Antep Harbi ve Bir Hüznün Getirdikleri

Antep Harbi ve Bir Hüznün Getirdikleri

Antep Harbi ve Bir Hüznün Getirdikleri

Aslında yaratılış inancında başlar kardeşler arasındaki çelişki. Adem’in oğulları arasındaki “ gizli” husumet kendini bütün kültürlerde gösterir.

Romus ve Romulos, Triodaki Aşil- Paris çelişkisi, şu anda yaşamış olduğum İDA dağlarında büyük tanrı Zeus, oğlu Herkul eşi Hera.

Osmanlı padişahlığında şehzadelerin iktidar olma savaşımı.

Yani tarihin her evresinde tanık olunan “ Rüştünü kanla ispat etme” özelliği.

Rus Edebiyatında ise Dostoyevski’nin romanları bu konuda dünyaya açılmış bu çelişki.

Ancak benim anlatacağım Gaziantepli  iki kardeşin yaşanmış bir olgusu ve Antep Savaşı’nın bilinmeyen bir yönü.

Anne tarafından dedemin adı Ali. Antep’in en zengin tüccarlarından biri. Edindiğim bilgilere göre; Çukurbostan, Küçük Siğorta, Keyvanbey Pasajı, Yeşilsu ve çevresi, Güneydoğu Birliği’in bulunduğu yer v.s kendisine ait.

Dedem beni “ hoppala” kaldırırken iki gözü de görmüyordu. Yaşadığı evin hayatından tuvalete kadar düşmesini önlemek için tel çekilmiş ve dedem bunu takip ederek ihtiyacını görürdü.

Yaklaşık bir yıla yakın önce Büyükoğlu dayım Fehmi Göksen, ardından kızı olan Kuyucuların annesi Nimet ve yaklaşık bir ay kadar önce de Ninem Ayşe Göksen’i 103 yaşında toprağa verdik.

Ninemin ölümünden bir gün önce ise benim bir kız torunum daha dünyaya geldi.

Demem o ki “ Biri gider biri gelir”

Şimdi gelelim konunun özüne:

Kuzenim Şinasi Uzay’la yıllarca sonra bir araya geldik. Cunda Adasında evi var. Başarılı bir işadamı. Dayısı Gaziantep’in yakından tanıdığı işadamı Ali Saner. Spor dünyasındaki lakabı ise “Camız Ali”

Şinasi ile Altınoluk’ta buluştuk. Sonra Küçükkuyu’da “ köpüğü bitmeyen kahve içtik”

İşte yukarıda az da olsa tanıtmaya çalıştığım Dedem Ali Göksen’in kardeşi olan Aktar ( Attar) Ahmet’in torunu Şinasi Uzay.

Yani Şinasi ile ben, iki kardeşin torunlarıyız anlayacağınız.

Nedeni pek bilinmese de iki kardeşin ( dedelerimizin) arasındaki çelişki ailenin diğer fertlerine de yansımış olmalı ki çoğunluğu bir birilerini tanımıyorlar.

Gaziantep Kalesi’ndeki Panorama Müzesi’ni gezdiniz ise orada Antep savaşında bulunanların ( her nedense tuzu kuruların) fotoğraflarını görürsünüz. Sanırsınız ki verilen 6 bin şehidin hepsi zengin.

Resmi Tarihin ötesinde araştırma yaparsanız eğer kimlerin gerçek anlamda savaşa katkı verdiğini anlarsınız.

İşte sevgili Şinasi Uzay’ın Antep Savaşında olan-bitenlerle ( ailemiz ile ilgili bölümünü) kaleme aldığı, hüzün dolu yazıyı aktarıyorum sizlere.

GAZİANTEP SAVUNMASINDA YAŞANMIŞ BİR OLAY

 

Attar Ahmet ( Ahmet Uza)

Çok hayırsever ve varlıklı bir kişi  Halep ve Şamdan toptan Attar  malzemeleri getirip esnaflara satan ayrıca Attarlar pazarında iş yeri olan Gaziantepli bir esnaf.

Boyacı mahallesi, Yokuş sokağın en başı evinin önünden ; Arasa’nın girişindeki semere  kadar. kara taş ile yolu döşetmiştir. Yazıcık’ta, Alleben deresinin üzerine ilk köprüyü Attar Ahmet yaptırmıştır. Etrafı tarafından sayılan, sevilen ,bir çok fakire fukaraya yardımı ile tanınan biri.

Antep savunması başladığında 40’lı yaşlarda  evli  4 çocuk babası, en küçüğü kundakta, en büyüğü ise 8 yaşında . Savunmaya katılmak için eşi  ve çocukları ile vedalaşıp, Şam ve Halep’ten getirdiği Mavzerleri Çete mensuplarına dağıtarak savunmaya katılıyor. Antep Savunmasının en çetin geçtiği ilk üç ayda sayılarının az olması erzak yiyecek ve birçok eksiklerinin olması dolayısı ile artık dayanacak  halleri kalmıyor. Sürekli cephede aç susuz ve hastalıklar başlıyor. Çözüm olarak üçer, dörder kişilik guruplar halinde 3 gün evlerine gidip ailelerini görmeleri moral bulmaları için  izin yapmaları kararlaştırılıyor. İzin sırası Attar Ahmet’e  gelince ,Boyacı mahallesinde bulunan evine geliyor. Eşi ve çocuklarnın  iyi olduğuna seviniyor. Eşine hanım üç aydır bir sıcak çorbaya hasretim bir çorba yaparmısın  diyor,eşi üzgün bir vaziyette evde yiyecek hiç bir şey yok komşulara bakayım belki bulabilirim diye evden çıkıyor. Ahmet evin bir köşesinde bulunan kuyudan su çekip yıkanıyor. Eşi birkaç komşu dolaştıktan sonra karşı kapısı Beşire hanım bende az bir bulgur var sana vereyim diyor ve bir sahan bulguru alıp evine dönerken, Düztepe tarafından Fransızların attığı bir top mermisi ,Attar Ahmet’in eşine isabet ediyor ve kadının her parçası bir tarafa dağlıyor, Top mermisini duyan Ahmet dışarı çıkıp  Eşinin öldüğünü  görünce ,feryat ediyor, istemeseydim bir sahan çorba, Allahım bu başıma gelen nedir diye isyan ediyor. Cenazeyi  defnediyorlar ancak 1’i  kundakta 4 çocuk ortada kalmış, perişan ,gözünün yaşı dinmiyor . Bu arada mutlaka cepheye gitmesi gerekli, kara kara çocukları düşünürken, Aynı mahallede komşuları olan Değirmencioğlu sülalesinden ,Firdevs isimli 19 yaşında genç bir bayan ,Ahmet sen cepheye git, ben senin çocuklarına şehit olsan bile bakarım ,diye söz verir. Firdevs ise kocasının şehit cenazesi cepheden 15 gün önce gelmiş ,kucağında ise kundakta, ikiz bebeği olan dul bir bayan ,vatanı ve çocukların geleceği uğruna büyük bir fedakarlık örneği gösterir. Ahmet bu sözlerin üzerine çocuklarını Firdevs’e teslim eder,vedalaşır ve tekrar Cepheye döner. Savaşın  bitimine kadar üç defa evine çocuklarını görmeye gelir, ancak her gelişinde açlık ve sefaletin arttığını görür . Ancak yapacağı birşey yoktur. Savaşın bitimi ile evine dönen Attar Ahmet çocuklarını teslim ettiği Firdevs’in kucağındaki ikizlerini göremez, ikizler açlıktan ölmüştür. Kendi çocukları ise Firdevs’e anne gözü ile bakmaktadır. Attar Ahmet bu durum karşısında , Firdevs senin eşin ve iki çocuğun öldü benim ise çocuklarımın annesi. Çocuklarım seni anne biliyor, benimle evlenirmisin der .Firdevs bu evliliği kabul eder ve Evlenirler. 

 

BU EVLİLİKTEN

ELİF UZA                             1922  (AZEZLİ) 

ŞEHRİ UZA                          1923  (BIÇKICI)

TURHAN UZA                     1924  (DÜĞMECİ TURAN)

İBRAHİM HALİL UZA      1927 

HÜSEYİN UZA                    1929   ADINDA 5  ÇOCUKLARI OLMUŞTUR.

 

ATTAR AHMET 1931 YILINDA VEFAT ETMİŞTİR.

ANTEP SAVUNMASINDA ,BU ŞEHİR NELER GÖRDÜ ,NELER YAŞADI,YÜZLERCE OLAYDAN YALNIZCA BİR TANESİDİR.   

                                                                                                                                       25-12-2016  ATTAR AHMET TORUNU

(HALİL UZA OĞLU) MEHMET  ŞİNASİ UZAY  

( Atilla Karaduman)

14.01.2017 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz