HDP: Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin savaş karşıtlığı hakkının savunucusu ve destekçisiyiz

HDP: Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin savaş karşıtlığı hakkının savunucusu ve destekçisiyiz

HDP: Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin savaş karşıtlığı hakkının savunucusu ve destekçisiyiz

Boğaziçi Üniversitesi’nde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’de gerçekleştirilen Zeytin Dalı Harekâtı kapsamında Afrin merkezine girmesini lokum dağıtarak kutlayan öğrenciler ile "İşgalin, katliamın lokumu olmaz” diyen öğrenciler arasında çıkan gerilim sonrasında gözaltına alınanların sayısı 7'ye çıkarken, konuyla ilgili Halkların Demokratik Partisi'nden (HDP) de konuyla ilgili açıklama geldi. 

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Ayşe Acar Başaran'ın imzasıyla yayınlanan ve "Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri yalnız değildir" başlığını taşıyan açıklamada, öğrencilerin 'Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nin 20. Maddesi'nde tanınan savaş karşıtlığı hakkını, Anayasa ve uluslararası sözleşmeler ile korunan ifade özgürlüğü çerçevesinde kullandığı' belirtildi. 

"Öğrenciler, Erdoğan'ın tehdidi ve talimatı ile yargı ve polisin hedefi haline getirildi"

HDP'den yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın öğrencilerle ilgili sözleri 'bir başka hak ihlali' olarak nitelendirilirken; "Anayasa'da koruma altına alınan 'eğitim hakkı' tek bir kişinin talimatı ile ortadan kaldırılabilecek bir hak değildir. Savaş ve işgal çığırtkanlığına tepki göstermek, yaşam hakkını savunmak suç değildir" dendi. Halkların Demokratik Partisi'nin "Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin ve gençliğin ifade özgürlüğü, eğitim ve savaş karşıtlığı haklarının savunucusu ve destekçisi" olduğu kaydedilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

 

"Efrin'de yaşananlar hakkında demokratik tepkilerini ortaya koyan Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri, AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'ın tehdidi ve talimatı ile yargı ve polisin hedefi haline getirilmiş ve sabaha karşı basılan yurtlarından ve evlerinden gözaltına alınmıştır. 

Türkiye'nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nin 20. Maddesi'nde tanınan savaş karşıtlığı hakkını, Anayasa ve uluslararası sözleşmeler ile korunan ifade özgürlüğü çerçevesinde kullanan öğrencilerin, Cumhurbaşkanı tarafından yasa ve hukuk tanımaz şekilde tehdit edilmesi ve gözaltına alınması kabul edilemez. Bu durum Türkiye Cumhuriyeti'nin, adım adım tehdit ve iktidara muhalif olanların tasfiye edildiği bir yapı haline dönüştüğünün açık kanıtıdır. 

"Savaş ve işgal çığırtkanlığına tepki göstermek suç değildir"

Erdoğan'ın "Bu gençlere üniversitede okuma hakkı vermeyeceğiz" sözleri ise bir başka hak ihlalidir. Anayasa'da koruma altına alınan 'eğitim hakkı' tek bir kişinin talimatı ile ortadan kaldırılabilecek bir hak değildir. Savaş ve işgal çığırtkanlığına tepki göstermek, yaşam hakkını savunmak suç değildir. 

Son dönemlerde gençlere yönelik tehditler ve baskılar artmıştır. Yine gençlik çalışmalarını sürdüren Parti Meclisi üyemiz Berat Kıran da Newroz öncesinde, 20 Mart'ta gözaltına alınmış, halen serbest bırakılmamıştır. Bu operasyonlar muhalif olan gençleri sindirme amaçlıdır. 

Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin ve gençliğin ifade özgürlüğü, eğitim ve savaş karşıtlığı haklarının savunucusu ve destekçisiyiz. Öğrencilerin haklı ve demokratik talepleri, muhalif duruşları bizim ve ülkede barış talep eden her yurttaşın talebidir, özlemidir. Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri yalnız değildir. Onlarla ve gençlerle dayanışma ve mücadeleyi ortaklaştırma çabalarımız kesintisiz devam edecektir." 

25.03.2018 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz