SİBEL ÖZBUDUN'A SELAM

SİBEL ÖZBUDUN'A SELAM

Akademisyen, antropolog ve yazar, arkadaşım ve hocam Sibel Özbudun'a facebook paylaşımları nedeniyle dava üzerine dava açılıyor. Bunlardan biri olan, "Ankara 35. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından "Suç İşlemeye Alenen Tahrik" suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması 12 Şubat saat 9.00'da görülecek."



Hani bir halk lafı vardır: "Yara izi yiğit insanın nişanıdır" diye. Bu sözcüğü güncelleştirmek gerekiyor. Hakkımızda taciz – hırsızlık- uyuşturucu gibi yüz kızartıcı suçlar dışında açılan - açılacak bu tür davalar bizim için onurdur. Dava haberlerini çerçeveleyip duvara asarız. Ama tabi bu ucube devletin, "demokrat" maskesini çoktan çıkaran "İslam-Türk sentezcisi" AKP hükümetinin hakkımızda açtığı davalar çoğalınca duvarlarımızda yer kalmadı.



Sibel Özbudun akademisyenlerin, aydınların yüz akıdır. Büyük çoğunluğun bir düdük sesiyle ya da Nazım'ın dediği gibi "Gocuklu celep'in sopasını kaldırmasıyla" sürüye katıldığı günümüz Türkiye'sinde "hak-hukuk- adalet- özgürlük- eşitlik" demeye devam eden, bunu hem yazarak, hem konuşarak hem de yürüyerek ifade eden sayılı aydınımızdan biridir. Ankara Düşünceye özgürlük Girişimi'nin düzenlediği "Öncesi ve sonrası ile 1915 İnkâr ve Yüzleşme" adlı sempozyumda onunla aynı oturumda yer almaktan, konuşmacı olmaktan onur duymuştum. Ve ne mutlu bana ki Özbudun, benim hem arkadaşım hem hocamdır. Ne zaman bir yazı hazırlığında sıkışsam imdadıma yetişir, arşivini açar. Elbette sadece arkadaş olduğumuz için bana değil, tanıdığı tanımadığı her insana destek olur. Kent kent dolaşarak panellerde, konferanslarda sunduğu tebliğlerle gençleri aydınlatmaya çalışır.



Yazdığı kitapları üst üste koyduğumuzda boyumu geçer.



O aydın tanımının temiz örneğidir. Bilim dünyasının yüz aklarından biridir. 'Bilim insan'ı diyoruz ya. Bilimci olup insan olamayan çok örnek var dünyamızda ve ülkemizde. Eğer bir bilim insanı sadece laboratuarda çalışıyor ve kafasını kaldırıp dışarı-savaşlara, işkencelere, sömürüye- bakmıyorsa, sorgulamıyorsa o bir aydın değildir. İnsan'lığı da tartışmaya açıktır.



12 Eylül Darbesinden önce ve sonra bilirkişiliğini solcuları 141-142. maddeden mahkum etmek için kullanan sözde bilim 'insan'ı Sulhi Dönmezer'i unutmadık. Yüzlerce aydının hayatını karartan bu insanlık düşmanı adam ölünce, 'Sulhi Dönmezer'e rahmet yok' başlıklı bir makalem yayınlanmıştı.



Araştırıldığında birçok filozof (ve aydının), içinde bulunduğu toplumsal durumun eleştiricisi ve muhalifi olduğu görülmektedir. Sokrates baldıran zehrini içmeye mahkum edilerek öldürüldü. Elea'lı Zenon tirana karşı geldiği için fıçı altında ezilerek öldürülürken, Platon köle pazarında satılmıştı. Aristotoles İskenderin ölümünden sonra kaçıp gizlenmek zorunda kalmıştı. Kendisi de bir aydın olan Che Geuavera Küba Devriminden sonra Küba'ya gelip sizin ne yapabilirim diye soran Marksist aydın Harry Magdoff'a "Gidin ve beni eğitmeye devam edin" demişti.



Çok kullanılan bir örnektir, yineliyorum, Sartre'ın sözleriyle, 'ben atom silahlarını mükemmelleştirmek için, atomun parçalanması üstünde çalışan bilim adamlarına aydın denilemeyeceğini söyleyeceğim: onlar bilim adamıdır. İşte o kadar. Ama yapılmasına göz yumdukları bu silahların yıkıcı gücü karşısında dehşete kapılan bilginler bir araya gelerek kamuoyunu atom bombasının kullanılmasına karşı uyaran bir manifesto imzaladıklarında artık birer aydındırlar.'



Sibel Özbudun tabi ki yalnız değildir.

Sibel Özbudun ve onunla birlikte devlet katliamlarına karşı seslerini yükselten ve baskılara rağmen imzalarının arkasında duran tüm akademisyenleri selamlıyorum.

02.01.2016

okayadil@hotmail.com



ek:

Sibel Özbudun Kimdir?

1956 yılında,İstanbul'da doğdu. Üsküdar Amerikan Kız Lisesi'nden mezun olduktan sonra, Fransa'ya giderek, üç yıl süresince Fransa'da dil ve Paris VII ve Paris X Üniversitelerinde sosyoloji öğrenimi gördü. Türkiye'ye döndükten sonra,İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü'ne girdi. Mezun oldu. Uzun süre yayıncılık (Havass ve Süreç Yayınları) ve çevirmenlik yapan Özbudun;1993 yılında, Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü'nde yüksek lisans eğitimi görmeye başladı. 1995 yılında,aynı bölümde araştırma görevlisi oldu. Doktorasını da aynı üniversitede verdi. İngilizce, Fransızca ve İspanyolca bilen Özbudun'un çok sayıda çeviri ve telif eseri bulunmakta.

Kitapları, yazıları ve söyleşileri için: http://sibelozbudun.blogspot.com/



Kaynakça: direnisteyiz2.org

2.02.2016 (Adil OKAY)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR