Demirtaş'a 4 yıl 8 ay, Önder'e 3.5 yıl hapis

Demirtaş'a 4 yıl 8 ay, Önder'e 3.5 yıl hapis

Demirtaş'a 4 yıl 8 ay, Önder'e 3.5 yıl hapis

'Terör örgütü propagandası yapmak' suçlamasıyla HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş'a 4 yıl 8 ay, eski milletvekili Sırrı Süreyya Önder'e de 3 yıl 6 hapis cezası verildi.
 
Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi’nin(HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve eski milletvekili Sırrı Süreyya Önder'in "örgüt propagandası yapmak" iddiasıyla yargılandığı davanın duruşması, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 
 
DURUŞMA SALONUNDA ASKER ABLUKASI 
 
Duruşma, Silivri Cezaevi Kampüsü karşısında bulunan duruşma salonunda görüldü. Duruşmaya, Demirtaş Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı, Önder ise duruşmada hazır bulundu. Çok sayıda Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP) üyesi avukatın katıldığı duruşmayı İsviçre, Kanada Konsoloslukları ile Londra Barosu'ndan avukatlar takip etti. HDP milletvekilleri Dilşad Canbaz, Züleyha Gülüm, Erol Katırcıoğlu, Tuma Çelik ile çok sayıda kişi duruşmayı izledi. Duruşma öncesi, duruşma solunu çevresinde alınan askeri önlemler dikkat çekerken, araçlara yapılan aramalarda HDP bayraklarına askerlerce el konuldu. 
 
DEMİRTAŞ: SAVUNMA YAPMAK İSTEMİYORUM 
 
İlk sözü alan Demirtaş mütalaanın 2 gün önce kendisine tebliğ edildiğini, iddianameye karşı daha önce Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde savunma yaptığını belirterek, “Bu duruşmaya da SEGBİS ile katılmıştım. O duruşmada esasa ilişkin verdiğim savunma baz alınarak son savunma olarak sizin mahkemeniz tarafından dosyaya konuldu. Bundan kaynaklı şu an da savunma yapmak istemiyorum. Avukatlarımın söz almasını talep ediyorum’’ dedi.
Avukat Fırat Epözdemir söz alarak, “Sayın mahkemenizden beklentimiz usül hükümlerini uygulamanız. Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan savunmam okunarak son savunma olarak kabul edilmesi hukuki değildir. Sayın Demirtaş’ın esasen mahkeme huzurunda savunma yapma hakkı vardır. Bir önceki celse almış olduğumuz karar bu yönüyle hukuka aykırıdır. Aldığınız karar yanlış karardır. İddia makamı tüm delilleri toplamadan nasıl mütalaa verebilir” ifadelerini kullandı. 
 
Epözdemir, Demirtaş’ın SEGBİS ile savunmasının alınmasını istedi. Dosyadaki delillerin toplanmasından sonra iddia makamının mütalaasını yenilemesini istedi. 
 
Savcı, talepleri değerlendirerek esas hakkındaki mütalaasını tekrar etti ve Demirtaş’ın esas hakkındaki savunmasını yapmasını istedi. Bunun üzerine mahkeme heyeti, verdiği ara kararda Önder’in 6’ncı duruşmada savunmasını yaptığı ve yeniden yapmasına gerek olmadığı, Demirtaş içinse 30 Nisan 2018 tarihli kararını hatırlatarak Demirtaş’ın savunma yapma talebini reddetti. 
 
DEMİRTAŞ’TAN SON SAVUNMA İSTENDİ 
 
Mahkeme kararı oy birliği ile aldı. Mahkeme başkanı mütalaaya karşı Demirtaş’ın son savunmasını yapmasını istedi. Avukat Fırat Epözdemir karara dair söz almak isteyince heyet tarafından uyarıldı ve tutanağa geçirildi. Ardından Demirtaş savunmaya başladı. Demirtaş yapacağı savunmanın mütalaaya karşı olmadığını ve buna dair yapacağı savunmanın nasıl algılanacağının mahkeme kanaatinde olacağını söyledi ve heyettin takdirine bıraktı. 
 
Demirtaş’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:
 
“Bugün duruşmaya SEGBİS ile katılmamın iki sebebi var. Birinci sebebi, ring aracıyla seyahat etmem sağlık sorunu yönüyle sıkıntılarım. İkinci nedeni ise yapmış olduğunuz tebligatta duruşmaya bizzat katılma veya SEGBİS’e bağlanma takdirini bana bırakmıştınız. SEGBİS ile yargılama yapmak hukuksuzluktur ama bugün benim tercihim.
 
‘SAVUNMA ALINMADAN MÜTALAA VERİLDİ’
 
Bugüne kadar ben ve avukatlarımın bir tek talebini kabul etmediniz. Eğer taleplerimiz dinlenmiş olsaydı bu yargılama çoktan bitmişti. Dosyada söz konusu konuşmanın çözümlenmesi yönünde bilirkişi raporu yokken savunma alınmamışken iddia makamı mütalaa verdi. İddia makamının elinde savunma var mı yok söz konusu konuşma çözümü var mı yok. Peki savcı neye göre mütalaa verdi, neye göre ceza istedi? Peki heyetiniz neden bundan kaçıyor? İki defa Cumhurbaşkanı adayı oldum bu ülkede. Yargılanmalarına kaçtığını yok, siz kaçıyorsunuz, ne konuşmuşsam arkasındayım. Ortada bir kötü niyet varsa bu benim değil. 
 
SİYASİ KİMLİĞİMİZ SİZİ İLGİLENDİRMEZ
 
Mütalaayı bana iki gün önce tebliğ ettiniz. CMK'da mütalaayı 7 gün önceden tebliğ etmeniz gerekiyordu. Neden 2 gün önce tebliğ ettiniz. Mütalaayı iki gün önce verdiğiniz için savunma hazırlayamadım. Bunun için süre istiyorum. Ben savunma hazırladım. Adil bir yargılamayı Türkiye'ye sunmak zorundayız. Biz sizden olağanüstü bir talepte bulunmuyoruz. Ülkenin düşmanı değiliz. Bir an önce karar vermek için çabalıyorsunuz. Nedir bu ön yargı? Bu ülkenin eşit, özgür yurttaşı isek siyasi kimliğimiz sizi ilgilendirmez" dedi.
 
‘GEREKÇESİZ MÜTAALAYA KARŞI NEFESİMİ TÜKETMEYECEĞİM’
 
Demirtaş'ın süre talebini mahkeme heyeti bir kez daha reddetti. Heyet, Demirtaş'ın son savunmasını yapmasını istedi. Demirtaş ise mütalaaya karşı şöyle konuştu: "Ben konuşacağım. Siz bu konuşmamı ne olarak kabul ederseniz. Gerekçesiz, temelsiz bir mütalaaya karşı nefesimi tüketmeyeceğim. Siz bu duruşmaya karar alarak gelmişsiniz. Bu dosyayı okumadan karar vermişsiniz. Yargı kurumuna saygım sonsuz;  ama heyetinize itimattım sıfır. Bana ve Önder'e iki konuşmadan suçlama yöneltiliyor. Yaptığımız konuşma çözümlenmesinde dosyaya konulmuş. İddianamedeki cümle yanlıştır. O yanlış cümleyi de suç olarak kabul etmiyorum. 
 
‘2013 NEWROZ’U TÜRKİYE TARİHİNE YÖN VEREN BİR TARİH’
 
Üç hususa değineceğim. Bir konuşma yargı konusu oluyorsa o konuşmanın tamamı değerlendirilmelidir. İkincisi, o konuşmanın yapıldığı siyasal süreç dikkate alınmalı, üçüncüsü ise o konuşmanın toplum üzerindeki etkisi dikkate alınmalıdır. 2018 Eylül'ün Türkiyesi'nde de, o günde konuşma suç değildir. 2013 Newroz'u Türkiye tarihine yön vermek için bir tarihti. Cumhuriyet döneminin kapsayan bir Kürt sorunu var. Son 40 yıldır ise çatışmalı bir süreç söz konusudur. Bu konuşma yapıldığı dönem demokratikleşme bu ülkenin en önemli gündemiydi.’’
 
 
Demirtaş konuşmasının bu kısmında dönemin hükümet yetkilileri ile hükümete yakın medyanın çözüm sürecine ve PKK Lideri Abdullah Öcalan'a dair yaptıkları haberlerin gazete küpelerini okudu. 
 
Demirtaş şöyle devam etti: “Biz bu konuşmayı yaptıktan iki gün sonra Türkiye'nin kaderi için İmralı yolcusuyduk. Bazı kısımları atlayacağım. Kısa tutmak için.”
 
Mahkeme Başkanı: Kısa tutarsanız iyi olur. Okuduk savunmanızı.
 
Selahattin Demirtaş: Ne zaman okudunuz? 
 
Mahkeme Başkanı: Göz gezdirdik.
 
Selahattin Demirtaş: 150 sayfaya göz gezdirmek. İyiymiş...
 
‘NÖBET TUTAN ASKER BİLE ÇÖZÜM İSTİYORDU’
 
Çözüm süreci benim, arkadaşlarımın ve hükümet eliyle ülkeye barış gelsin diye, CHP ve MHP'nin karşı çıkmasına rağmen, HDP ve AKP, Erdoğan da taşın altına elini koydu. İddianamede kullandığım cümlenin ne anlama geldiğini anlatıyorum. O cümle, basınında işlediği gibi konuşmamdan iki gün önce Devlet Bahçeli'nin yaptığı konuşmaya cevaptır. Bu konuşmam, barış sürecine çok sert karşı olan Bahçeli'den İstanbul Newroz'unda cevap verdim. Asker, elinde silahla nöbet tutanlar bile çözüm istiyordu. 
 
‘POLİS SÜRECİ DEVAM ETTİRİN DİYORDU’
 
Ama başından beri savcı ve mütalaayı veren savcı, konuşmada 'Kandil çok güçlüdür’ iması yaptığını iddia ediyor. Savaş isteyen bir siyasiye karşı barışı isteyen beni yargılıyorsunuz. Savaş şiddet çağrısı yapan ben değilim. Birileri Ankara'da otururken biz Kürt ve Türk gençlerinin ölmemesi için elimizi taşın altına koyduk. Asker, polis, özel hareket yolumuzu kesip 'bu süreci devam ettirin' diyordu. Benim Bahçeli'den söylediğim şey neden savcıyı, yargıyı rahatsız etti. Bu yargılama ile çözüm sürecinden intikam alınmak isteniyor. Bu intikam almayı da sizin mahkemeniz eliyle yapıyorlar. 
 
‘SAYIN ÖCALAN BARIŞ İRADESİNİ ORTAYA KOYDU’
 
Sayın Öcalan Türkiye için barış iradesini ortaya koydu. Çözüm süreci devam etmiş olsaydı bugün ekonomik kriz olmazdı, ölümler olmazdı. Çözüm sürecini bitiren AKP'dir, MHP de buna destek verdi. İmralı'daki tecrit kaldırılmalıdır. Tecrit devam ettikçe bu ülkenin özlemi olan barış getirilemez. 3 yıldır Sayın Öcalan rehin alınmıştır, kendisinden haber alınamıyor. İmralı'da çözüm süreci başladı Ahmet Türk ve Ayla Akat Ata'nın ziyareti ile duyuruldu. 5 Ocak 2013'te ikinci heyet gitti ve resmi olarak kamuoyuna duyuruldu. Bu ziyaretten tam 4 gün sonra üç Kürt kadın Paris'te katledildi. Bugüne kadar tüm çözüm süreçleri bir şekilde provoke edildi. 
Bu çözüm süreci başladığında tüm tarafların ortak kanaati sürecin provoke edilmesiydi. Bu tartışmalar yürütülürken üç Kürt kadın bir büroda infaz edildi. Sakine Cansız çözüm sürecini desteklediğini yazmıştı. Kendisini şahsen tanımam. Leyla Şaylemez'i de tanımam. Ama Fidan Doğan'ı tanırım. Avrupa Parlamentosu'nda resmi lobi çalışanıdır. AKP'liler de, CHP'liler de tanır. Bir AKP milletvekili Fidan Doğan'dan yazısında yazmıştı. Ayrıca kaç toplantıda benim tercümanlığımı yaptı. Üçünün öldürülme nedeni çözüm sürecini bitirmek olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Bu olay, 4 gün önce başlayan çözüm sürecini bitirebilirdi. 
 
Mahkeme Başkanı: Toparlayalım artık. 
 
Selahattin Demirtaş: Çok mu önemsiz şeyler söylüyorum. 
 
Mahkeme Balkanı: Buyurun devam edin. 
 
Selahattin Demirtaş: Ben yüzden suçlanıyorum. Bırakın da açıklayayım. Bunlar terörist değil, bunları öldürenler terörist. 
 
Mahkeme Başkanı: Savunmanızı toparlayın. 1 saat 10 dakikadır konuşuyorsunuz. Bölmedik. 
 
Selahattin Demirtaş: CMK'da bir saat savunma yapma süren mi var? Sanık mahkeme başkanına göre mi savunma yapacak? Bana CMK'da savunma süresine dair bir madde gösterin, ben savunmanın bitireyim.
 
Mahkeme Başkanı: Buyurun devam edin. 
 
Selahattin Demirtaş: 1991 yılında kurulan HEP'in devamıyız. Ben bu konuşmada Newroz şehitlerimizi andım. Sizin için önemli olmayabilir ama bizim için önemlidir. Doksanlar son bu güne bir sürü partilimiz Newroz'larda öldürüldü. Kemal Kurkut kameraların önünde katledildi. Vedat Aydın JİTEM tarafından kaçırıldı, cesedi Maden'de köprü altında bulundu. Bunlar benim şehidimdir. Onlarla gurur duyarım ve anarım. Bunu size soracak değilim. Mehmet Sincar Batman'da sokak ortasında katledildi. Yüz yıllarca ceza verseniz de anarım. Seve Demir Silopi'de katledildi. Partilimdir. Ben parti ve Newroz şehitlerimizi  andım. Bin yıl ceza verseniz de geri adım atmam. Bu üç kadın Paris'in göbeğinde alçakça katledildi. Yakın tarihte olduğu içinde onların şahsını andım. Olaya ilişkin ortaya çıkan belgelerde MİT'in işin içinde olduğu ortaya çıktı. 
 
Mahkeme Başkanı: Kurumları itham edemezsiniz. 
 
Selahattin Demirtaş: FETÖ'cüleri hedef alan sözlerim sizi rahatsız etti. Ben de bunu tutanağa geçiyorum. Ben kurumları itham etmiyorum. Bu soruşturma FETÖ ile ilişkisi bulunan iki kişinin şikayeti ile başladı. 5 yıl sonra yargılanıyor olmamız manidardır. Biz barış mücadelesi yaptık. Türkiye'nin barıştan başka kurtuluşu yok. İmralı’da tecrit sonlandırılmalıdır. Ben barış mücadelesinden geri adım atmayacağım. Ben hukukun üstünlüğüne inanıyorum." 
 
Demirtaş'ın ardından söz alan Sırrı Süreyya Önder ise söz konusu konuşmayı mahkeme heyetine dinletti. Duruşmaya ara verildi. Aranın ardından, kararını açıklayan mahkeme heyeti, Demirtaş’a 4 yıl 8 ay, Önder’e ise 3 yıl 6 ay hapis cezası verdi. 
 
ERTELEMEYE GİDİLMEDİ 
 
Mahkeme heyeti kararında Demirtaş için “Üzerine atılı silahlı terör örgütü propagandası yapmak suçundan eylemine uyan 3713 sayılı yasanın 7/2 maddesi gereğince suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, sanığın terör örgütü lideri Abdullah Öcalan posteri ve yasadığı dövizlerin kullanıldığı Nevruz Mitingi sırasında söylemiş olduğu sözlerin ağırlığı, sanığın söylemde bulunduğu tarihte DBP Eş Genel Başkanı olması nedeniyle söylenen sözlerin toplumda oluşturduğu etki gücü, hitap edilen kitle tarafından algılanma biçimi, sanığı özellikle ‘Bir nöbet kulübesinde bir gece yarısı nöbet tuttunuz mu? Kandil’i dümdüz ederiz diyenler kendilerini davet ediyorum, omuzuna G-3 takıp gitsinler, Bir gece Gabar’da nöbet tutsunlar bakalım. Kandil dümdüz oluyor mu? Olmuyor mu?” sözleri ile silahlı terör örgütünün silahlı mücadelesini desteklediği fikrini benimsemiş olması, sanığın yaptığı konuşmada, ‘Ben bu vesileyle Sakine, Leyla, Fidan arkadaşlarımızın şahsında bütün şehitlerimizi saygı ile anmak istiyorum…” diyerek PKK/KCK silahlı terör örgütü üyelerini sözde şehit olarak göstererek, örgütün şiddet içeren eylemlerini övmesi, sanığın yaptığı konuşmasında kullandığı ifadeler ile suç işleme kastının yoğunluğu, suçun işlenmesi sebebiyle toplumda oluşacak tehlikenin boyutu ve ağırlığı, yapılan konuşmada hem silahlı terör örgütünün propagandasının yapıldığı hem de örgüte ait şiddet içeren eylem ve davranışların meşrulaştırılmaya çalışıldığı” ifadelerini kullandı.
 
Kararda Sırrı Süreyya Önder için ise “Nevruz Mitingi sırasında söylemiş olduğu sözlerin ağırlığı, sanığın etkinlikte yaptığı konuşmada, ‘Size Kürt halk önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın selamlarını getirdim… Bugün de Kürdistan’da onun onurlu evlatlarıyla onur duyuyoruz’ diyerek PKK/KCK silahlı terör örgütü üyeleri ile onur duyduğunu belirterek, örgütün şiddet içeren eylemlerini övmesi, sanığın konuşmasında kullandığı ifadede Türkiye Cumhuriyeti topraklarının bir kısmını sözde Kürdistan olarak nitelendirerek örgütün bölücü ideolojisini yayma ve meşru göstermeye çalışması, örgütün silahlı mücadelesini desteklediği fikrini benimsemiş olması, sanığın sözlerini söylediği tarihte milletvekili olması nedeniyle söylenen sözlerin toplumda oluşturduğu etki gücü, sanığın yaptığı konuşmasında ifadeler ile suç işleme kastının yoğunluğu, suçun işlenmesi sebebiyle toplumda oluşacak tehlikenin boyutu ve ağırlığı” ifadelerine yer verdi.
 
Mahkeme heyeti, verdiği cezalarda ertelemeye gitmedi.
...
7.09.2018 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz