Benim numaram 39. Hep 39 numara oldum. Adımı unutmuştum. / Vildan Sevil yazdı

Benim numaram 39. Hep 39 numara oldum. Adımı unutmuştum. / Vildan Sevil yazdı

Eğitimci, düşün insanı, sitemiz yazarlarından Vildan Sevil bir ilke imza attı.Vahşet Okulları Kurbanı Freddy ile Bir Söyleşi gerçekleştirdi

Hangi beyaz adam beni sarhoş gördü? Kim benim yanıma aç geldi ve doyurulmadı? Kim beni karımı döverken ya da çocuklarıma kötü davranırken gördü? Hangi kanunu çiğnedim? Kendimi sevmem yanlış bir şey mi? Derimin renginin kırmızı olması çok mu kötü; ya da bir Sioux olmam; babamın yaşadığı yerde doğmuş olmam; halkım ve topraklarım için canımı verebilecek olmam?”  Oturan Boğa (Tatanka Yotanka)

Toronto’dan kuzeydoğuya, Curve Gölü'ne doğru yola çıkıyoruz. Yine büyük çiftlik arazileri, ormanlar arasından geçip iki saat sonra göle ulaşıyoruz. 

Curve Lake adlı, göl kıyısında küçük bir yerleşim yeri de var. Burada genellikle Kızılderililerin yaşadığını evlerin bahçesine, merdivenlere konan totemlerden anlıyoruz.

Göle yakın bir mesafede tamamen ağaçtan yapılmış, kapı girişinin iki yanında totemler bulunan iki katlı bir binanın önünde duruyoruz. Burası yerlilerin müzesi ve yerli motiflerinin yer aldığı çeşitli ürünlerin satış yeri.

Müzeyi dolaşıyoruz. Bizimle konuşacak birini gözüme kestirmeye çalışıyorum. Yaşlıca bir beyi bulup yatılı okullar ( Canadian İndian Residential schools) hakkında bilgilenmek istediğimizi söylüyoruz. O, bizi başka bir arkadaşına yönlendiriyor. Ona da bilgi veriyor.

 

Freddy Taylor’ı yaptığı resimlerin asıldığı duvarın ve panoların arasında boyalar ve fırçalarla dolu bir masada oturur buluyoruz.

 

Bizi görür görmez masasından kalkıp bana doğru gelen Freddy, “Vay bebek, nereden geldin?” diyor, sarılıyor, masasına dönüyor.

 

Çevirmenlerim, Türkiye’den geldiğimi, öğretmen olduğumu, yazılar yazdığımı, yatılı okulda yetişmiş biri olarak uygun görürse ondan bilgi almak ve yazmak istediğimi söylüyorlar. Freddy anlatıyor:

 

“1950 yılında yaşadığım köyden, buradan benden büyük üç kız kardeşimle birlikte aldılar beni. Onları nereye götürdüklerini bilmiyordum. 6 yaşındaydım.

 

“Seni götüreceğimiz yerde yiyecek, banyo, temiz giysi var” dediler.

Bradford Ontario Yatılı Okulu’na getirildiğim ilk gün çok korkmuştum. Küçüktüm, kardeşlerimden ayrılmıştım, çok ağladım.

 

Okul hapishane gibiydi. Bir tek kelepçe yoktu. Sıraya gir, kıyafet değiştir…

 

Bugünkü hapishaneler gibiydi. Sıraya hızlı girmezsek kahvaltı verilmezdi, ellerimize sopayla vururlardı. Sürekli çalıştırırlar, oyuna falan vakit kalmazdı. Süt sağıp patates ekme ve benzerleri…

 

Hepimize numara vermişlerdi. Benim numaram 39. Hep 39 numara oldum. Adımı unutmuştum. Annemin babamın adını da unutmuştum. İsmimizi söylemek büyük ceza demekti. Kendi dilimizde fısıldarsak bile sopayla dövülürdük. Çok acıtırdı.

 

Okuldayken değişik iki müdür tarafından cinsel istismara uğradım. Biri beyaz, biri zenciydi. Çok gençken bir enstitüye yatırıldım. Çünkü cinsel tacize uğramıştım.

 

10 yıl boyunca her şeyi unutmuştum. Ayrıldığımda ben en küçük çocuktum. 10 yıl sonra Curve Lake’e (Yaşadığı yer) geri döndüğümde ailemin 5 çocuğu daha olmuştu ve yetişkinlerin hepsi de alkolikti. Ailem bana sıcak davranmadı. Kimseyi kendime yakın hissedemedim. Sanırım bana yapılanlardan utanıyorlardı.

 

Döndüğümde hayat çok zordu. Curve Lake’a geldiğimde bana iyi davranan bir kadın vardı. Ben de aptal gibi onu annemin yerine koydum ve verdiği şeyi içtim. Sonra alkol benim tüm hayatımı kapladı.

Devlete ve otoriteye karşı büyük nefret duyuyordum. Travmaları atlatamıyordum. Yasalarla başım derde girdi, suça bulaştım, hapse düştüm, 8 yıl da hapis yattım.

 

Hapisten çıkınca bir tören sırasında, yangın merdiveninden düştüm. Yaralandım, kör oldum. (Gözünde kalın camlı siyah gözlük var. “Şimdi görüyor musun?” diye soramıyorum.)

 

Tedavi sırasında yaratıcının farkına vardım. Onu yanımda hissettim. O yaratıcı beni iyileştirdi. Çünkü benim gibi acı çekenlere, halkıma destek olmamı, yardım etmemi istedi.

 

Şimdi yaşlılar geliyor masama. “Tanrı’ya inanmalısın” diyorlar. Ben de “Saçmalık bunlar” diyorum. Ben dövüldüm, tecavüze uğradım, küçük bir bebektim. Yıllar oldu ama bu travmaları hâlâ atlatamadım. Son 26 yıldır hâlâ iyileşeme yolundayım. Asla iyileşemeyeceğim. Sanki her şey dün olmuş gibi. Ama yaratıcı bana bir armağan verdi. Yaşadıklarımı gömmem ve diğerlerine yardım etmem için.

 

Şimdi biri evlat edindiğim üç çocuğum var. (İncinirse korkusuyla çocukların durumunu soramıyorum.)

 

Şu anda 38 yıl geçti. Her milletten arkadaşım var ama beyazlardan ve zencilerden hâlâ hoşlanmıyorum. Bunun ırkçılıkla ilgisi yok. Onlara bugün de güvenmiyorum. Savunmamı ihmal etmiyorum. Çünkü bana tecavüz eden müdürlerin derileri, siyah ve beyazdı.

Yaratıcı bana “Onları affet ama asla unutma” dedi. Ben de affettim ama unutmuyorum. Yaratıcım yanımda.”

Güvenip de söyleşi yaptığı için üst üste teşekkür ediyorum Freddy Taylor’a. “Benim de vicdanım var” diyorum. Sarılıyor. Resim çektirelim diyor, gözyaşlarımı alakoymakta güçlük çekiyorum, resim çektiriyoruz, ayrılıyoruz.

Bugün Kanada’da o okullardan yetişmiş, sağ kalmış yerlilerin neredeyse tümü alkolik ya da uyuşturucu bağımlısıymış. Freddy kendini kurtaran ender kişilerden biri. Meslek sahibi olanlar da çok nadirmiş. Ortaöğretim görenlerin oranı çok düşükmüş. Üniversite öğrenimi gören ise parmakla sayılacak kadarmış.

Yüzyıllarca yaşanan kıyımın üstüne böylesine vahşi bir eğitime zorlanmaları, sistemden, devletten umudu iyice kesmelerine, güvenlerini tamamen yitirmelerine  neden olmuş.

Doğayla bütünleşerek yaşayan, bilgeliği doğada bulan, ona inanan bu halklar, beyaz adamın sisteminden tamamen umudu kesmişler, bilgiye o sistemde ulaşılabileceğine inanmıyorlarmış. Freddy ve dostları onları düşkünlükten kurtarmak için, kötü alışkanlıklardan vazgeçirerek üretken olmaları için çabalıyorlar şimdi.

Not: Freddy Taylor’un anlattıkları iki çevirmenim tarafından, birbirini destekleyerek doğrudan aktarılmıştır. Ancak anlatımda travmaların etkisi nedeniyle olsa gerek, kronolojik bir dizge izlenmemiş, kimi zaman tekrarlar olmuştur. Ben, sizlere aktarırken kronolojik sıraya soktum ve tekrarlardan arındırdım.

18.10. 2018

Vildan Sevil

18.10.2018 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz