Gaziantep’te 11 avukat haklarındaki soruşturmayı 4 yıl sonra ‘Kısıtlama kararı’yla öğrendi

Gaziantep’te 11 avukat haklarındaki soruşturmayı 4 yıl sonra ‘Kısıtlama kararı’yla öğrendi

Gaziantep’te 11 avukat haklarındaki soruşturmayı 4 yıl sonra ‘Kısıtlama kararı’yla öğrendi

Gaziantep’te 14 Kasım’da gözaltına alınan 54 siyasetçinin müdafiliğini üstlenen 11 avukata getirilen yasak, 4 yıl önce açılmış bir soruşturma dosyasını ortaya çıkardı. Avukatların “Kısıtlılık kararı” ile soruşturmadan haberdar olduğunu belirten Baro Başkanı Bektaş Şarklı, “4 yıl boyunca neden bekletildi?” diye sordu.  

Antep’te 14 Kasım’da Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve Demokratik Toplum Kongresi’ne (DTK) yönelik baskında gözaltına alınan 54 kişinin müdafiliklerini üstlenen 11 avukata getirilen yasağın, 4 yıl önce açılmış bir soruşturma dosyasını ortaya çıkardı. Avukatlar Alaattin Aslan, Berivan Özpolat, Mehmet Alagöz, Mehmet Erdem, Hasan Önder Sulu, Adnan Erol, Yakup Koca, Mustafa Yalçın, Mustafa Hartavi, Mahmut Fermanoğlu ve Kahraman Çiçek hakkında 677 Sayılı KHK ile kapatılan Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi olmaktan kaynaklı “örgüte üye olmak” suçundan yürütülen soruşturma gerekçe gösterilirken, karara ilişkin baronun üst mahkemeye yaptığı itirazda reddedilmişti. 
 
‘4 YIL BOYUNCA NEDEN BİR İŞLEM YAPILMADI?’
 
Baro Başkanı Bektaş Şarklı, kapatılan dernek faaliyetlerinin gerekçe gösterilerek 11 meslektaşı hakkında verilen kısıtlama kararının hukuka aykırı olduğunu dile getirdi. Avukatların savunma mesleğini icra ettiğini hatırlatan Şarklı, şöyle devam etti:  “Bu konuda eleştirdiğimiz nokta, 2016 yılında açılan bir soruşturmanın üzerinden 4 yıl geçtikten sonra böyle bir kısıtlama kararının verilmesidir. O tarihte açılan soruşturma 4 yıl boyunca neden bekletildi? Bununla ilgili varsa savcı beyin elindeki delillerle, bir dava açabilir ya da takipsizlik kararı verilebilirdi. Yani Gaziantep’te ofisleri olan, her gün adliyede olan avukatlar. Peki, neden 4 yıldır ifadelerine başvurulmuyor. Sırf bir savcılık hazırlık dosyası gerekçe gösterilerek yapılmış olması hem evrensel hukuk kuralları açısından hem savunmanın görevini yerine getirmesi açısından ciddi anlamda hak ihlali. Ayrıca meslektaşlarımızın hem maddi hem da manevi olarak zarar görmesi demektir.”
 
‘AMAÇ GÖZDAĞI VERMEKTİR’
 
“Bütün bunları üst üste koyduğumuzda karşımıza hukuksuzluk çıkıyor” diyen Şarklı, avukatların böyle bir hukuksuzlukla karşı karşıya kalmasının çok daha vahim olduğunu dile getirdi. Şarklı, “Belki de amaç avukatlar üzerinden topluma gözdağı vermektir. Düşündüğüm zaman başka bir gerekçe bulamıyorum. Anayasada bahsedilen masumiyet karinesi ihlal edilmiştir. Çünkü bir yargılama yoktur. Avukatların suçlu olup olmadığına mahkeme karar verecek. Savcılık makamı değil. Sanki suçluymuşlar gibi hareket ederek kısıtlama kararı vermiş olması masumiyet karinesinin de hukukçular üzerinden ihlal edilmiş olması demektir. Hukukta kendi içinde çelişiyor. Sorun burada uygulayıcılardadır. Hukuk kuralları herkesi bağlar. Yarın AİHM’de Türkiye tazminata mahkûm edildiğinde ödenecek para hepimizin cebinden çıkacak. Tam tersine hukuku geliştirmek, demokrasiyi tesis etmek, düşünce ve ifade özgürlüğünü genişletmemiz gerekirken biz hala bu gibi işlerle uğraşıyoruz” diye konuştu. 
 
‘KISITLAMA KARARIYLA HABERDAR OLDUK’
 
Kısıtlama kararı getirilen avukatlardan Berivan Özpolat, kararın temel yasalara, Anayasaya, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS), evrensel hukuk kaidelerine aykırı olduğunu ifade etti. Kısıtlama kararının kendilerince hiçbir hukuki dayanağı olmadığının altını çizen Özpolat, “Biz böyle bir soruşturma dosyasının varlığından dahi bu kısıtlama kararıyla birlikte haberdar olduk. Soruşturma dosyası 4 yıl önce açılmış. Kısıtlama kararı getirilen bütün avukatlar bende dahil olmak üzere her gün adliyede olmamıza, kolaylıkla ifadeye çağrılabilmemize rağmen şu ana kadar savcılık tarafından ifadelerimizin alınması yönünde hiçbir girişimde bulunulmamıştır. Bu soruşturma dosyasında 4 yıl içerisinde kolaylıkla hukuki işlemler yapılabilir. Yapılması gerekenler yapılmış olsaydı şimdiye dosyada sonuçlanmış olurdu. Dosyayı sürüncemede bırakarak, suçun şüphelisi olarak atfettikleri kişileri dahi haberdar etmeden, kısıtlama kararını bize tebliğ etmeden, arama yapılan parti binaları önüne giden avukat arkadaşlarımıza ‘Hakkınızda kısıtlama kararı var. Siz bu dosyada avukatlık yapamazsınız’ diyerek kasıtlı bir yaklaşım ortaya koymaları eşitlik ilkesine aykırıdır” dedi.
 
‘HUKUKSUZLUĞUN ÜSTÜNÜ ÖRTMEK İSTEDİLER’
 
Kısıtlama kararı listesinde ismi bulunan Avukat Mehmet Alagöz de ÖHD’nin 2016 yılında kapatıldıktan sonra üyelerinin büyük çoğunluğu hakkında soruşturma başlatıldığını, kendilerinin hakkında da bir soruşturma dosyasının açıldığına dair duyum aldıklarını paylaştı. Savcılıkta sorgulattıkları zaman haklarında açılmış bir dosyanın görünmediğini anlatan Alagöz, şöyle konuştu: “Soruşturmanın varlığından 14 Kasım’da haberdar olduk. O gün vekâletnameleri bizde olan birçok müvekkilimizin evine baskınlar yapıldı. Biz evlere gittiğimiz zaman aramalara katılamayacağımız tarafımıza polislerce söylendi. Getirilen kısıtlama kararının son operasyonda gözaltına alınan kişilere sorulan sorulardan anladığımız kadarıyla hukuksuz olan HDP operasyonunun ifşasının önüne geçme noktasında alınan bir karar olabileceğini düşünüyorum. Bunların bir şekilde gün yüzüne çıkarılması, emniyet ve sorgu hâkimliğinde tartışılması bizler tarafından yapılacaktı. Çünkü kişilerin vekâletnameleri bizdeydi. Bu kararla bunun önüne geçilmek istendi.”
28.11.2019 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz