capone'un 1900'lü yıllarda işçi sendikalarına el atması ve onların üzerinde sindirme,korkutma yoluna gitmesi,bazı iş kollarını hakimiyeti altına almak istemesi...

Polis müdürlerini satın alan,siyasi iktidarlara karar veren,politikacı ve senatörleri parmağında oynatan mafya, sektörü sanatçıları tehdit ediyor,kendisine kafa tutan dürüst polis şeflerini gizlice öldürtüyor halkın seçtiği belediye başkanlarını ve senatorları ayaklarına getirtiyordu.

Hukukun üstünlüğü ilkesi adeta mafyanın üstünlüğü ilkesine dönüşmüştü Amerika’da.

İşçi lideri August Spies,suçları olmadıkları halde asılma kararını metanetle protesto ederken tarihe geçecek şu sözleri haykırmıştı:

“Eğer bizi asarak tahakküm altındaki milyonların, sefalet içinde çalışan ve kurtuluşu bekleyen milyonların bu hareketini, işçi hareketini ezebileceğinizi umuyorsanız, eğer düşünceniz buysa, o zaman asın bizi! Burada bir kıvılcımı ezeceksiniz, ama şurada burada veya orada, arkanızda ve önünüzde, her yerde alevler yükselecek. Bu gizli bir ateştir. Bunu asla söndüremezsiniz”.

August Spies,devamla şöyle haykırdı:

"Gerçeği söylemenin cezası ölümse, bu pahalı bedeli onurla ve cesaretle ödeyeceğim. Cellatlarınızı çağırın!"

 

 

 

 

ONLARIN SUÇU 8 SAAT ÇALIŞMAK İSTEMELERİYDİ!!..

idamlarından sonra suçsuz oldukları eyalet valisi tarafından itiraf edildi.

İDAM EDİLENLERİN MEKTUPLARI

İDAMIN GÖZYAŞARTAN ANILARI

ALBERT PERSONS'UN MEKTUBU

“8 saatlik işgünü” mücadelesi önderlerinden Albert Persons'un idam sehpasına gitmeden önce çocuklarına yazdığı mektup, o günlerde emekçilerin verdiğ mücadeleden günümüze ışık tutuyor...

Yavrularım, Elveda!!...

“Charles Samuel Hall. 1905. "Life and Letters of Albert Parsons." Binghamton, NY: Otseningo Publishing Company”DEN ÇEVİREN:OMER FARUK RECA

 

“Bu kelimeleri yazarken adlarınızın üstüne göz yaşlarım damlıyor...

Bir daha hiç karşılaşmayacağız. Ah, sevgili çocuklarım, nasıl içten, derinden seviyor sizi babacığınız. Bir gün zaten gidecektim…Ama şimdi daha mutluyum.Babanızla gurur duyabilirsiniz.Bir gün diyeceksiniz ki bizim babamız haklıydı ve gitti.

Sevdiklerimiz için yaşamakla gösteririz sevgimizi ve gerektiğinde sevdiklerimiz için ölmekle de gösterebiliriz sevgimizi... Ben tüm bir insanlık için var olduğumun bilincindeydim.Size de böyle bir misyon emanet ediyorum yavrularım.Kendiniz için değil tüm insanlık için var olun.Mücadeleniz hep haksızlığa uğrayanlar için olsun.Böylece insanlık size minnattar kalacaktır.

Gurur duyabilirsiniz çocuklarım…Babanız haklı bir dava için gidiyor.Hiç bir zaman hayat böyle geldi böyle gidiyor demeyin.Erdemli ve cesaretli olun.

Korkmayın hiçbir zaman!Erdeminiz size cesaret verecektir.İyilikleriniz hiç unutulmayacaktır.Dünya var oldukça geride bıraktığınız şerefli yaşam başkaları tarafından anılacaktı.Anılmayacağını bilseniz bile siz iyilik ,doğruluk ve adaletten ayrılmayın.

Sevgili evlatlarım hayattan hiçbir zaman nefret etmeyin.Tanrı bize insanca yaşayalım diye bu dünyayı verdi.Sorumlusunuz yavrularım!Haksızlıkların karşısında durun,sessiz kalmayın.

Benim hayatımı ve doğal olmayan haksız ölümümü başkalarından öğreneceksiniz.Babanız, özgürlük ve mutluluk uğruna gönüllü olarak canını vermiş bir kurbandır.

Size miras olarak şerefli bir ad ve tamamlanacak bir görev bırakıyorum... İnsanları sevin,haksızlık yapmayın,yapana da ses çıkarın!!

Babanız şerefli bir insan.Onun adına örnek olun.Onu koruyun, bu yolda yürüyün. Kendinize karşı doğru olun, o vakit başkalarına karşı sahte olamazsınız. Yaratıcı, uyanık ve neşeli olun...

Çocuklarım, değerli varlıklarım; bu mektubu yalnız sizin için değil, daha doğmamış çocukları için ölen bir çok kişinin ölüm yıldönümlerinde de okumanızı istiyorum.

Yavrularım, elveda...”

 

Çeviren:: Omer Faruk Reca

 

KAYNAKLAR

 

 

1) Foner, Eric; John Arthur Garraty, eds. (Oct 21, 1991). The Reader's Companion to American History. Houghton Mifflin Books. ISBN 0-395-51372-3. p. 842

2)Robinson, Charles M (2005). American Frontier Lawmen 1850-1930. Osprey Publishing. ISBN 1-84176-575-9. p. 63

3)Horan, James David; Howard Swiggett (1951). The Pinkerton Story. Putnam. p. 202

4)Morn, Frank (1982). The Eye That Never Sleeps: A History of the Pinkerton National Detective Agency. Bloomington: Indiana University Press. ISBN 0-253-32086-0. p. 18

5) Churchill, Ward (Spring 2004). "From the Pinkertons to the PATRIOT Act: The Trajectory of Political Policing in the United States, 1870 to the Present". The New Centennial Review 4 (1): 1-72.

6) 5 U.S. Code 3108; Public Law 89-554, 80 Stat. 416 (1966); ch. 208 (5th par. under "Public Buildings"), 27 Stat. 591 (1893). The U.S. Court of Appeals for the Fifth Circuit, in U.S. ex rel. Weinberger v. Equifax, 557 F.2d 456 (5th Cir. 1977), cert. denied, 434 U.S. 1035 (1978), held that "The purpose of the Act and the legislative history reveal that an organization was 'similar' to the Pinkerton Detective Agency only if it offered for hire mercenary, quasi-military forces as strikebreakers and armed guards. It had the secondary effect of deterring any other organization from providing such services lest it be branded a 'similar organization.'" 557 F.2d at 462; see also GAO Decision B-298370; B-298490, Brian X. Scott (Aug. 18, 2006)..

7)Williams, David Ricardo (1998). Call in Pinkerton's: American Detectives at Work for Canada. Toronto: Dundurn Press. ISBN 1-550023-06-3.

8) Morn, Frank (1982). The Eye That Never Sleeps: A History of the Pinkerton National Detective Agency. Bloomington: Indiana University Press. ISBN 0-253-32086-0. p. 188-189

9) Morn, Frank (1982). The Eye That Never Sleeps: A History of the Pinkerton National Detective Agency. Bloomington: Indiana University Press. ISBN 0-253-32086-0. p. 192.

10) Powers, Richard Gid (Oct 19, 2004). Broken: The Troubled Past and Uncertain Future of the FBI. Simon and Schuster. ISBN 0-684-83371-9. p. 44.

 

 

11)Adelman, William J. [1976] (1986). Haymarket Revisited, 2nd edition, Chicago: Illinois Labor History Society. ISBN 0916884031.

12)Avrich, Paul (1984). The Haymarket Tragedy. Princeton: Princeton University Press. ISBN 0691006008.

13)Bach, Ira J.; Mary Lackritz Gray (1983). A Guide to Chicago's Public Sculpture. Chicago: University of Chicago Press. ISBN 0226033996.

14)David, Henry [1936] (1963). The History of the Haymarket Affair: A Study of the American Social-Revolutionary and Labor Movements, 3rd edition, New York: Collier Books. OCLC 6216264.

15)Fireside, Bryna J. (2002). The Haymarket Square Riot Trial: A Headline Court Case. Berkeley Heights, N.J.: Enslow Publishers. ISBN 0766017613.

16)Foner, Philip S., ed. (1969). The Autobiographies of the Haymarket Martyrs. New York: Pathfinder Press. ISBN 0873488792.

17)Green, James R. (2006). Death in the Haymarket: A Story of Chicago, the First Labor Movement and the Bombing that Divided Gilded Age America. New York: Pantheon Books. ISBN 0375422374.

18)Harris, Frank (1908). The Bomb. London: John Long. OCLC 2380272. Retrieved on 2008-01-19.

19)Hucke, Matt; Ursula Bielski (1999). Graveyards of Chicago: The People, History, Art, and Lore of Cook County Cemeteries. Chicago: Lake Claremont Press. ISBN 0964242648.

20)Kvaran, Einar Einarsson. Haymarket - A Century Later (unpublished manu******).

21)Riedy, James L. (1979). Chicago Sculpture: Text and Photographs. Urbana, Ill.: University of Illinois Press. ISBN 0252012550.

22)Roediger, Dave; Franklin Rosemont, eds. (1986). Haymarket Scrapbook. Chicago: Charles H. Kerr Publishing. ISBN 0882861220.

23)Schaack, Michael J. (1889). Anarchy and Anarchists. A History of the Red Terror and the Social Revolution in America and Europe. Communism, Socialism, and Nihilism in Doctrine and in Deed. The Chicago Haymarket Conspiracy, and the Detection and Trial of the Conspirators. Chicago: F. J. Schulte & Co. OCLC 185637808. Retrieved on 2008-01-19.

DİĞER NOT VE REFERANS KAYNAKLAR(YAN REFERANSLAR)

 

1) a b Lists of National Historic Landmarks. National Historic Landmarks Program. National Park Service (March 2004). Retrieved on 2008-01-19.

2)National Register Information System. National Register of Historic Places. National Park Service (January 9, 2007). Retrieved on 2008-01-19.

3)Trachtenberg, Alexander [1932] (March 2002). The History of May Day. Marxists.org. Retrieved on 2008-01-19.

4)Foner, Philip S. (1986). "The First May Day and the Haymarket Affair", May Day: A Short History of the International Workers' Holiday, 1886-1986. New York: International Publishers, pp. 27-39. ISBN 0717806243.

5)a b Site of the Haymarket Tragedy. City of Chicago Department of Planning and Development, Landmarks Division (2003). Retrieved on 2008-01-19.

6)How May Day Became a Workers' Holiday. The Guide to Life, The Universe and Everything. bbc.co.uk (4 October 2001). Retrieved on 2008-01-19. “(It is) Resolved ... that eight hours shall constitute a legal day's labor from and after May 1, 1886, and that we recommend to labor organizations throughout this district that they so direct their laws so as to conform to this resolution by the time named.”

7)How May Day Became a Workers' Holiday. The Guide to Life, The Universe and Everything. bbc.co.uk (4 October 2001). Retrieved on 2008-01-19.

8)Foner. May Day, pp. 27-28.

9)a b Foner. May Day, p. 28.

10)a b c Avrich, Paul (1984). The Haymarket Tragedy. Princeton: Princeton University Press, p. 186. ISBN 0691006008.

11) B. Foner. May Day, p. 27.

12)Avrich. The Haymarket Tragedy, p. 193.

13)Act II: Let Your Tragedy Be Enacted Here, Moment of Truth. The Dramas of Haymarket. Chicago Historical Society (2000). Retrieved on 2008-01-19. “The details are factually incorrect, because by all accounts Fielden ended his speech before the bomb was thrown, and because the riot did not begin until after the explosion. In [this] depiction, the speech, the explosion, and the riot all take place at once.”

14)"A Hellish Deed: A Dynamite Bomb Thrown into a Crowd of Policemen", Chicago Tribune, May 5, 1886. Retrieved on 2008-01-20. "August Spies, the first speaker, was remarkably mild. He said the meeting was called to discuss the general situation, not for the purpose of raising a row or creating a disturbance."

15)In the Supreme Court of Illinois, Northern Grand Division. March Term, 1887. August Spies, et al. v. The People of the State of Illinois. Abstract of Record. Chicago: Barnard & Gunthorpe, vol. II, p. 129. OCLC 36384114. , quoted in Avrich. The Haymarket Tragedy, pp. 199-200.

16)Avrich. The Haymarket Tragedy, pp. 205-206.

17)Patrolman Mathias J. Degan. The Officer Down Memorial Page, Inc. Retrieved on 2008-01-19.

18)Avrich. The Haymarket Tragedy, pp. 208-209. “Reliable witnesses testified that all the pistol flashes came from the center of the street, where the police were standing, and none from the crowd. Moreover, initial newspaper reports made no mention of firing by civilians. A telegraph pole at the scene was filled with bullet holes, all coming from the direction of the police.”

Ö.Faruk Reca'nın " 1 Mayıs'ın Gözyaşları" isimli kitabından...

1.05.2018 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz