Siz hiç firari oldunuz mu, Recep Tamam Erdoğan başkanlığındaki AKP hükümeti sayesinde sonunda ben de firari oldum. İlk olarak Türk Dil Kurumu Sözlüğü'ne baktım ve firari olmadığıma karar verdim. Türk Dil Kurumu Sözlüğünde Firari = Kaçak, kaçkın, kaçmış olan kimse olarak geçiyor.

Eyyyy, Emniyet Genel Müdürü, 26 Haziran 2018'de 3 haber yapmış ve internet sayfasına koymuş. Biri Fethullah Gülen'le ilgili, diğeri kaçakçılar, biri de benim haberim. Seçim gecesi sabaha karşı "Hava darbe kokuyor" diye bir tweet attım ve bu ortalığı karıştırdı. Oysa geçen yazımı bekleyip okusalardı, benim darbe olacağını değil, son seçimle darbe gerçekleştiğini yazdığımı anlarlardı.

Konunun detaylarını yazacağım ama ilk olarak şunu söylemem gerekiyor, ben sadece ve sadece eşim Hilal Nesin'in firarisiyim. Almanya'da yayınladığımız ARTI GERÇEK ve ARTI TV'den dolayı evden firar etmiş durumdayım ve ikimiz de inançlarımızdan dolayı bu günlere katlanıyoruz, tek değişiklik, eskiden bana "Aşkım" diye telefon açıyordu, şimdi "Firarim" diye açıyor.

Gelelim konuya, eğer firar etmek isteseydim Özgür Gündem Gazetesi'nde 1 günlük genel yayın müdürlüğü yaptım diye açılan davanın duruşmasına gelmez ve yurt dışına çıkardım. Bunu neden söylüyorum, benim dışımda hiç kimse o gün tutuklanacağımızı hesaplamadı, ben sabah mahkeme için geldiğimde, başta avukatım olmak üzere herkese tutuklanacağımızı söyledim. Çünkü Can Dündar ve Erdem Gül bırakılmış, yerine alınan akademisyen arkadaşlar da bırakılmıştı. O yüzden sansasyon meraklısı Erdoğan bizi işaret etmişti. Tutukluluğumun 9. yada 10. gününde de o sıralar da hapis dolayısıyla firar ettiğim eşim Hilal geldiğinde bizi serbest bıraktıklarında çok sayıda asker alınacağını söyledim. Cin filan değilim, 2014 yılında "Darbe valizim hazır" diye bir yazı yazmıştım. Bu yazıdaki kastım, Erdoğan'ın Türkiye'yi darbeye sürüklediğini göstermekti.

Ve bu dediğim de oldu, herkesin söylediği gibi Erdoğan 15 Temmuz 2016'da darbe planlamadı, darbe olması için her şeyi yaptı ve darbe olacağını da bildiğinden darbeye karşı darbe yaptı ve bu durumda da kimse kendisine itiraz edemedi. 15 Temmuz gecesiyle ilgili çok yazı yazdım, şunu çok iyi belirttiğimi sanıyorum, sadece darbeye akşamüstü başlayanlar değil, darbeyi önlemeye çalışanlar da çok acemiydi. Bu biraz futbol maçı gibidir, ben arkadaşlarımla Fenerbahçe karşısına çıksam, futbolcular bizim saçmalıklarımız karşısında bilemedin yarım saat sonra arasıra da olsa saçmalamaya başlar. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim, 15 Temmuz gecesi Erdoğan'ın uçağına Rus uçaklarının eşlik ettiği söyleniyor ya, Erdoğan o gün firar etti mi, Türkiye'de mi, eğer, mesela Azerbaycan'da değilse Rus uçakları neden ve nasıl kendisine eşlik etti, bunu da bilmek zorundayız sonuçta. Bu Azerbaycan sadece laf ola beri gele, başka biyer de olabilir.

Gelelim ikinci konuya, benim 2003 yılından beri Fransa'da oturumum var, Recep Tamam Erdoğan iktidara geldiğinde Fransa'ya iltica ettim ve nedeni sorulduğunda yabancılar dairesine şunu söyledim: "Türkiye'yi yönetmek için iktidara çok kötü birisi geldi ve hem Türkiye'yi, hem de dünyayı çok karıştıracak, ben artık biraz demokrasi olan bir ülkede yaşamak istiyorum." 2009 yılında da iltica oturumumu sürekli oturuma çevirdim.

Bunu neden söyledim, çünkü Özgür Gündem Gazetesi'ndeki ifadem için mahkeme adalet bakanlığı kanalıyla Fransa'dan ifademi istedi ve ben de Fransa emniyetinde ifademi verdim, çünkü ben zaten ikamet olarak Fransa'daki konsolosluğa kayıtlıyım, yani kaçak neyim değilim. 

Benim ifademi isteyip de alabildiğinize göre firari sayılmam. O yüzden Emniyet Genel Müdürlüğü sayfasından haberim olan cumhurbaşkanına hakaret davasından dolayı da ifademi istemek için bakanlığa yazabilirdiniz. Yazmadınız, çünkü bu davadan haberim olur ve tutuklanmamak için gelmem diye düşündünüz. Oysa hakkımda zaten serbest bırakılmak üzere çıkarttığınız bir tutuklama var.

Şimdi bu emniyetin soruşturmasıyla hakkımda 3. dava açılma olasılığı var ve ben merakla ifade için bekleyeceğim. Eğer biran önce gönderirseniz ben de 1 hafta eşimden firariliğime ara verir ve Fransa'ya gider ifade veririm.

Sayın Emniyet Genel Müdürü ve cumhurbaşkanı, Aziz Nesin'in Yaşar Ne Yaşar Ne yaşamaz kitabını okudunuz mu bilmiyorum ama size kendi yaşamımdan örnek vereyim.

O kitapta Yaşar kimliği olmadığı için hiçbir sosyal haktan yararlanamaz ama kimliği olmasa da her türlü cezayı çeker ve askere alınır. Askere alınır ama teskere almak için kimlik sorun olur, hapsedilir ama tahliyesi de sorun olur.

Paris'ten Köln'e trenle gelirken çantam çalındı ve kimliğim ve pasaportum uçtu gitti. Konsolosluğa gittim ama adalet bakanlığının emriyle bana pasaport ve kimlik verilemeyeceği söylendi. Çok şakacı olduğum söylenir ama bu konularda şaka yaptığım da hiç görülmemiştir. Kimlik ve pasaport vermediğiniz Ahmet Nesin'in ifadesinin alınması için Fransa Adalet Bakanlığı'na yazı yazıyorsunuz, hakkımda başka davalar açıyorsunuz ama pasaport vermiyorsunuz. Kimlik ve pasaport vermiyorsanız beni TC vatandaşı olarak görmüyorsunuz, o zaman neden dava açıyorsunuz? Bu yazıyı yazdıktan 1 hafta sonra pasaportumu vermediğiniz için AİHM'e başvuracağım, kazanmak yada kaybetmek gibi bir derdim yok, sadece dünya bir saçmalığınızı daha öğrensin istiyorum.

Son kez söylüyorum, adresi belli ve o adresten ifadesi alınmış bir kişi firari olamaz, umarım bu saçmalığınızı düzeltir ve ifade vermediğim için hakkımda çıkarmış olduğunuz tutuklama kararını da kaldırırsınız. Kaynak: Artı Gerçek