Bakan Gül'e "Kırmızı Liste " Darbesi

Bakan Gül'e "Kırmızı Liste " Darbesi

Bakan Gül'e "Kırmızı Liste " Darbesi

Gaziantepli Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, BM zirvesi toplantısına ABD'nin "Kırmızı Listesi" nde bulunduğu için Türk Heyeti'nde yer alamadı ve ABD'ye gidemiyor. ABD, Bakan Gül'ün Rahip Burunson'a karşılık bu ülkedki mal varlığına el koyma ve uçuş yasağı yaptırım kararı almıştı.

Birleşmiş Milletler ( BM ) 73. Genel Kurulu toplantıları çerçevesinde 193 ülkeden liderler, temsilciler, ışıltılı olduğu kadar sosyo-ekonomik derin tezatlarla dolu New York’ta geleneksel buluşmada...

Mine Esen'in haberine göre, Ankara için ise bu yılki toplantı Suriye, İran krizleri ve tüm bunların merkezinde Trump yönetimi liderliğindeki ABD ile ilişkilerde tarihi çatlağın olduğu bir dönemde gerçekleşmesi açısından ayrı önemde... Hele bir de Washington’ın geçen ay rahip Brunson’ın tutukluğunu gerekçe göstererek Adalet ve İçişleri Bakanları’na yönelik mali ve seyahat yasağı yaptırımlarını da içeren sert adımı sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD topraklarına ilk ziyareti olduğu düşünülürse.

‘Kırmızı liste’ ağırlığı...

Elbette ziyaret ABD yönetimine değil, merkezi New York’ta bulunan BM zirvesi çerçevesinde gerçekleşiyor. Heyette kabinenin, ABD “ambargolu” İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Adalet Bakanı Abdulhamit Gül dışında çoğu ismi var. ABD’nin “kırmızı listesinde” bir anlamda Türkiye’nin de yer alması ise “geleneksel müttefik” topraklarına ziyarete ilişkin ağır tabloyu ortaya koyuyor. Burada verilecek mesajlar Ankara-Washington semalarındaki dumanlı havanın nasıl ilerleyeceği açısından ipuçları barındırabilir.

NATO’nun iki üyesi arasındaki tarihi kriz inişli çıkışlı sürerken tarafların iç siyasi dengeleri de gözeterek “aynı karede” görünmekte pek istekli olmadığı ortada. Zirve öncesinde her iki cepheden de liderlerin programlarında birbirleriyle görüşme olmadığı vurgusu gibi, “bize böyle bir istek gelmedi, gelirse değerlendiririz” tadında top çevirme hâkim. Tabii toplantı aralarında dirsek teması, ya da ayak üstü sohbet, hatta son dakika görüşmesi ise her zaman olduğu gibi uluslararası siyasetin olağan sürprizlerinden...

Trump’ın İran hesabı...

Ankara-Washington hattında el yakan konu başlıklarını hatırlayacak olursak;
Cumhuriyetçi Trump yönetimi kasımdaki Kongre ara seçimleri öncesinde Evangelistlerin destek hesaplarıyla Rahip Brunson’ın serbest kalması için Ankara’ya tam saha baskıda. Diyelim ki Brunson bir şekilde serbest kaldı, ancak sorunlar yumağının çözülmesini beklemek abartılı bir iyimserlik olur... ABD, Ankara’nın Rusya’dan S-400 almasına karşı yaptırımları masaya getirirken Türkiye de Trump yönetimine FETÖ soruşturması, Gülen’in iade süreci, Suriye krizinde YPG desteğine tepkisini sık sık yöneltiyor. Erdoğan’ın New York’taki ilk demeçlerinde “Fırat’ın doğusunda operasyon yapabiliriz” mesajı da dikkat çekici. Ankara bu çıkışla, bir yandan ABD diğer yandan Rusya, İran’a Suriye mesajı verir gibi. YPG etkinliğindeki Rojava’yı hedefe koyarak ABD’ye “Bizle ittifak ol, Mınbiç uzlaşısına uy”, İdlib’de Rusya-İran’a “beni sıkıştırma” dercesine Moskova-Washington çekişmesi üzerinden siyasi manevra alanını genişletmek istiyor olabilir. Ancak böyle bir plan Trump gibi öngörülemez, Putin gibi satranç ustası oyuncular arasında Ankara’nın “artık karar vakti, tarafını seç” hamlesiyle de karşılaşma olasılığını da barındırıyor. Bu aralar ABD’nin tüm bölge hesaplarının kesişme noktası İran. Kasım ayında, Ankara’yı da yakından ilgilendiren enerji merkezli yaptırımları yürürlüğe sokmaya hazırlanıyor. Sarraf, Halk Bankası davaları da bu çerçevede ilişkilerin seyri açısından zorlu sürece işaret ediyor.

25.09.2018 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz