Cumartesi Anneleri 665. kez adalet istedi

Cumartesi Anneleri 665. kez adalet istedi

Cumartesi Anneleri 665. kez adalet istedi

Kayıplarının akıbetini sormak için 655 haftadır Galatasaray Meydanı’nda adalet mücadelesini sürdüren Cumartesi Anneleri’nin bu haftaki oturumuna HDP Milletvekili Pervin Buldan ve CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ile Gezi Eylemleri sırasında polisin attığı gaz fişeğinin başına isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan da katıldı. 

‘İKTİDAR ESKİ DERİN DEVLETİN YENİ SAHİBİ’

Kayıp ailelerinin avukatlığını da yapan CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 9 Kasım 2005’te Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde Umut Kitabevi’nin bombalanması olayını hatırlatarak, “Derin devlet Şemdinli’de suçüstü yakalandı. 2 jandarma görevlisi ile bir itirafçı Umut Kitabevi’ne bomba attılar. Kaçarlarken Şemdinli halkı yakaladı ve devlete teslim etti. Yapılan saldırı sonucu Umut Kitabevi’nde bir vatandaş ölmüştü. Olayın failleri 39 yıl ceza almışlardı. Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi birkaç gün önce tutuklu sanıkların tahliyelerine karar verdi. Aynı mahkeme olayın faillerine örgüt üyeliğinden de beraat verdi. Bu iktidar eski derin devletin yeni sahibi. Roboski’nin sorumluları hiçbir olayı aydınlatamaz. Elleri her zaman kanlı olur. Ancak biz bu meydanda hafızayı taze tutmaya devam edeceğiz” dedi. 

‘YÖNTEMLERİ DEĞİŞTİ ZİHNİYETLERİ AYNI’

“Vicdanların kör kılanların sağır olduğu kayıplarımızı aradık bu meydanda ama her seferinde karşımıza kalın duvarlar çıktı” diyerek söze başlayan kayıp yakınlarından HDP Milletvekili Pervin Buldan, “Fehmi Tosun’u, Hüseyin Aydemir’i, Savaş Buldan’ı kaybedenler zihniyet olarak aynı şeyi yapıyorlar. Yöntemleri değişti ama zihniyetleri değişmedi. Fehmi Tosun ve Hüseyin Aydemir’i beyaz torosla kaçırdılar şimdi SİHA’larla insanları kaybediyorlar çünkü zihniyet değişmedi. Kaybettiklerimizi çıkarsın diye çağrıda bulunduğumuz bu iktidar gelip geçici. Gidecekler ve bize hesap verecekler. Katiller hesap verene kadar, toprağın altına gömdüklerimizi bulana kadar bu mücadele devam edecek” dir konuştu. 

‘SİYASET HERKESİN HAKKIDIR’

22 yıl önce kaybedilen Fehim Tosun’un eşi Hanım Tosun ise şöyle seslendi: “Fehmi’nin hikayesini anlatmayacağım. 22 yıldır aynı hikayeyi anlatıyoruz. Fehmi ve Hüseyin siyaset kimliğine sahipti ama siyaset herkesin hakkıdır. Bu kimliğe sahipler diye kimsenin yargısız infaza hakkı yoktur. Onlar yargısız infazı hak etmemiştir. Çocuklarının gözü önünde gözaltına alındılar. Gözaltına aldıkları o aracın plakasını güvenip size verdik ama hiçbir şey yapmadınız. Fehmi gözaltına alındı ertesi gün beni Gayrettepe Siyasi Şube’ye çağırdılar. Siyasi Şube’den bir yetkili ‘Sen konuşmuyorsun bu adam kaybolacak’ dedi. Demek ki kaybetmek için aldılar. Tüm katiller yargı önüne çıkana kadar iki elim yakanızda olacak. Ben ölsem de bunun hesabını sizden soracak olanlar var.”

‘KAYIP DEMEK HİÇ BİTMEYEN YAS DEMEK’

Galatasaray Meydanı’ndaki eylemle eş zamanlı olarak Diyarbakır’da toplanan Cumartesi Anneleri de Hüseyin Aydemir’i andı. 655. hafta oturumunda Diyarbakır’daki anmaya katılan Hüseyin Aydemir’in çocuklarından Dilan Aydemir’in gönderdiği mektup okundu. Henüz 3 yaşındayken babası kaybedilen Dilan Aydemir mektubunda şu ifadelere yer verdi: “Babam 22 yol önce kaybedildiğinde 3 yaşındaydım. Hayal meyal hatırlıyorum. Öyle onurlu babanın çocukları olmaktan onur duyuyoruz. Babasız olmanın eksikliğini ilk kez ilkokula başladığımda öğretmenim sorunca anladım. Utandığımda  babam yok dedim. Öldü demedim çünkü kimse bize öldüğünü söylemedi. Kayıptı babam. Kayıp demek ne öldü ne yaşıyor demek, hiç bitmeyen umut, hiç bitmeyen yas demek. Nefes aldıkça adaletin peşinde olacağız yaşadıklarımızı kimse yaşamasın diye mücadele edeceğiz. Babamın yakın arkadaşı Fehmi amca 22 yıl sonra hakikat ve adalet arayışında bir araya gelecek. Fehmi amcanın çocuklarıyla mücadele edeceğiz.”

‘KORKMAYIN, BİZİMLE YÜZLEŞİN’

Gözaltında kaybedilen Abdullah Canan’ın oğlu Tayyip Canan da geçtiğimiz haftalarda yaşamını yitiren Güzel anneyi anarak konuşmasına başladı. Canan, “Bizler şunu istiyoruz; devlet arşivlerindeki kayıtlarınızı açın. Korkmayın, bizimle yüzleşin. İnsan öldürmenin zaman aşımı olamaz, bir insanı öldüren insan affedilemez. İnsan doğar en çok 100 yıl yaşar ama bir de onurlu yaşamak var. Onurlu yaşamak herkese nasip olmaz. Fehmi Tosun, Hüseyin Aydemir, Abdullah Canan ve bu meydanda anılan bütün kayıplarımız onurlu yaşamıştır” dedi. 

‘HAKİKATE SAHİP ÇIKMAK İÇİN GALATASARAY’DAYIZ’

655. hafta basın metnini İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplar Komisyonu’ndan Sebla Arcan okudu. “Bu topraklarda yaşanan sistematik bir yok etme politikasına karşı itiraz etmenin ve hesap sormanın bir yolu olarak 655 haftadır Galatasaray’dayız” diye söze başlayan Arcan, “Hakikatin bilgi akışını keserek toplumu bellek kaybına uğratan iktidarlara karşı, bilgi akışı oluşturarak hakikate sahip çıkmak için Galatasaray’dayız. Bugün AKP Hükümetin uluslararası yargı karşısında gözaltında kaybedildiğini kabul ettiği Fehmi Tosun ve Hüseyin Aydemir dosyasını kamuoyuyla yeniden paylaşmak için buluştuk” dedi. 

‘DAVAYI UNUTULMAYA TERK EDEN AKP HÜKÜMETİ SORUMLUDUR’

35 yaşındaki 5 çocuk babası Fehmi Tosun ve 34 yaşındaki 6 çocuk babası Hüseyin Aydemir’in  yaşadıkları ağır baskılar nedeniyle Lice’yi terk ederek aileleriyle birlikte İstanbul’a taşınmak zorunda kaldıklarını hatırlatan Arcan, 19 Ekim 1995 sabahı Fehmi Tosun ve arkadaşı Hüseyin Aydemir’in, birlikte kahvaltı ettikten sonra Tosun ailesinin Avcılar’daki evinden çıktıklarını anlattı. Fehmi Tosun’un aynı gün akşam saatlerinde silahlı, telsizli sivil polisler tarafından 34 UD 597 plakalı Beyaz Toros araçla evinin önüne getirildiğini, kendisini gören eşi ve çocuklarına “Gözaltına alındım, beni öldürecekler” diye bağırdığını anlatan Arcan, olaya çevredeki komşuların da tanık olduğunu söyledi. Olayın hemen ardından Avcılar Karakolu’na giden Hanım Tosun’a “Bizim yapacağımız bir şey yok” denildiğini, Tosun ve Aydemir ailelerinin tüm yasal yollara başvurmalarına rağmen gözaltına alındıklarının devletin bütün kademelerince inkar edildiğini ifade etti. Tosun ve Aydemir dosyalarında etkin bir soruşturma yapılmadığını belirten Arcan, “Fehmi Tosun’un gözaltında kaybedildiğini uluslararası mahkeme önünde kabul eden ama bugüne kadar hiçbir taahhüdünü yerine getirmeyen, bu insanlığa karşı suçu toplumsal hafızanın unutuşuna terk eden AKP hükümetleri sorumludur” dedi. (İstanbul/EVRENSEL)

15.10.2017 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz